İstanbul
Parçalı bulutlu
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

Türkiye düşmanları fırsat kolluyor

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
Ropörtaj: Ali ÖNCÜ
 
 
Aydınlar Ocağı Başkan Yardımcısı Prof.Dr. Ahmet Çolak, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu iradesi ve saptırma gayretleri üzerine gazetemiz Ortadoğu'ya önemli tesbitlerde bulundu. 
Türk Milleti ve Türkilye Cumhuriyeti Devleti'nin varlığından rahatsız olanların geçmişten günümüze bir çok hesaplar yaptığını belirten Prof.Dr. Ahmet Çolak, şunları anlattı:
"Son yıllarda sistematik bir şekilde Türkiye Cumhuriyetinin kurucu iradesi yok sayılmakta, bunun yerine saptırma gayretleri gerçekmiş gibi kamuoyuna sunulmaktadır.
Gelinen bu noktada Türk milletine ait olan egemenliğimize yeni ortaklar aranmakta, egemenlik adeta birileri ile paylaştırılmak istenmektedir.
Tarihi gerçekler incelendiğinde, bunun böyle olmadığı görülmektedir.
TÜRK milletinin egemenliğinin nasıl tesis edildiğinin derinlemesine incelenmesinde yarar vardır.
30 Ekim 1918 de Mondros mütarekesi ile birinci dünya savaşı bitmiş, Osmanlı İmparatorluğu için parçalanma ve tasfiye süreci fiilen başlamıştır.
İmparatorlukların yıkılması birbirine çok benzer.
1989 sonunda Sovyetler Birliğinin yıkılması ile Osmanlı İmparatorluğunun yıkılması birbirine tıpatıp benzemektedir.
 
19 Mayıs 1919 da Atatürk'ün liderliğinde, Mareşal Fevzi Çakmak ve Kazım Karabekir'in öncülüğünde Türk Devletinin temelleri atılmıştır.
Atatürk ve arkadaşları, kuruluş esnasında kendilerine yardım eden her ne kadar sayıları yüzde 10- 12 olsalar bile kendisini Türk hissedenleri unutmamış, kuruluştaki yardımlarını; "Ne mutlu Türküm diyene" özdeyişiyle ifade etmiştir. Ayrıca "Türk devletini kuran ahaliye Türk Milleti denir "tanımını 1924 anayasasında Anayasal metin haline getirmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti üniter ve milli bir devlet olarak kurulmuştur.
Kendisini TÜRK hissetmemekle birlikte Müslüman olan kavimlerin TÜRK'E kıskançlığı tarihin her döneminde olmuştur.
Çünkü İslam tarihi 1400 yıldır, bu 1400 yılın en az bin yılında İslam'ın liderliği ve bayraktarlığını Türkler ve Türk Milleti yapmıştır.
Diğer Müslüman kavimler, Türk Milletinin kurup yönettiği İslam devletlerinde yaşamıştır.
Bu yaşamaları kendilerinde ciddi bir haset doğurmuştur. 
 
 
HASET
 
Siyasal İslam'ın yıllar içerisinde geliştirdiği teorilerde bu haset "İslam" ve "İslamı yaşama" adı altında kamufle edilmeye çalışılmıştır.
Bunun için din ve milliyet özellikle birbirine karıştırılmış, milliyet görmezden gelinerek din içerisinde dinin adı kullanılarak eritilmek istenmiştir.
Siyasal İslamcıların "Türk müsün, müslüman mısın?"sorularının temelinde baskılanmış bu haset vardır.
Bir Alman'a, Alman mısın? Hıristiyan mısın?
Veya bir Fransız'a Fransız mısın? Yoksa Hıristiyan mısın?
Diye sorsanız bu adam kafayı yemiş din ile milliyeti birbirine karıştırıyor diye sizi polise şikâyet eder.
Maalesef bu soru ülkemizde halen sorulmaktadır.
 
 
KOMPLEKS
Uzun süre haset çeken insanlar, zihinsel dünyalarında KOMPLEKSİ yaşarlar,
Kompleks patolojik bir durumdur. İnsan zihnini kemirir durur.
O nedenle komplekslerden kurtulmak için dikkatler başka yöne yöneltilir.
Hangi milletten olduğumuz önemli değil;
Sadece Müslüman'ız bu bize yeter derler.
Oysa dünyada farklı coğrafyalarda Filistinli Müslüman kardeşi,
Somalili Müslüman kardeşi,
Myanmarlı Müslüman kardeşi,
Bosnalı Müslüman kardeşi olanların,
TÜRK Müslüman kardeşi nedense yoktur(!).
İşte kompleksin insanları gerçeklerden koparması budur.
 
 
KİN
Uzun süre komplekse giren insanlar,  düşünce dünyalarında kinlenirler.
Kinlenenler ellerinde yetki yoksa içine kapanır ve görmezden gelmeye sığınırlar veya yok saymaya devam ederler
Beş bin yıllık Türk Tarihini ve Türklerin kurduğu onlarla ifade edilen Türk devletlerini yok sayarak,
Türk milleti ve Türk yoktur derler.
Ellerinde yetki varsa dördüncü aşamaya kötüleme ve aşağılamaya yönelirler.
 
 
KÖTÜLEME VE AŞAĞILAMA
Kıskandığı haset duyduğun millete karşı aşağılayıcı üsluba yönelirler.
Türk milliyetçiliğini ayaklar altına alırlar, TC ifadesini kaldırırlar.
 
 
SON AŞAMA İNTİKAM
Türk Milletinden intikam almaya giden her şeyi desteklerler. Türk Milletini ve devletini yıkmak için elinden ne gelirse yapmaya çalışırlar."
 
 
 
 
 
 
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *