ORTADİREK TARİH OLDU
Hükümete göre; ekonomide işler tıkırında.
Açıklanan veriler.
Büyüme hızımız.
Onlarca milyar dolarlık yeni yatırımlar.
Örtülü, örtüsüz harcanan paralar.
Hükümeti doğruluyor.
Ekonomideki durum;
Eli öpülesi büyüklerimizin sıkça söyledikleri gibi;
"Dışı seni içi beni yakar", örneği.
Basit bir örnek verelim.
Japonya, ekonomik olarak dünyanın sayılı ülkelerinden birisi
Kişi başına düşen gelir, Türkiye'den yedi misli fazla.
Buna rağmen, Türkiye'deki milyarder sayısı Japonya'yı birkaç defa katlıyor.
Trajik komik değerleme, Türk ekonomisindeki çarpıklığı yansıtıyor.
Yani; zengin olan 76 milyon değil, birkaç bin kişi.
Eskiden var olan orta direk nostalji oldu.
Nedeni de; ithalata dayalı ekonomi modeli nedeniyle, iç tüketimin borçlandırma ile özendirilmesi.
Doğru olan.
Özlenen.
Servetin birkaç bin kişide toplanmaması.
Milli gelirin tüm kitlelere eşit yayılması.
Esnaf kepenk kapatıyor.
Fabrikalar kapanıyor.
Yasa çıkmasaydı karşılıksız çek patlaması nedeniyle on binlerce kişi cezaevine girecekti.
İşçi kesimi kan ağlıyor.
İşsizlik oranları gerçekleri yansıtmıyor.
Emeklinin-asgari ücretlinin durumu işçiden de beter.
Pazar bitiminde sebze meyve artıklarını evlerine götürmeye çalışıyorlar.
Öğretmen huzursuz ve işsiz.
Doktorlar, tam gün yasası ile ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar.
Asgari ücret ile yaşamanın imkânsız olduğu inkâr edilemeyecek bir gerçek.
Çalışan ve emekli kesim için hayat şartları işkenceye dönüşmüş durumda.
Ne yazık ki; halkın üzerine yapışan bu olumsuzluk düzelecek gibi görünmüyor.
Kendi maaşları için yasa değiştiren,
Halkın yaşam standartlarının düzeltilmesi için kıllarını kıpırdatmayan vekiller,
Milli gelirin Suriyeli mülteciler için harcanmasına ses çıkaramıyorlar.
Dahası bazı belediyeler devlet parasını kendi paraları gibi, Suriyelilere maaş veriyorlar.
Hastanelerde bedava bakıyorlar.
Mülteci çocuklarına.
Göçmen, Kürtlere.
Üniversite kapılarını sınavsız açıyorlar.
Hükümet, bizi ilgilendirmeyen bir savaşın içine balıklama girilmesine göz yumarak;
Sınır bölgelerimizdeki ekonominin bitmesine izin veriyor.
Ekonominin çok iyi olduğunu ifade eden bakanlar, sürekli elektriğe, doğal gaza, suya, benzine zam yapıyor.
Amaçları, halkın cebinde olmayanı da borçlandırarak alarak, cari açığa yama yapmak.
Vekiller bu durumu görmüyor mu?
Görseler.
Biraz onurları.
Gururları olsa.
Maaşlarına yüzde yüz zam yapılmasını kabul etmezler.
Ömür boyu emekliliği ellerinin tersi ile geri çevirirler.
Halk, hastane kuyruklarında çile doldururken VİP ağırlanıp, muayene ve tedavi olmayı kabul etmezler.
Enflasyonun yükselmediğini iddia edenler, bir zahmet çarşı pazar dolaşsınlar.
Halk, kurban bayramı dışında evinde et göremiyor.
Halkın yiyeceği bakliyatların yanına yaklaşmak mümkün değil.
Nohut.
Fasulye.
Mercimek.
Pirinç… Fiyatları ateş pahası.
Bugün, 9-10 lira olan kuru fasulye çok değil 5 yıl önce 1, 5 liraydı.
12 liralık kabak çekirdeği, 32 lira oldu.
Simit 1, 5 lira oluyor.
Televizyon ekranlarında sürekli; zengin sofraları.
Sayıları Japonya'dan fazla milyarderlerin çılgın harcamaları.
Ülke yöneticilerinin eşlerinin kumru yumurtası büyüklüğündeki pırlantaları, takıları.
Milyonlarca Avroluk yalıları.
Yatları… Gösteriliyor.
Habeş insanları gibi kaburgaları çıkmış garibanlar ekrana gelmiyor.
Gazetelere haber olmuyor.
Enflasyon düşüyormuş(!),
Ekonomide işler iyi gidiyormuş(!),
Milli gelirimiz artıyormuş(!),
Ülke ekonomisi bu yıl da büyümüş(!),
Gel de inan!
Bu açıklamalar sanki Türkiye'yi değil de, bir AB ülkesini anlatıyor.
Gerçeği görmek isteyen;
Çarşı Pazar dolaşsın.
Hastaneleri ziyaret etsin.
Gariban evlerine uğrasın.
