İstanbul
Parçalı bulutlu
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

EN ÇOK İSRAİL İSTİYOR

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Başbakan açıkladı;

“Suriye ile savaş halindeyiz”.

 Aslında, Suriye sınırında,

Son iki yılda olan da bu.

Biz fiilen savaşın içindeyiz.

Resmen ilan edilmiş bir savaş yok.

Bu konuda TBMM’den geçen bir tasarı yok.

Cumhurbaşkanımızın onayladığı bir;

“SAVAŞ İLANI” belgesi yok.

Ama AKP’nin klasiğinde var.

Onlar isterse kafalarına göre kanun çıkarırlar,

Hâkimin kararını yok sayarlar,

Polisin kararını yok sayarlar,

Savcının kararanı yok sayarlar,

Anayasanın hâkim hükümlerini takmazlar.

Yargının verdiği;

“Yürütme durdurma davalarını” yok sayarlar.

Eh, Parlamentonun vermediği bir kararı da,

Kendilerine göre VAR saymaları doğaldır.

Doğrudur biz ilk günden beri,

Suriye ile SAVAŞIYORUZ.

MİT’imiz orada,

Arada sanal olarak füzeler sallıyor.

Laik Suriye rejimine karşı savaşan,

El Kaide gibi,

İŞİD gibi,

Taliban gibi radikal, kafa kesen,

İslamcı grupların,

Suriye Devletine baş kaldırmış isyancı güçlerin,

Silahları bizden,

İstihbaratları bizden,

Yemeleri-içmeleri bizden,

Sağlık bakımları,

İlaçları bizden,

Yaralananların tedavileri bizden.

Ortam dinlemesinden çıkan gerçek,

3 bin TIR dolusu bir şeyler Suriye’ye gitmiş.

Bunlar nedir?

Yiyecek mi?

Giyecek mi?

Silah mı?

Evet, dostlar AKP iktidarı TÜRK insanının istemediği bir savaşı veriyor.

Buna itiraz edenler bir anda VATAN HAİNİ oluyor.

Ama anlamı olmayan,

Bize hiçbir getirisi olmayacak bir savaş.

Bizim savaşmamızı,

İSRAİL çok istiyor,

Çünkü stratejik çıkarları,

Suriye’nin pasifize edilmesi yönünde.

Yukarıda kendini rahatsız eden bir ülke istemiyor.

Kendisi savaşsa ARAP dünyasını karşısına alır.

Müslüman Türkiye’nin savaşması ballı kaymak.

Bu savası ayrıca,

Katar çok istiyor,

VAHABİ-Suudiler çok istiyor,

İstiyorlar çünkü onlar Şİİ oluşumuna karşı,

Bir SUNNİ eksen peşindeler.

Ve bu mezhep oluşumuna Türkiye’yi de alet ediyorlar.

Dünyada en çok KANIN,

Mezhep savaşlarından döküldüğünü BİLMEZDEN gelerek.

Eh bir de AMERİKA istiyor.

Bizi el altından pohpohlayanlar hep onlardı.

(İslamcı gruplarını görünce bizi ortada bırakan da onlar oldu).

Çünkü kendileri ellerini taşın altına sokmak istemiyorlar.

İran’la müttefik, İsrail’e düşman bir Suriye,

Stratejilerine ters.

Ve de en önemlisi BAŞBAKANIMIZ bu savaşı istiyor.

İslam’ın kılıcı olarak(!)

Müslüman âlemini, mağdurlarını(!) koruyacak.

Ancak korunamayan arabasında yakılan gencecik annemiz o polis kızımı görmezden gelerek.

Binlerce Mehmetçiğin şehit edilişini KELLE olarak yorumlayarak.

Ayrıca IRAK’TA 1 milyon Müslüman ölürken,

Sayın başbakanımız aynı kanıda değildi,

Ölen ABD askerlerine dua etmekle meşguldü.

Peki, bu savaşın bize bir faydası var mı?

Yok gibi.

Öncelikle en uzun sınıra sahip olduğumuz komşumuz Suriye ile

Artık düşmanız.

Yeterince düşmanımız yokmuş gibi!

On yıllar sürecek bir DÜŞMAN ÜLKE daha edindik.

PKK’nın Suriye kolunun önünü açtık,

Özerkliğini ilan ettirdik.

KÜRDİSTAN OLUŞUMUNUN ikinci ayağını oluşturduk.

Sınırlarımız yolgeçen hanına döndü.

Kasamızdan çıkan paralarla insanımız için daha hayırlı işler yapacakken,

Bu paraları bir hiç uğruna oralara harcadık-harcıyoruz.

Ve en önemlisi sevgili dostlar,

Stratejik olarak mutlaka dost olmamız gereken Suriye ile

Bizim bir tek ama savaşmamızı gerektirecek bir tek önemli sebebimiz yok.

Ha kişi bazında var,

Başbakanımız Suriye’de ki ESAT ailesinin en yakın DOSTUYDU,

Anlaşılmaz bir biçimde bir anda en büyük DÜŞMANI(!)oldu.

Neden?

Bunu tarihsel süreç içindeki konuşmalarına bakarak inceleyerek bulabilirsiniz.

Çünkü bir gün AK dediğine ertesi gün KARA demesi,

Başbakanın doğasında var.

 

 

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *