Dördüncü kuvvet, sizlere ömür
Güzel söylemiş,
Rahmetli Semavi;
"Kalemini kır ama mesleğini satma"
Aşlında bu söz anlam yüklü.
Gazetecilik yapacak kişinin ahlaklı,
Dürüst,
İdealist,
Bir sürü özelliğe sahip olması gerektiğini anlatıyor.
Gazeteciler toplumların,
Elidir, ayağıdır,
Gözüdür,
Kulağıdır.
Siyasetin çirkinleştiği,
İş hayatının ahlaksızlaştığı,
İnsanların riyakâr olduğu ortamlarda,
Gerçekleri öğrenmek için,
Tek ve de önemli bilgi kaynağıdır.
Siyasetçinin,
Devleti yönetenlerin göstermek istemediğini,
Vatandaşa veya yönetene gazeteciler gösterir.
Özetle ulvi bir görev yaparlar.
Bu görev dünya literatürüne,
Gazetecilik mesleğini 4. kuvvet olarak oturtmuştur.
Yasama, Yürütme, Yargı,
Bir de "BASIN".
O kadar önemlidir gazetecilik.
Peki, bu kutsal mesleği,
Meslektaşlarımız,
Hakikaten, şanla şerefle, onurla,
İcra ediyorlar mı?
Bunun cevabi yapılan son anketlerde var.
Sormuşlar sokaktaki insanlarımıza,
Gazetelere,
Televizyonlara,
Gazetecilere, güveniyor musunuz?
Diye!
Cevaplar mesleğimizin yerin dibine doğru indiği yönünde.
Güvenilmezler listesinde,
Siyasetçilerin bile,
Altına düşmüşüz,
Nasıl düşmeyelim ki!
Yalakamız var.
Yandaşımız var,
İş takipçimiz var,
İhale takipçimiz var.
Gazetecilikten başka,
Her iş yapanımız var,
Bölücülük yapanımız var,
Tekmili birden,
Ne isterseniz yapanımız var.
Hal böyle olunca,
Gazetecilere güvenin,
Diplerde olması gayet normal.
Peki, bunun sebebi ne?
Bence baş suçlu,
Gazeteciliği veya gazetelerini bir baskı aracı olarak sahiplenen iş adamları ve de,
Siyasetçilerimiz.
Basının kendi ulvi hedeflerindeki,
Etkisini, katkısını ve de gücünü öğrenmişler,
Bunu kendi çıkarları doğrultusunda kullanıyorlar.
Çok güzel bir de "TİTRLERİ" var;
"Medya sahibi işadamları".
Adamın parası bol,
İki üç gazete,
Biri iki televizyon sahibi oldu mu!
Siyasetçiler el pençe divan.
Arkasında medya desteği olan işadamları,
Bunu kullanıp zamanında istediği ihaleleri alıyor,
Hatta müdahil olarak hükümetleri devirmeye kadar gidebiliyorlardı.
Özetle gazetecilik mesleği, ticari bir meslek oldu.
Görev icra eden meslektaşlarımız,
Gazetecilikten başka,
Her iş yapan patronların "EMİR KULU" oldu.
Yapılacak işten çok,
Patronların menfaatleri doğrultusunda icra edilecek haberler ön plana çıktı.
Ve bu durum AKP iktidarı ile tersine döndü.
Artık medya patronları,
Basın ve haber güçlerini iktidar lehinde kullanmıyorlarsa,
Baş düşmandırlar.
Gazeteciye-patrona artık,
Tehdit var, fırça var, vergi müfettişi var.
Başbakanımız bile olaya bire bir müdahil göre,
Varın siz o gazetecilerden,
İlkeli namuslu şerefli haber bekleyin.
Cemaat ise bize bir şeyleri gösterdi.
Pandoranını kutusunu açtı,
Buzdağının üzerinde ki bir iki kırıntıyı gözler önüne serdi.
Ya görünmeyenler?
Ya buzdağının DEVASA kısmı,
İnsanın inanın içini ürpertiyor.
