"POLİS" GAZETECİNİN DÜŞMANI MI?
Çalıştığım gazeteler,
"Milliyetçi" bir yayın politikasına sahip olduğu için.
Bize hep aynı şey öğretildi;
"Polis, asker, güvenlik güçlerimiz,
Bizimdir. Zor şartlarda görev yaparlar,
Sahip çıkalım küçük yanlışları da olsa kalemimizi,
Onlara karşı mümkünse kullanmayalım."
Tercüman Gazetesinde 10 yıllık POLİS Muhabirliğim,
Sırasında bu ilkeyi hep göz önünde tuttum.
Milliyetçi, Türkçü ORTADOGU Gazetesinde de,
Çizgim hiç değişmedi.
Ama bu defa küçük iki olay hakikaten kanıma dokundu.
Ve bugün çizgimden küçük bir SAPMA yapıyorum,
Yazıyorum…
***
Bakırköy'de bir sokak arası.
65 yaşlarında bir öğretmen emeklisi,
Bir saat önce park ettiği emektar arabasını arıyor,
Yerinde yok.
Sokak, öyle trafiği engelleyecek bir sokak değil.
Ama daha fazla prim elde etmek isteyen,
Vakıf çekicileri amcamın arabasını "HİÇ etmişler.
***
Emekli Hocamızın hali içimi acıtırken,
Baktım benim arabam da yerinde yok.
Polis kardeşlerimiz alıp götürmüşler.
Sokakta PARK yapılmayacağına dair bir işaret yok.
Trafiğin akışını engelleyecek bir sokak ta değil.
Amma çekmişler işte.
Hem de üzerinde Emniyet Genel Müdürlüğünce verilmiş BASIN TRAFİK KARTI olmasına rağmen.
Sorduk soruşturduk, otomozun yerini bulduk.
Veli Efendi de bir otopark.
Kimliğimizi verip , 80 milyonda "HARAÇIMIZ" ödedik.
Arabamı teslim aldı.
Ceza makbuzumu S.Aslan adlı bir polisimiz düzenlemiş,
Düşülen notta şöyle yazıyor;
"Dönüşlere engel oluyor".
Bahane bu.
***
Şimdi sadede gelelim,
Basın yayın Genel Müdürlüğü,
Gazeteciler Cemiyeti,
İç İşleri Bakanlığı ile oturmuşlar bir PROTOKOL imzalamışlar.
Kamu hizmeti yapan gazetecileri,
Görev yaparken DAHA RAHAT HAREKET ETMELERİ,
Haberleri daha iyi takip etmeleri için ,
Polislerin trafikte kendilerine yardımcı olmaları sağlamak için,
Bir Basın Trafik kartı vermişler.
Bunu İÇ İŞLERİ BAKANLIĞI vermiş.
Ben otoparkta ki görevliye;
"Arabamda basın trafik kartı vardı,
Otonun park yeri de trafiğe engel değildi,
Ona rağmen niçin çektiler?" diye sorduğumda;
Bana verilen cevap;
"Kim takar sizin kartınızı"oldu.
Buradan sormak isterim,
Sayın İçişleri Bakanı,
Sayın Emniyet Genel Müdürü,
Sayın İstanbul Emniyet Müdürü.
Devlet erkânı CİDDİYET ister.
Madem TAKMAYACAKTINIZ bize bu kartı niçin verdiniz!
Aslında kötü bir süreç yaşıyoruz.
Son yolsuzluk operasyonlarından sonra,
Gazeteciler artık POLİSİMİZİN hedefinde.
Biliyorsunuz yeni İstanbul Emniyet Müdürümüzün ilk icraatı,
Emniyet basın odalarında görev yapan polis muhabirlerini KOVMAK olmuştu.
Sanırım ikinci icraatları da gazetecilerin otolarını,
Gördükleri yerde ÇEKME talimatı olsa gerek.
Özetle dostlar, şu otopark, vakıf, çekici üçgeninde,
Polis muhabirliği yaptığım yıllarda da,
Bazı iddialar vardı. ŞAİBE iddiaları
Bu iddialar hala güncelliğini koruyor.
Bu toplanan paraların gittiği adresle ilgili.
Sonuç olarak gazeteci arkadaşlarıma,
Sevgili vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum,
Siz siz olun arabanızı ÜCRA yerlere park edin.
Çünkü geldiğinizde yerinde bulamama ihtimaliniz var.
Çünkü çekici ve polislerimizin gözlerini "PRİM" bürümüş.
Babalarının arabasını bile bulsalar anında çekiyorlar.
Sanırım bu yolsuzluk olaylarında sonra,
Bazı dosyaların medyaya taşınması,
Gazetecileri de "BİRİNCİ DERECEDE hedef haline getirdi.
İç İşleri Bakanlığının verdiği o trafik kartlarını da güvenmeyin.
Çünkü o kart olan arabayı ÖZELLİKLE çekiyorlar.
Sanırım bu günlerde gazeteci olmak,
Nitelikli suçlu olmakla EŞDEĞER
