İstanbul
Parçalı bulutlu
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

"Yarın kıyamet kopacağını bilseniz bile fidan dikiniz"

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

 

Hükümetin saygı duyduğum icraatlarından birisi, sigara yasağıdır.

Zor bir karardı.

Tepkisi ağır olabilirdi.

AKP daha doğrusu Sayın Erdoğan göze aldı.

Yasak kapsamını zamanla genişletti.

Ve de başarılı oldu.

Türkiye'de kapalı mekânlarda sigara içilmiyor.

Bu yasak sayesinde ciğerlerimiz rahatladı.

Ne yazık ki;

Aynı hükümet ülkenin ciğerlerini yaktı.

Yakmaya devam ediyor.

Ülkenin her yerinde ormanlar katlediliyor.

Tepkiler cılız olduğundan katliam durmuyor.

Soma'da 20 binden fazla zeytin ağacı.

3. Köprü inşaatı için bir milyona yakın ağaç.

Beykoz Riva'da kesilen çamlar.

Marmaris, İçmeler ve Osmaniye'deki manganez madeni için kesilen binlerce ağaç.

İstanbul Teknik Üniversitesi'nin yol genişletmek için kestiği asırlık çınarlar.

Sarıyer Mavramoloz Ormanlarındaki, Koç Üniversitesi'nin yerleşke inşaatı için yok edilen ağaçlar.

Sarıyer-Zekeriya köy'de lüks konutlara kurban edilen ağaçlar.

 

Antalya'nın Kemer ilçesine bağlı Ovacık köyü Pınarcık mevkiindeki 34 dönümlük çam alanının yerle bir edilmesi.

Muğla Selimiye'de baraj için kesilen asırlık binlerce ağaç… Vs.

Yandaş medyada fazla yer bulmuyor.

Böyle olduğu için de ülkedeki ağaç katliamları durmak bilmiyor.

***

 "Dörtnala gelip Uzak Asya'dan

Akdeniz'e bir kısrak başı gibi bu memleket, bizim."

Şairin dediği gibi;

Memleket bizim.

Memleketimizin ağaçları da bizim.

Ne yazık ki;

Oksijen olarak,

Meyve olarak,

Çiçek olarak,

Yakacak olarak,

Kâğıt olarak,

Mobilya olarak,

Gübre olarak,

Sevgi ve güzellik olarak… 

Bize sürekli armağanlar sunan ağaçlarımızı koruyamıyoruz.

***

Ormanlara en büyük darbe ise, Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanlığı döneminde vuruldu.

Gül, TBMM orman alanlarının, Turistik tesis kurulmak üzere Turizm Bakanlığı'na tahsisi yasasını hiç sorgulamadan onaylayarak rant şebekesinin ekmeğine yağ sürdü.

2 B Yasası.

Maden arama izinleri.

Nükleer Enerji Santralleri…

Ve de ormanları katletmek için bekleyen yüzlerce-binlerce proje.

Ciğerlerimizi korumak için oy kaybını göze alarak sigara yasağını getiren hükümetin, ormanların böylesine hızlı katledilmesine izin vermesini anlamak mümkün değil.

***

"Bilekler kan içinde, dişler kenetli 

ayaklar çıplak 

Ve ipek bir halıya benzeyen toprak 

Bu cehennem, bu cennet bizim! "

Ağaç katliamı, Cennet'te Cehennem yaşamaktır.

Onlar da biliyor;

Ormanların yazın ısıyı 5-8 C düşürüp, kışın 1-5 C yükselttiğini.

Bir hektar Ladin ormanının, 32 ton, Kayın ormanının 68 ton, Çam ormanının ise 40 ton toz emdiğini. 

25 metre boyundaki Kayın ağacının saatte 1, 5 kg oksijen ürettiğini. 

100 yaşındaki bir Kayın ağacının 40 kişinin (kirlettiği) çıkardığı karbondioksiti yok ettiğini. 

100 yaşındaki bir Kayın ağacının yılda 30 ton su çekerek erozyonu ve seli önlediğini. 

Onlar da biliyor.

Kan kanserinden ölme riskini 5'te bire düşüren bitkilerin yayılma alanlarının % 90'ının yok edildiğini. 

Türkiye'de, koruma altındaki ormanların tüm ormanların% 2'sini oluşturduğunu, gerisinin rant şebekelerine peş keş çekildiğini.

Onlar da biliyor;

Ormanlardan elde edilen 1 ton kâğıt için; 30 yaşında 60 ağaç kesildiğini.

Türkiye'de doğal ormanlarımızdan yılda ortalama 11 milyon metreküp odun hâsılatı yapıldığını,  

Türkiye'nin en çok ormanı olan ülke sıralamasında gerilere düştüğümüzü.

Ormanlarını en hızlı tüketen ülkeler sıralamasında, İran'ın ardından 2 inci olduğumuzu.

Bilmemizde yarar var.

***

"Kapansın el kapıları bir daha açılmasın 

yok edin insanın insana kulluğunu 

Bu davet bizim! 

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür 

Ve bir orman gibi kardeşçesine 

Bu hasret bizim!" 

Orman katliamlarını unutmayalım.

Unutturmayalım.

Hesabını soralım.

Öncelikle de 1937'den beri bitirilmemiş orman kadastrosunun hesabını soralım.

Şairin dizelerindeki gibi;

"Ormanlar, hasretimiz olmasın" diye;

Bir şeyler yapalım;

İnsanlarımızı, Ormanın düşmanı değil, dostu gören kanunlar düzenleyelim.

Orman ile insanı barıştıran gerçekçi politikalar üretelim.

Orman köylüsünü, sadece ormanı sevdiğimiz için mağdur etmeyelim.

Orman Kanunlarımızı, adaletli uygulanabilir ve kesin ifadeler içerecek şekilde hazırlayalım.

Ormanlarını koruyabilen ülkeleri örnek alalım.

Orman Bakanlığının belli birimlerini özelleştirelim.

Ormanları, ormancılara zimmetleyip, kontrolü elden bırakmayalım.

Köylünün ormanlardan faydalanmasına imkân tanıyalım.

Orman teşkilatındaki ayrık otları temizleyelim.

Başarısız olanların, terfilerini engelleyelim.

Orman yangınları ile mücadele için arozöz alımlarını hızlandıralım.

Yangın uçak ve helikopter ihaleleri gözden geçirip, orman yangınları ile bu uçak ve helikopterlerin ilişkilerini araştıralım.

Her şeyden öte; peygamberimizin; 

"Yarın kıyamet kopacağını bilseniz bile bir fidan dikip Allahın huzuruna öyle gidin sevabı büyüktür" sözünü şiar edinelim.

Fidan dikelim.

Diktirelim.

Domuzlar, yuvaları yok edildiği için, şehre gelmesin.

Kuş seslerini duyalım.

Sonbaharda, toprak ile dökülen yaprakların rengârenk flörtüne tanık olalım.

Bu memleket bizim.

Ormanlar bizim.

Ağaçlar bizim.

Çiçekler bizim.

Onlarla var olan mutluluk bizim. 

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *