MERKEZ'İN SİYASİ KARARI
Biraz “İRONİ” yapalım…
Hayallerdekini yazalım.
Beklenmeyen gerçekleşti!
Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, kendine yakışanı yaptı(!)
Basın toplantısındaki açıklamaları ile piyasaları coşturdu.
Mesajı açık ve netti:
" Doların yükselmesi manidardır. Döviz ya düşecek ya düşecek!"
Daha açıklamanın rüzgârı kapıdan çıkmadan piyasalar mesajı aldı(!)
Dolar anında 1.96 liraya geriledi(!)
Avro ise soluğu 2.50 lirada aldı(!)
Döviz fiyatları dip olunca, borsa tavan yaptı(!)
Faiz lobisinin belinin kırılmasından mutlu olan,
Başbakan, cep telefonundan Merkez Bankası Başkanı’nın numarasını çevirdi.
Erdem Başçı, çalan telefonun ahizesinde Başbakan'ın adını görünce mutluluktan uçacak gibi oldu(!)
Telefona elini uzattığında vücudunu ateş bastı!
Ter içinde kaldı!
Telefon çalmaya devam ediyordu!
Yüreği yerinden çıkacak gibiydi.
Bir anda karanlıklar içinden yüzlerce el, vücudunu sarmaya başladı.
Yüzler yoktu!
"Para...Para...Para..." çığlıkları kulaklarını tırmalıyordu.
Olduğu yere çöktü.
Çığlıklar dinmiyordu
"Para...Para...Para...diye bağırıyordu, yüzleri olmayan gölgeler.
Mutluluğu, karabasana dönüştü.
Ellerinin arasına aldığı başını korkuyla dizlerinin arasına soktu.
Olduğu yerde büzüldükçe büküldü.
Telefon çalmaya devam ediyordu.
Bir anda tüm sesler kesildi.
Telefona uzandı.
Açmak için elini ahizeye götürdüğünde her yer ışık kesti.
Eller kayboldu.
Çığlıklar sustu.
Erdem Başçı, gözlerini açıp yataktan doğrulduğunda
Dayak yemiş gibi yorgun hissetti kendini.
Rüyasını hayra yordu, ancak yüreğine bir sıkıntı oturdu.
Başkanın RÜYA kâbusu uyanması ile son bulmuştu.
Bir an için kendimi Sayın Erdem Başçı’nın yerine koydum.
Ve geceleri göreceğim kâbusları hayal ettim.
Bu sıralar hiç kimse Merkez Bankası Başkanı'nın yerinde olmak istemez.
Böyle bir arzusu olanlar ise doğal olarak, benim hayal ettiğim gibi karabasanlar görerek uyanır.
Herhalde Sayın Erdem Başçı'nın uykuları da bu sıralar pek sağlıklı değildir.
O da faizleri artırmayarak,
Piyasaların tepkisinin üzerine odaklandığının.
İstenmeyen adam, ilan edildiğinin farkında.
Ne yazık ki; yapacağı bir şey yok.
Alınan karar siyasi.
Bu arada Merkez Bankası’nın, ek sıkılaştırma günlerinde bankalar arası piyasalardaki faizleri yüzde 9'a kadar çıkarabileceği sinyalini verdi.
Yani; bir anlamda "örtülü faiz artırımına” gitti.
Ne yazık ki; örtülü faiz işe yaramadı-yaramaz.
Olması da mümkün değil.
Zira özel sektörün kısa vadeli dış borcu 140 milyar doların üzerinde.
Cari açık 61 milyar dolara yükseldi.
Türkiye deki siyasi istikrarsızlık ile Türkiye CDS' leri(risk primi) 250 seviyelerine yükseldi.
Ayrıca, FED'in varlık alımlarını azaltma kararı endişesi de dolar’a talep artıracak.
İşte bu olumsuz beklentiler nedeniyle, Dolar ve Avro faizin artırılmayacağı kararı ile birlikte yeni rekor kırdı.
Piyasalar Merkez Bankası’nın faiz artırım kararı yanında güven verici birkaç müdahalede daha bulunmasını bekliyor.
Aksi durumda artan döviz fiyatları ve önümüzdeki günlerin ekonomik ve siyasi belirsizliği nedeniyle firmaların çok zor durumda kalacağını, seri iflas kararlarının alınacağına dikkat çekiliyor.
Firmaların bilançoların döviz kurları nedeniyle bozulunca doğal olarak, bankaların ikinci dönem kredilerinde daralma yaşanacak.
Ancak, üretmeyen bir Türkiye’de böylesi bir politik faiz kararı alınmasını açıklamak pek kolay değil.
Ne de olsa Türkiye ithalat ile büyüyor.
İthal ürünlerle üretim yapıyor.
Tecrübeler, döviz fiyatlarının çok zor geriye geldiğini gösteriyor.
Belki, ülkede yolsuzluk operasyonları olmasaydı.
”Paralel Devlet” kavgaları yaşanmasıydı.
Polis ve yargıda deprem yaratan değişikliklere gidilmeseydi, döviz rekor üzerine rekor kırmaz bir seviyede tutunurdu.
Ne yazık ki; tutunacak bir nokta yok.
Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, beklendiği gibi piyasaları rahatlatacak bir karar değil,
Ankara’nın istediği kararı aldı.
