Tapelerden önce, tapelerden sonra
Şu sosyal paylaşım sitelerine takıldım
Özellikle Twittere.
Şirketler ABD şirketi.
Kapitalist sistemde,
Para kazanmaya yönelik şirketler.
Ve arkalarında ABD kalkanı var.
Sadece bizde değil,
Dünyada hakları en çok korunan şirketlerin,
Başında ABD şirketleri gelir.
Başbakanın "vergi vermiyorlar" olayına,
Sonuna kadar katılıyorum.
Ancak bu konuda başbakanın endişesinin,
Vergi mi?
Tapeler mi?
Olduğu konusunda şüphelerim var.
Olayı, Milattan önce, Milattan sonra diye ikiye ayırabiliriz.
Yani tapelerden önce, tapelerden sonra.
AKP Hükümeti on küsur yıldır iktidarda.
Tek parti iktidarının getirdiği bütün avantajları kullanarak,
Ülkeyi idare ediyorlar.
Hesap vermeleri gereken,
Sayıştay'a rapor bile göndermeden,
İşi götürüyorlar.
Şimdi burada sorulması gereken soru şu?
"Tapelerden önce bu sosyal paylaşım siteleri,
Vergi veriyorlar mıydı?".
Tabii ki vermiyorlardı.
Verseler bile devede kulak türündeydi.
Peki, bunca yıldır vergi vermeyen bu siteleri,
Kapatmak tapelerden sonra mı?
Aklınıza geldi!
İkinci soru ise şöyle?
Siz Twitter'i kapatarak,
Youtube'u kapatarak,
Devleti mi?
Korumaya çalışıyorsunuz?
Yoksa kendinizi mi?
Vergi savı sadece topluma bir kapatma kulpu olarak gösterilen,
Kendini haklı gösterme çabası mı?
Yıllarca rahatsız olma,
Ne zaman ki,
Yolsuzluk iddiaları ortaya döküldü,
Ne zaman ki bakan çocukları,
Cezaevlerini boyladı,
Bir anda sosyal paylaşım siteleri tu kaka oldu.
Aynı cemaat olayında olduğu gibi.
Hizmet hareketi ile yıllardır kol kolasınız.
Okullarını büyükelçilik düzeyinde kuruyordunuz.
Türkçe olimpiyatlarının açılış törenlerinde kahramanlık söylemlerinde bulunuyordunuz,
Ölüleri mezardan çıkartıp oy kullandırıyordunuz.
Ergenekon'un avukatı oluyordunuz,
Savcı Öz'ün altına zırhlı Mersedes'inizi veriyordunuz.
Ne zamanki TAPELER ortaya döküldü,
Ne zamanki yolsuzluk iddiaları en yakınlarınıza kadar geldi.
Bir anda cemaat,
Aynı Youtube, Twitter, Face Book gibi,
Tu kaka oldu.
Şimdi başbakanımıza sormak istiyorum,
Bu anlattıklarımda bir yanlışlık,
Bir dengesizlik var mı?
Var!
İşinize geldiği zaman Twivitter, Youtube, Cemaat iyi,
Gelmediği zaman kötü.
Burada sorulması gereken soru Başbakanımıza ait;
"Nerede yanlış yaptım?" sorusu.
Hükümetin tavrının,
Tapelerden önce,
Tapelerden sonra çok farklı yönde seyrettiği.
Ve bütün kinin,
Cemaatin ortaya döktüğü yolsuzluk iddiaları ile ilgili olduğu.
Meselenin özü bu.
Ve Başbakanımızın kendine sorması gereken ikinci soru"
"Sosyal paylaşım sitelerinde en çok hakarete uğrayan Başbakan unvanını nasıl aldı?"
Sebebi belli.
Başbakanın tavırları, uygulamaları, demokrasi konusunda ki düşünceleri bir kısım insanlarca kabul görmüyor.
Bir kısım her şeye rağmen desteklerken,
Bir kısım ülke vatandaşı ise şahsında ölesiye nefret etmektedir.
Özetle hükümet bir yere bir AVM yapmaya kalksa,
İnsanlarımızın kafasında artık;
"Bu AVM'den hangi yandaşlar faydalanacak istifamı vardır".
Bir kanun çıkarsa,
Bu kanunun devleti korumak için mi?
AKP'yi korumak için mi? Çıkarıldığı konusunda şüpheler oluşmaktadır.
Öte yandan sosyal paylaşım sitelerindeki İĞRENÇ hakaretleri ben de okuyorum.
Sonuçta ülkemizin Başbakanı olan bir insana bu tür hakaretleri hiç HOŞ görmüyorum.
Ama olay bu insanları ağzı torba değil büzemesin.
Hakaretlerin önüne geçmenin yolu,
İnsanlara kendini anlatmaktır.
Yoksa sosyal paylaşım sitelerini kapatarak,
Ne yolsuzlukların üstü örtülür,
Ne de hakaretlerin önüne geçersiniz.
Elinizde kalan 8. sınıf bir ülke haline gelen bir Türkiye olur.
