İstanbul
Parçalı bulutlu
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

HIRSIZLIGIN "FARKI" NAMUSLUDAN ALINIR MI?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Milletvekili seçiyoruz.

Meclise gönderiyoruz.

Yani biz "CUMHURUN" temsilcileri oluyorlar.

Peki, bu muhteremleri,

Meclise ne için gönderiyoruz?

Bizim haklarımızı korumaları,

Bizi daha iyi yönetmeleri,

Devleti daha adil yönetmeleri için.

Peki, durum gerçekten böyle mi?

Değil tabii.

Cumhurun vekillerinin,

Cumhurdan çok kendilerini düşündüğünü,

Cumhurla ilgili olmayan,

Hatta onun aleyhinde olan birçok karara,

Uygulamaya,

Kanuna rahatlıkla imza attıklarını görebilirsiniz.

En basiti ile bir VEKİL 23 bin lira maaş alırken,

Asgari ücretli 930 lira,

Emekli vatandaş 900 lira maaş alıyorsa,

Bu işte bir gariplik,

Bir çarpıklık var demektir.

Demek ki aynı atasözünde olduğu gibi;

"Bal tutan parmağını yalarmış" misali.

Bütün çarpıklıkları dile getirsek,

Sanırım satırlar kifayetsiz kalır.

Biz bu güne dönelim.

Hükümetin altına imza attığı o "GARİP" kanun tasarısına.

Kayıp kaçak,

Kaçak -köçek tasarısına.

Devlet elektrik ihalesi yapmış.

Elektrik şirketlerini özelleştirmiş.

İyi paralara,

Özel sektöre devretmiş.

Bu şirketlerin büyük bölümü de doğuda.

Biz vatandaşlar için,

Bu vatanı "VATAN" olarak gören insanlar için kural belli.

Bir ayda belli miktarda elektrik kullanıyoruz.

Bedelini de her aybaşı gidip tıkır tıkır ödüyoruz.

Ancak doğuda durum aynı değil.

Adamlar öncelikle bedavacılığa alışmışlar.

Siyasi iktidarların onlara göz yummasına da.

Kanunlara karşı gelmelerine ses çıkarmamalarına alışmışlar.

Ayni seçim ulufesi olarak,

Altında Mercedes olan işadamlarına bile,

YEŞİL KART dağıtılması gibi.

Su elektrik vergi türü şeylere devlete ödemiyorlar.

Bunu da alışkanlık haline getirmişler.

Bu işte PKK'nın da yüzde yüz rolü var tabii.

O toprakları "KÜRDİSTAN" olarak görüyorlar.

Ve buralardan üretilen elektriğe, suya para verilmemesi gerektiğini savunuyorlar.

Bunu da bölge insanlarına tavsiye ediyorlar;

"TC'ye niye vergi elektrik veresiniz ki… Onların bize üstüne para vermeleri lazım

Bizi sömürüyorlar" diyorlar.

Ödememelerinin temel argümanı bu.

Su parası almaya gelen dövülüyor.

Elektrik saati okumaya gelen ölümle tehdit ediliyor, dövülüyor.

Vergi isteyen ölümle tehdit ediliyor.

Belediyelerin milyarlarca liralık elektrik-su-vergi borcu var.

Vermiyorlar.

Tahsilâta gelen memurları ise çaresiz.

BDP'li Belediyeler daha da ileri gidip,

Elektrik su şirketlerinin önünü hendeklerle çevirip,

Onları daha da hareketsiz bırakıyorlar.

Özetle DEVLETİ tanımıyorlar.

Olayın içinde bir de çözüm süreci olunca,

Değmeyin keyiflerine gitsin.

Onlara kimse DO-KU-NA-MI-YOR.

Tabii arada büyük bir KAÇAK farkı oluşuyor.

Devlet tahsil edemiyor.

Şirket tahsil edemiyor.

İşin kolayı ne?

Basit; 

"Namuslu, devlete karşı yükümlülüklerini yerine getiren

 Güneydoğu'nun dışındaki,

TÜRK vatandaşlarının BOĞAZINA BASMAK".

Hükümette bunu yapıyor.

Haksız bir şekilde.

Hiç yetkisi olmadığı halde,

Adeta GASP edercesine,

Hiçbirimizin rızası olmadan,

PKK yandaşı militan KÜRTLERİN hırsızlık bakiyelerini,

Biz den topluyorlar.

Bu durum devletin artık günü kotarmaya çalıştığı,

Aynı AYN-ÜL-ARAP olaylarından sonra olduğu gibi,

ACZİYET içinde olduğunu gösteriyor.

Adam elektrik parası vermeyen hainin parasını benden alıyor.

Ama gidip ondan tahsil edemiyor.

Gidip elektriğini kesecek gücü yok.

Ona, bunun suç, hırsızlık olduğunu söyleyecek gücü yok.

Bu kanunsuz hırsızları alıp cezaevine atacak gücü yok.

Ne yapıyor!

Vurun abalıya diyor.

Bence kayıp kaçak olayını yasal hale getiren o BAKAN yerinde olsam,

Biraz UTANIR.

Hatta Unancımdan sokağa bile çıkmazdım.

Garip gurebanın yüzüne nasıl bakıyorlar? Bilmiyorum!

 

 

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *