NE ÇEKTİN BE ERDEM BAŞÇI
Ah an… Ne çektin be Erdem Başçı…
Faiz düşür…
Faiz yükselt.
Faizler sanki yoyo.
Düşür.
Yükselt.
İnsanın içi kalkar.
Sinirleri isyan eder.
Bir dönemin musluk reklamı gibi.
"Aç-kapa Artema"
Başçı işini yapıyor.
Daha doğrusu yapmaya çalışıyor.
Kendi işini yapmaya.
Başkalarının talimatlarını yapmamaya.
Ne kadar başarılı(!)
Direnişi takdire şayan.
Ancak, dışarıdan dikte ettirilen talimatlar başarısını gölgeliyor.
Ekonomi kötüye mi gidiyor,
Günah keçisi Başçı.
Doların freni mi boşaldı;
Sebebi Başçı.
Hani, hükümet seçimleri kaybetse,
Başçı'nın ülke değiştirmesi gerek.
Merkez Bankası'nın Dolar'a karşı çıpası faiz.
Çıpayı uzun süre dengede tuttu.
Doları yerinde sabitledi.
Ancak birileri rahatsız oldu.
Sürekli" Faizler yüksek" diye sesini yükseltti.
Başçı'yı hedef tahtasına koydu.
Hem de dünya para piyasalarını alt üst gelişmeler yaşanırken.
Neydi bu gelişmeler;
İlk olarak İsviçre; altın rezervini artıracağını açıkladı.
Piyasalar sallandı.
Altın yukarı hareket etti.
Daha sonra İsviçre'de yapılan referandumda rezervin artırılmaması kararı çıktı.
Piyasalar duruldu derken İsviçre'den gelen açıklama doların ateşini yükseltti.
İsviçre Merkez Bankası'nın
İsviçre Frangı'nın Euro'ya olan çıpasını kaldırmasıyla Euro sert düştü.
Euro, dolar karşısında 11 yılın dibini gördü.
İsviçre Frangı bu karar ile Dolar, Euro ve TL karşısında yüzde 30 değer kazandı.
Altın fiyatları üç ayın zirvesini gördü
Merkez Bankası bu yaşananlar karşısında temkinli adımlar atmaya çalışırken birileri;
"Faizler yüksek, düşürülmeli" açıklaması yaptı.
Merkez Bankası da birilerinin baskısına dayanamayıp,
"Faizleri düşüreceğiz" dedi.
Ve dolar çıldırdı.
2.4480 ile zirveye fırladı.
Başçı hatasını anlayıp, düşürme kararından vazgeçmek isterken birileri.
"Enflasyonun iki katı faiz var. Böyle çarpıklık olur mu, bunların hepsi düzelecek." açıklaması ile piyasaları çıldırttı.
Para piyasaları güven piyasalarıdır.
Para ürkektir.
Hemen kaçar.
Birileri ile Merkez Bankası arasındaki kayıkçı kavgası sürdükçe, Doların ateşi düşmez.
Peki; Dolar yükselirse ne olur?
Hiç iyi olmaz.
İthalata dayalı üretim yapıyoruz.
Yani, yurt dışından aldığımız ürünlere Amerika'nın değersiz kâğıdı Doları ödüyoruz.
Ürettiğimiz mamulleri ise Euro ile satıyoruz.
Böyle olduğu için de ihracatçılar birileri ile Merkez Bankası arasındaki kayıkçı kavgasını kaygıyla izliyor.
İhracatın ağırlığını;
Otomotiv,
Sanayi mamulleri,
Tekstil ürünleri… Taşıyor.
Doların ateşi sönmez.
Kayıkçı kavgası devam ederse ihracat firmaları birer ikişer havlu atmaya başlar.
Peki, bu gerçeği, birileri bilmiyor mu?
Elbet biliyor.
Bilmemesi mümkün değil.
En azından briyantinli anlatır.
Öyleyse bu inat niye?
Neden ekonomi sabote ediliyor.
Niçin, bağımsız olduğu iddia edilen Merkez Bankası'na bu kadar fazla müdahale ediliyor.
Faizlerin düşmesi herkesin arzusu.
Fakat ekonominin dengelerini bozmadan.
Son günlerde para piyasalarında herkes birbirine aynı şeyi anlatıyor.
İş kurmak için bankaya kredi almaya gidenlerden yetkili önden ve arkadan çekilmiş fotoğraf ister.
Yetkili önden çekilen vesikalığın nedenini;
"İş yapacak göz var mı görmek istiyoruz" diye açıklar.
Arkadan çekilen fotoğrafın nedeni ise oldukça ilginçtir;
"Aldığın krediyi ödeyecek g... tün var mı!"diye
Birilerinin açıklamaları sonrasında Dolar 4 günde yüzde 4 değer kazandı.
Böyle bir kazanç para piyasalarında herkesin mutlu rüyasıdır.
Amerika'da bir yıllık Dolar faizi bile daha düşük.
Bu kayıkçı kavgasının nedeni ne acaba!
Birileri ekonomide ben de varım mı! Demek istiyor.
Yoksa ülkenin kötü gidişatına rağmen gündemde HEP kalmak mı?
İstiyor!
Seçimi siz yapın.
