Özerklik tohumları yeşeriyor
BDP, Van'da miting yaptı.
Meydanı on binlerce kişi doldurdu.
Partinin eş genel başkanı Selahhatin Demirtaş'ın konuşmasını büyük bir kalabalık dinledi.
Demirtaş, sürekli AKP'yi eleştirdi.
Kalabalığı işaret ederek;
“AKP burada avuç avuç dolar dağıtsa da, bu kalabalığı toplayamaz” dedi.
Zaza asıllı olan, Ancak Kürt olduğu iddiasında olan,
Demirtaş bence doğruları konuştu.
Özellikle de meydana toplanan kalabalık konusunda.
Sadece AKP değil, CHP'de Van'da böylesine coşkulu bir kalabalık toplayamaz.
“Diğer illerden otobüsler dolusu gelenler oldu” söylemini geçelim.
İktidar için geçerli olan bu gerçek BDP'nin Van mitingi için geçerli değil.
En basit neden olarak da Van depremini gösterebiliriz.
Deprem sonrası devletin şefkatli eli Van'a uzandı mı?
Eh işte.
Ülkenin dört bir yanından toplanan yardımlar ihtiyaç sahiplerine dağıtıldı mı?
Hayır.
Bunun sorumlusu kim?
İktidar.
Oy için kömür dağıtan valiler, kaymakamlar neden?
Bu yardımların dağıtılmasını organize etmediler!
Geçelim yardımları.
İktidar, Suriye'den gelen bir milyondan fazla göçmene kalmaları için ev,
Barınak, prefabrik yemek, içmek dâhil her türlü ihtiyacı karşıladı mı?
Evet.
Halen karşılıyor mu?
Evet.
Sağlık hizmeti veriyor mu?
Evet.
Onlara iş imkânı sunuyor mu?
Evet.
Nakit yardımı yapıyor mu?
Evet.
Peki; iktidar aynı şefkati Van'da sergiledi mi?
Ne gezer.
Kış geldiğinde depremzedeler perişan oldu.
Soğuk, hastalık çadırlara sığınanları kırdı geçirdi.
Çocuklar öldü.
Yaşlılar öldü.
Devlet, Van depremzedelerinin yanında olmadı.
Yardım malzemelerini yağmalanmasına izin veren BDP,
İktidarın bu yanlışını iyi kullandı.
Ayrıca, yardımların yerine ulaşmaması BDP'nin işine geldi.
Belki de bunun için de ayrı bir uğraş verdi.
Van depreminde mağdur olanlar,
Devletin göçmenleri birinci sınıf, kendilerini ise;
İkinci hatta üçüncü sınıf vatandaş olarak görmelerini,
İktidarın verdiği sözleri yerine getirmemesini unutmadı.
Unutmaya da niyetli görünmüyor.
İktidar ve muhalefet Van'da Meydanı dolduran on binleri bu resme bakarak yorumlamalı.
Ki; bu resim hiç iyi bir resim değil.
BDP'nin ekmeğine yağ süren özerklik tartışmalarını ısıtacak.
Zaten, Demirtaş'da dersini alışmış.
Kendine verilen görevi iyi bellemiş;
“30 Mart'tan sonra demokratik özerkliğin inşasına hız vereceğiz” diyerek,
Ülkenin seçim sonrasında nasıl sancılı bir sürece gireceğinin mesajını veriyor.
Demirtaş; ilk olarak, görevi, ülkeyi bölünme sürecine sokmak için çökermek,
Milli değerleri yok etmek olan Amerikan hizmetkârı,
12 Eylül darbecisi Kenan Evren'in dile getirdiği özerklik tartışmalarını sonuçlandırmak için zemin yokluyor.
İktidar; deprem sonrası, başımıza dert olan, sınır illerimizde huzur bırakmayan,
Bu bölgelerde her türlü kötülüğün tohumlarını atıp,
Hudut illerimizden İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlere göç ederek oraları da karıştıran
On binlerce vatandaşımızın işsiz kalmasına neden olan Suriyeli göçmenlere harcadığı milyarlarca dolarların bir kısmını Van'a aktarsaydı.
Deprem olayını ciddiye alsaydı.
Yardımları devlet eliyle dağıtsaydı.
Depremzedeleri açıkta koymasaydı.
Soğuktan koruyup, aş ve iş sağlasaydı.
Her an yanlarında olacağı güvencesini verebilseydi…
BDP, Van'da güç gösterisi yapamazdı.
Yapılana hataları görünce,
Bu kadar basit bir düşünceyi uygulamaya koymak acaba çok mu? Zor!
Sorusu geliyor akıllara.
Ya da…
İnsanın ne aklı,
Ne vicdanı,
Ne de düşünceleri böyle bir soruyu kabul eder.
Ne de böyle bir düşünceyi dillendirebilir.
BDP'ninVan mitingi, ülkenin bölünmesi için toprağa atılan tohumun,
Batı ve yerli iş birlikçilerin sulaması, gübrelemesi sonucu nasıl yeşerdiğini,
Ve boy attığını gösteriyor.
İktidar'ın Van'da bindirilmiş kıtalarla düzenleyeceği miting,
Meydana toplanan halkın göstereceği tepkiler 30 Mart gecesinin göstergesi olacak.
