TÜRK KAHRAMANLARI
Kutsal bir mekândayız.
Kürsüde üç KAHRAMAN "TÜRK" aydını var.
Prof.Dr Ahmet Çolak,
Prof.Dr Mustafa Erkal,
Prof.Dr Acar sevim.
Onlar son günlerde TÜRK'E yapılan,
Haksızlıkları anlatmak için oradalar.
Ülkemizde oynanan oyunları,
TC'nin kaldırılması,
Anayasada TÜRK ü anlatan maddelerin açık artırmaya çıkarılması.
Açılım süreci ile bölünme projesinin start alması,
Özetle son günlerde oynanan oyunun,
Sahneye konulan TÜRK'ÜN olmadığı,
Tiyatronun aktörlerini deşifre etmek için,
TÜRK insanına gerçekleri anlatmak için oradalar.
Hepimiz huşu ile bu dostları dinliyoruz.
Salon kelebeğin kanat sesini bile,
Hissedecek kadar sesiz ve pür dikkat.
Çünkü bu dostlar TÜRK OCAKLARININ-AYDINLAR OCAĞININ kahramanları.
Tıbbiyeli öğrencilerin kuruluş için ilk stardını verdiği,
Atatürk'ün çoğu konuşmasını yaptığı,
Çok değer verdiği TÜRK Ocaklarının neferleri.
Onlar, hepimiz gibi,
Bu kutsal ocağın kurucuları,
Ziya Gökalp'ın,
Mehmet Emin Yurdakul'un,
Akçuraoğlu Yusuf Beyin,
Ve adını sayamadığım birçok kahramanın TÜRKÇÜLÜK ruhunu taşıyorlar.
Ve insanımız.
Salonu doldurmuş.
Bunlar TÜRK insanları.
Kıyafetleri, davranışları, ilim irfan görmüş beyinleri
Ulu önderimiz ATATÜR' ÜN hayal ettiği biçimde.
Kaliteli ve çağdaş.
Dinliyorlar,
Pür dikkat.
Önce Kadıköy Türk Ocakları Başkanı,
Prof.Dr. Acar Sevim'in bir sunumu oldu.
Acar Hocamız benim, zamanında Bulvar-Tercüman gazetesinden mesai arkadaşım.
Adı gibi sevimli, akıllı,
Ve de zehir gibi bir TÜRK evladı.
O sunumunda, dilinin döndüğünce halimizi anlatılıyor.
TÜRK insanını aydınlatmayı kendilerine misyon edindiklerini,
Bu çabalarının hep sürdüreceğini söylüyor.
Türklüğü ayaklar altına almanın o kadar kolay olmadığına vurgu yapıyor.
Sonra kürsüde benim can dostum,
Aydınlar Ocağı Başkan Yardımcısı,
Prof. Dr Ahmet Çolak yerini alıyor.
Mümtaz bir beyin profesörü.
Amerikalılar kendisine kürsü vermelerine rağmen;
"Ben kendi halkıma hizmet edeceğim" diyerek
Türkiye'ye dönen yüreği büyük bir TÜRKÇÜ.
Ahmet Hocamız Osmanlı'da,
Ve sonrasında Türkçülük hareketinin bir profilini çiziyor.
Atatürk, TÜRK devletinin kurduktan sonra,
Kendini IRKINA yakın hissedenlerin,
Kendi ülkelerine döndüğünü.
Osmanlıdan 17 yeni devlet doğduğunu,
Atatürk'ün etrafında ki 10 paşadan 7sinin,
Kendi ülkesine dönerek kendi genelkurmaylarını oluşturduğunu anlatıyor.
Anadolu da kalanları TÜRKLER,
Ve de kendini TÜRK hissedenler olduğuna dem vuruyor.
Araplar ARAP ülkelerine gitti,
Arnavut Arnavutluğa,
Türkiye'yi benimseyemeyen KÜRT,
Irak, Suriye ve Lübnan'a,
Ermeni Ermenistan'a.
Hocamız Türkiye'yi kuran kurucu iradenin TÜRK olduğunu,
Bu gerçeği İRKİ özürlülerin,
İhanet çemberinin içinde olanların ASLA değiştiremeyeceğini,
Gerekirse bir KURTULUŞ Savaşı daha başlatmaya hazır olduklarını söylüyor.
Ve Güneydoğuya dönerek,
Tunceli'nin adını Dersim yapmak istiyorlar,
Dersim Süryanice bir isimdir,
Diyarbakır'ın adını AMED yapmak istiyorlar,
Amed, Asuricedir ben buna bir anlam veremiyorum" diyor
Ve özel bir şeye dem vuruyor;
"Hakkâri'de 100 yıl önce bir tek KÜRT yoktu,
Diyarbakır'da bu oran yüzde 15 ti.
Şimdi yayılıyorlar, yerleşiyorlar,
Ve burası bizim yani kuracağımız KÜRT Devletinin diyorlar.
Bence kibarlık dönemi artık bitmeli.
TÜRK'ÜN döktüğü kanın bedeli olan hakkını arama dönemi başlamalı.".
Evet, gönül ve de can dostlar,
Böyle bir ortamdaydık işte,
Sonradan kürsüye Gelen,
Aydınlar Ocağı Genel Başkanı, Prof. Dr Mustafa Erkal Hocamız da,
Türkiye'nin halini,
Akademik ve de bilimsel bir pencereden bize anlattı.
Çok mutlu olduk.
Bağıra bağıra istiklal marşımızı okuduk,
Bağıra bağıra Andımızı okuduk,
Ve sesimiz çıktığınca haykırdık;
"Ne mutlu Türküm diyene"diye.
