DENİZE DÜŞEN CEMAATE SARILIR
MFÖ’ nün şarkısı bir dönem slogan olmuştu:
“Sen neymişsin be abi.”
Aynen bugün gibi.
İktidar, her köşeye sıkıştığında, çıkış için bir kurban buluyor.
Bu sıralar çıkış özrü sadece CEMAAT.
Suriye’de TIR’lar yakalandı.
Suçlu; CEMAAT.
Ekonomide sert rüzgârlar esiyor.
Suçlu; eskiden, faiz lobisiydi, şimdi CEMAAT oldu.
Savcılar yolsuzluk operasyonu başlatıyor.
Suçlu CEMAAT.
Polisler savcı emri ile zanlıları gözaltına alıyor
Suçlu polis.
Yani; ülkede kötü ne varsa.
İktidarı sıkıntıya sokacak her gelişmenin tek bir kaynağı var:
CEMAAT.
Başbakan, CEMAATİ ülkede “Paralel devlet kurmaya çalışmak” ile suçluyor.
Her konuşmasında paralel sözcüklere yer veriyor.
Ancak, eğri oturup, doğrunun hakkını teslim edelim.
Bir başka ülkede olsa başbakanın,
Bakanların, milletvekillerinin İSTİFA edeceği olumsuz gelişmeleri, tereyağından kıl çeker gibi atlamayı beceriyor.
Örnek mi; 4 bakan oğlu ve bakanların karıştığı milyarlarca dolarlık yolsuzluk operasyonu.
Böyle bir operasyon bırakın AB ve Amerika gibi gelişmiş ülkeleri, Afrika’da bir hükümeti düşürürdü.
Bizde n’oldu?
Hükümet, operasyon yapan savcı ve polisleri görevden aldı.
Başbakan meydanlarda, “Yolsuzluk Operasyonu” nu malzeme olarak kullanmaya başlayıp, muhalefete yüklendi.
Yetmedi.
İkinci bir yolsuzluk operasyonu patladı.
Emniyet müdürü, savcı talimatını dinlemedi.
Adalet bakanı, savcıları.
İç işleri Bakanı polisleri görevden aldı.
İş adamlarının, mal varlıkları üzerine konulan tedbir kararları kaldırıldı.
Benzer operasyonlar askere yapıldı.
Hükümet alkışladı.
Bilim insanlarına yapıldı.
Hükümet alkışladı.
Gazetecilere yapıldı.
Hükümet alkışladı. Hatta Başbakan” Ben savcıyım” dedi.
Bugün ise Sayın Demirel’in meşhur sözünü söylüyorlar;
“Dün dündür, bugün bu gündür”
Oysa cezaevlerin dolduğu bu operasyonlar sırasında CEMATİN adı geçiyordu.
Neden iktidardan hiç kimse;
“Birileri paralel devlet kurmaya çalışıyor” diye sesini yükseltmedi?
Neden birileri el öpmek için sürekli Amerika’ya gitti.
Aksine, gazete ve TV’lere yansıyan kaset ve belgeler, muhalefeti sindirmek için meydanlarda koz olarak kullanıldı.
Ne zaman ki, çuvaldız kendilerine battı.
Canları yandı.
Seslerini yükseltmeye başladılar;
“CEMAAT paralel devlet kurmak istiyor.”
Aynı köydeki yalancı çoban hikâyesi.
Çoban, üçüncü yalanından sonra sürüsünü kurtlara kaptırmış.
İktidar da her olumsuz gelişmeyi CEMATA yüklemeye devam edecek olursa, yalancı çoban gibi hüsrana uğrayacak.
Sormak lazım;
Ayakkabı kutusuna milyon Avroları kim koydu?
Bakan oğlunun evine kasalar ve para sayma makineleri nasıl yerleşti?
Rüşvet çetelesini kimler hazırladı?
İktidara soracak olursanız, paralel devlet kurmak isteyen CEMAAT yaptı.
İran’la hayali ihracatta CEMAATİN işi.
Muhalefet, yolsuzluğun 250 milyar dolar olduğunu iddia ediyor.
Rakam çok ciddi.
Neredeyse Türkiye’nin dış borçlarının tamamı.
Böylesi büyük yolsuzluk dünya tarihinde gerçekleşmedi.
Gerçekleşmesi de zor.
Böylesi büyük bir yolsuzluk rakamının telaffuz ediliyor olması bile utanç verici.
250 milyar liralık yolsuzluğu ispatlamak da mümkün değil.
Öncelikle, savcı ve polislere;
“ Bu operasyonları paralel devlet kurmak isteyenler, hükümeti düşürmek için yapılıyor” denilerek izin verilmiyor.
Başlatılan operasyonlar durduruluyor.
Bir defa cin şişeden çıktı.
Tekrar içeri sokmak çok zor.
Yeni bir mucize gerekir.
Görünen o ki;
İktidar, iktidarını korumak için, yalancı çoban gibi CEMAATE yönelik masallar anlatmaya devam edecek.
Belki de gündemi değiştirmek, biraz nefes almak için,
Orduyu da Suriye”ye sokabilirler.
Kim bilir!
Denize düşen acemi yüzücü her şeye sarılabilir çünkü.
Ha bu arada CEMAATE DE bir teşekkür borcumuz var.
O kutu kutu yolsuzluk paralarını,
Ve birilerinin gerçek yüzünü bize gösterdikleri için.
