İstanbul
Kapalı
12°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

BÜYÜME RÜYALARI KÂBUSA DÖNÜŞÜYOR

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

 

Türkiye büyüyor.

Nasıl?

Tüketerek.

İthalat her yıl azalacağı yerde artıyor.

Sürekli ithalat yapıyoruz.

Dışarıdan mal almaya doymuyoruz.

Almaya aç iştahımız AB'nin ve Amerika'nın çok hoşuna gidiyor.

Ne de olsa AB'de nüfus yaşlı.

Eğitimli.

Paraları ve ihtiyaçları varsa alıyorlar.

Bizi; "ALMAYA" programlamışlar.

Kimler mi?

İç dış sermaye.

Televizyon reklamlarının neredeyse tamamı tüketime yönelik.

Mal satmak isteyen sanayici banka ile anlaşıyor.

Tüketiciye yönelik reklamı birlikte hazırlıyorlar.

Sanayici ürün satıyor.

Banka kredi kartı satıyor.

Her eve.

Her kişiye 3-5 kredi kartı gönderiyor.

Vatandaş ödeme zorluğu çekip de asgari tutar ödemeye başladığında, insafsız faizlerle karına kar katıyor

Kampanyalar, halkın tüketim duygularına yönelik hazırlanıyor.

"Falan ürünü alana 12 ay taksit."

"Filan ürünü al, ilk ödemeyi üç ay sonra yap."

Ürün güzel.

Ödeme şartları cazip.

Vatandaş, kredi kartına taksit yaptırıp ürünü eve gönderiyor.

Banka borcunu isteyene kadar keyfini sürüyor.

Asgari borcu dahi ödeyemeyecek konuma geldiğinde de tefecilerin kucağına düşüyor.

***

Cep telefonu çılgınlığı sadece bize özgü değil.

Tüm dünya da yaygın.

Ancak bizdeki tutku farklı.

Cebinde parası olmayanlar.

Yiyecek ekmek bulamayanlar.

Öğrenciler.

İşçiler.

Ameleler.

Yaşlılar…

Hemen herkesin elinde değeri 2 bin liradan başlayan cep telefonu var.

Her biri teknoloji harikası olmasına rağmen,

Çoğu kişi sadece bu telefonların sadece " Aç"-"Kapa" düğmesini kullanıyor.

Bu durum; iktidarın ekmeğine yağ sürüyor.

Çünkü her yeni telefon, yeni vergi demek.

Devlet, geçen yıl, her telefon için 100 lira vergi alıyordu.

Yeni yılda vergi artarak 120 lira oldu

Biraz da rakamlara geçerek ahvalimizi görelim.

Rakamlar, tüketmeyi…

Mal almayı sevdiğimizi gösteriyor.

2013 yılı Ocak-Kasım dönemi dış ticaret verilerine göre;

İhracat geçen yılın aynı dönemine yüzde 0, 8 oranında azalışla 138 milyar 710 milyon dolara gerilemiş.

Neymiş; "sattığımız mal artmış!".

Ya satın aldığımız mallar, yani ithalat ne olmuş?

Bir önceki yıla göre; yüzde 5, 4 artışla 228 milyar 511 milyon dolar düzeyinde gerçekleşmiş.

Özetle, satın alma neredeyse iki misli fazla olmuş.

Bu durumda da; dış ticaret açığımız; bir önceki yıla göre;

"yüzde 16, 8 oranında artışla 89 milyar 800 milyon dolara" yükselmiş.

Ekonomistler deyimi ile ihracatın ithalatı karşılama oranı 3, 8 puan gerileyerek yüzde 64, 5'ten 60, 7 düzeyine inmiş.

İnsanlar yalan söyler.

Gerçekleri saptırabilir.

Rakamlar, üzerinde oynanmadıkça sadece doğruyu gösterir.

Dış ticaret açık rakamı da hiç hoş değil.

Çiçeği burnunda Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık'ın yeni yılın ilk açıklaması oldukça pembe:

-Türkiye dünyanın en büyük 10 ekonomisinden birisi olacak.

Bu temenniye, sadece " İnşallah" diyebiliriz.

Rakamlar ortada.

Üretmeyip, tüketiyoruz.

Tükettiğimizi de dışarıdan satın alıyoruz.

Türkiye, her yıl büyüyor.

Doğru.

Yanlış olan ithalat ile büyümesi.

Bize ait olmayan para ile büyümesi.

Aynen, bankadan aldığı kredi kartlarını, sanki kendi parası gibi düşünmeden kullanan ve banka borçlarını ödeyemediği için evine haciz gelen vatandaşa benziyor.

Türkiye'nin borcu katlanarak artıyor.

Düne kadar borçlarımızı ödeme fazla sıkıntı duymadık.

Nedeni de, borcu kapatmak için yeni borç bulduk.

Sayın Bakan; güzel düşünüyor.

Dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmek herkesin rüyası.

Ne yazık ki; gerçekler rüyaları kâbusa dönüştürüyor.

 

 

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *