MAHŞERİN BEŞ KIRILGAN ATLISI
Bazen sorguluyorum.
Devletin menfaati mi? Ön planda tutulmalı,
Yoksa kişisel çıkarlar, korkular mı?
Aslında devleti yönetmede kin olmamalı.
Asıl olan devleti iyi yönetmek,
İnsanlarımıza iyi bir yaşam imkânı sunmaktır.
Dünya piyasalarına bakıyoruz.
Yıllardır ismi ön planda olan;
"Kırılgan Beşli" olarak adlandırılan,
Beş ülkenin,
Yine gündemde olduğunu görüyoruz.
Kim bu ülkeler;
"Türkiye, Rusya, Brezilya, Güney Afrika Cumhuriyeti
Ve Hindistan".
Şimdi bunların yanına Meksika, Venezüella, Arjantin… Vs. gibi ülkeler de katıldı.
Bu ülkeler, gelişme potansiyeli yüksek,
Tam gelişmiş, ABD, Almanya, Fransa, İngilitere gibi ülkeleri,
Yakalama kapasitesi olan ülkeler olarak adlandırılıyor.
Bu ülkelerin,
Rusya hariç cari açıkta problemleri var.
Döviz rezervleri istenen düzeyde değil.
Ekonomi çarklarını döndürebilmek için,
Sıcak paraya ihtiyaç duyuyorlar.
Daha da öte,
Batılı ekonomistlerin deyimi ile
Ekonomilerinde her an bir kırılganlık,
Bir kriz olabilir, özetle RİSK katsayıları yüksek.
Bu kritik ülkelerin tepe noktaya RUSYA yerleşti.
Batı ve ABD"nin ambargoları sayesinde,
Nefes alamaz, Ekonomisini çeviremez halde.
Döviz rezervlerini ekonomisini rahatlatmak için kullanmaya başladı.
Rus lider PUTİN ülkesini ABD-AB'nin ekonomik ambargo mengenesinden kurtarmak için,
Türkiye, Çin, Hindistan, İran gibi ülkelerle,
Milyarlarca dolarlık anlaşmalar yaptı,
Güney akım projesi gibi tavşan havuçları uzattı.
İyi komşuluk ilişkileri içeren iyi niyet temaslarında bulundu.
Amaç, ülkesini bir nebze olsun batıya olan "TİCARİ" bağımlılıktan soyutlamak,
Ve kendi ekonomisini rahatlamaktı.
Ancak bu hamleler pek sonuç vermedi.
Doğalgaza ve petrole bağımlılığı artık olmayan ABD, Rusya karşısında rahat.
Atını istediği gibi oynatıyor.
Aslında ABD'nin mesajı belli,
Aynı bizim cumhurbaşkanımızın kendi halkına verdiği garip mesaj gibi;
"Taraf olursan, berteraf olursun."
Rusya da Kırım-Ukrayna ile taraf oldu bertarafa doğru koşar adım ilerliyor.
Evet, gönül dostları şu mahşerin ekonomisi riskli atlılarını bir bakalım;
Bu kırılgan beşlinin borsaları diplerde sürünüyor.
Rusya'nın parası dolar karşısında yüzde elli eridi.
Dolar almış başını gidiyor.
Bu ülkelerin büyüme oranları diplerde.
İşsizlik oranları tavanlarda.
En önemlisi ekonomik daralma sinyali veriyorlar.
Yüzde on küsurlarda büyüyen Çin'in büyümesi yüzde 5'lere düştü.
Bu dünya ekonomisi için hiçte iyi bir veri değil.
Bizim büyüme oranımızı yüzde ikilere geriledi.
Ve de ÇİN ve AB ekonomilerinde durgunluktan bahsediliyor.
Hal böyle iken,
Hükümet, ekonomimizi olumsuz yönde etkileyecek,
Bu OPERASYON riskini niye aldı?
Anlamak mümkün değil.
Bunun devleti ilgilendiren bir operasyondan çok,
Siyasetçileri ilgilendiren "SİYASİ" bir operasyon olduğu,
Bir intikam operasyonu olduğu herkesin dillinde.
Yani devlete zararı var, yararı yok gibi.
Ama birilerinin yüreğindeki kini soğutacağı iddiaları yine dillerde.
Peki, sonuçta ne oldu?
Türkiye'de dolar tarihinin en yüksek seviyelerine çıktı.
Doların önü açık, kırılğanlaştı,
Daha nerelere yükseleceği konusunda uzmanlar karamsar.
Doların yükselmesi satın alma gücümüzü düşürdü.
Piyasalarımız korku sardı.
Borsamız bir günde yüzde 4 düştü.
4000 bin puana yakın bir düşüş.
Hükümet, Botaş gibi petrol akaryakıt ithalatçı devlet kurumlarının,
İthalata ödeyecekleri doları kasasından vereceğini deklare etmeseydi,
FED faiz artırımını yapsaydı,
Dolar belki de şimdilerde 2.500'lere yelken açmıştı.
Sonuç olarak yukarımızda ekonomik çıkmaza girme tehlikesi olan,
Bize milyonlarca turist gönderen.
Milyarlarca dolar ticaret hacmimiz olan bir "DEV", RUSYA varken,
Bu tür devletimizi dünyada zora sokan,
Operasyonlara girmek ekonomimiz açısında bence risktir.
Ayrıca yapılan operasyonlar trajik-komik gibi.
Avrupalılar gülüyor,
AB en üst düzeyde eleştiriyor.
ABD sert tepki veriyor, dünya durumu idrak edemiyor.
Bir tek bizim yönetenlerimiz haklı olduklarını söylüyorlar.
Tamam, siyasi iktidarların her zaman muhalifleri vardır.
Yönetme tarzlarını beğenmeyenler olabilir.
Hatta devleti yıkmaya teşebbüs edenler bile olabilir.
Ancak bunlarla mücadele ederken,
Haklı olduğunu, belgelerle, delillerle, kararlarla halka ve dünyaya anlatman gerekir.
Sorulması gereken soru şu;
"Dünya bu operasyonu ciddiye alıyor mu?
Türk halkının büyük çoğunluğu bu operasyona inanıyor mu?".
Bence almıyor ve inanmıyor. Tepkilerin sebebi de bu.
Öyleyse kendin çalar kendin oynarsın.
Ama zararını da yükselen dolar, kaçan sıcak para ile sarsılan ekonomimize olur,
Erozyona uğrayan itibarımızla sırça köşklerden sadece ahkâm keser dururuz.
Söylediklerimizi de kendimizden başka duyan olmaz.
