29 Aralık 2025
Facebook
Twitter
Instagram
YouTube
İstanbul
Açık
3°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

Kimsenin Yaptığı Yanına Kalmaz..!

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

 

Abbasi halifelerinin beşincisi; Harun Reşid,  

sarayının bahçesindeki bir gül fidanını çok beğenir.  

Yaprağı, kokusu, görünüşüyle dikkatini çeken gülü özel bakıma alması için bahçıvana emir verir. Bahçıvan üzerine titremeye başlar gülün ne var ki, sakınan göze çöp batar derler ya. 

Aynen öyle olur. Bir sabah bahçıvan gelip bakar ki, gülün dalına konan bir bülbül, ne kadar yaprak varsa hepsini gagalayarak yere düşürmüş. 

Tek yaprak bırakmamış gülün başında korku içinde koşar halifeye;

Sultanım der, üzerine titrediğimiz gülün yapraklarını bir bülbül gagalayarak yere dökmüş, tek yaprak bırakmamış gülün başında.

Harun Reşid, telaş etmeden cevap verir:

Üzülme efendi üzülme, der, bülbülün yaptığı yanına kalmaz.

Rahat bir nefes alan bahçıvan işine döner, bir gün bakar ki, bir yılan yaprakları düşüren bülbülü yakalamış, yutmak üzere, otların arasında kayıp gidiyor.

Heyecanla yine halifeye gelir:

Sultanım der, bülbülü bir yılan yakalamış, yutarken gördüm.

Sultan yine telaşsız;

Merak etme efendi der, yılanın yaptığı da yanına kalmaz.

Bahçıvan yine işine döner, bir ara bahçede çalışırken otların arasında yılanı görür.

Hemen elindeki küreğiyle darbe üstüne darbe indirerek yılanı orada öldürür.

Sevinçle geldiği halifeye durumu anlatır:

Sultanım der, bülbülü yakalayan yılanı ben de bahçede otlar arasında yakalayıp küreğimle öldürdüm.

Harun Reşid yine sakin:

Bekle efendi bekle der, senin de yaptığın yanına kalmaz.

Nitekim çok geçmez bahçıvan hatalar yapar, yakalayıp halifenin huzuruna çıkarırlar, cezalandırılmasını isterler;

Halife emrini verir; Atın bunu zindana.

Hemen yaka paça zindana doğru götürürken geriye dönen bahçıvan şunları söyler:

Sultanım der, bülbülün yaptığı yanına kalmaz dediniz, onu yılan yuttu. Yılanın yaptığı yanına kalmaz, dediniz, onu da ben öldürdüm. 

Şimdi benim yaptığım da yanıma kalmıyor, sen zindana attırıyorsun. Herkesin yaptığı yanına kalmıyor da senin ki mi yanına kalacak..? Demek sana da bir yapan çıkacak, öyle ise, gel sen bana yapma ki, bir başkası da sana yapmasın.

Harun Reşid, doğru söyledin bahçıvan, diyerek;

Bırakın bahçıvanı, çiçekleri sulamaya devam etsin.

Derler ki; Sultanımız, yaptığı yanına kalır.  

Hayır der, kimsenin yaptığı yanına kalmaz, en ağır şekliyle ahirette ödemeye tehir edilir ama gafil insanlar bunun farkına varamaz da, yaptığı yanına kaldı sanırlar. 

Evet, kimsenin yaptığı yanına kalmaz, bunda hiç şüpheniz olmasın. Yanına kaldı sanılanlar daha ağırıyla ahirette ödemeye tehir edilirler. 

Ne var ki, gafil insanlar bunun farkına varamaz da yaptığı yanına kaldı sanırlar..!

***

Camiye Gidenler ve Namaza Gelenler:

Bir Ramazan günüydü. Abbasi halifesi Harun Reşid, çok sevdiği Behlül Dana hazretlerinden bir rıcada bulunur:

''Akşam namazına camiye gittiğinde namaza gelen herkesi buraya getir de onlara iftar verelim.'' Behlül Dana, akşam ezanı okununca camiye gider. Namaz kılındıktan sonra da beş on kişilik bir grupla Harun Reşid'in yanına giderler. Harun Reşid şaşırır;  Ey Behlül! Ben sana namaza gelen herkesi iftara getir demiştim; ama sen beş on kişiyle geldin. 

O kadar cemaatin arasından bir sofralık bile adam getirmemişsin.

Behlül Dana, Harun Reşid'e şu güzel cevabı verir: Siz, benden camiye gelenleri değil, namaza gelenleri iftara getirmemi istediniz. 

Ben de isteğinizi yerine getirmek için namazdan sonra cami kapısında durup çıkan cemaate hocanın namazda hangi sureyi okuduğunu sordum. 

Bunu da sadece getirdiklerim bildi. Camiye gelen çoktu; ama namaza gelenler demek ki bunlarmış.

Çıkarılacak ders: 

Camiye koşuşan binlerce insan görürsün; 

ama, içlerinde namaza gidenler pek azdır. Kafasında dünyalık işlerle camiye girenler namaza değil, camiye gelmişlerdir.

 

 

 

 

 

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *