"Bana Bir Kilo Kemik Ver Evladım"
Bakırköy'de büyük bir marketteyim.
Sebze,
Meyve,
Ve de et reyonunda fiyatların durumuna bakıyorum.
Çünkü dar gelirlinin,
Asgari ücretlinin,
Emeklinin,
En çok uğradığı,
Ve de şikâyet ettiği reyonlar burası.
Güneş çıktı,
Bahar geldi,
Belki fiyatlar biraz düşmüştür,
Ümidiyle girdim markete.
Ne gezer…
Üstüne üstlük,
Bazıları daha da fiyatlanmış.
X
Sebze reyonunda,
75-80 yaşlarında bir ninemiz gözüme takıldı.
Başörtülü,
Beli hafif öne doğru bükük,
Bir elinde bastonu,
Diğer elinde de pazar sepeti.
Ninemiz bastonu ile elinin birleştiği yere paralarını sıkıştırmış,
Onluk yirmilik ve de beşlik 50-60 lira kadar para.
Çileli garip gurebamız, oflaya puflaya,
Sebze fiyatlarını tek tek inceledi.
Belli ki dizlerinde pek derman,
Belinde de yılların yorduğu naif bedenini taşıyacak kadar güç yoktu.
Elindeki cüzi paraya göre alacak bir şey bulamadı sanırım,
Meyve reyonuna geçti.
Orası da bütçesine göre değildi.
En ucuz meyve 4 liradan başlıyordu.
En ucuz sebze de 2 liraya pırasaydı.
Ninemiz bir söylendi.
Bir iki La Havle çekti.
İstikametini et reyonuna doğru çevirdi.
40 liraya dana eti,
59 liraya kuzu pirzola,
48 liraya kuzu külbastıyı görünce, yüzü ekşidi,
Bir elindeki paraya,
Birde et fiyatlarına baktı,
Ve reyondaki kasaba sordu;
"Evladım en ucuz etiniz hangisi?".
Kasap belli ki böyle bir soru beklemiyordu.
Ama hazır cevaptı;
"Ucuz etimiz yok.
Reyonda etiketler zaten üzerinde yazılı.
Ucuz, eti sıyrılmış kemiğimiz var" dedi.
Kemikler de ambalajlanmış halde,
Reyondaydı.
Ninemiz reyondaki kemikleri iyi bir inceledi.
Ve üzerinde kısmen biraz et kırıntısı kalmış olanı göstererek;
"Bana iki kilo bu kemikten verir misiniz?" deyip, kasaptan rica etti.
İşte bu aşamada sevgili dostlar,
Ben ninemizin yanını sokulup sordum;
"Kemik almaya karar verdiniz galiba,
Biraz da canınız sıkkın, neden?"
Ninemizin cevabı,
Bir dokun bin ah işit türündeydi;
"Evladım ben kocası ölmüş bir emekliyim.
Hükümetimizin verdiği o BÖYYÜK(!)zammı harcamaya çalışıyorum
Liseye giden bir torunum var onunla yaşıyorum.
Bu gün haftalık alışverişimi yapacaktım.
Cebimde de 62, 5 lira param vardı.
Reyonları dolaştım, bütçeme göre bir şey bulamadım.
Her şey ateş pahası.
Et alamadım, sebze alamadım, meyve alamadım.
En son ucuz olduğu için kemik almayla karar verdim.
Hiç olmasa kaynatır içindeki ilikle,
Ve de kalmış olan iki üç kırıntı etle bir çorba yaparım,
Torunumda yer diye düşündüm".
Evet, dostlar halimiz budur.
Yönetenlerimiz,
Afrika'ya, Mısır'a, Suriyelilere milyarlar saçarken,
Bizim dar gelirli vatandaşlarımız artık,
Eti gramla, aydan aya,
Sucuğu yine gramla yıldan yıla alıyorlar.
Pastırma, kavurma bunlar artık menülerinde yok.
Ancak rüyalarında bol bol görüyorlar.
Bereket, rüyada görülen et ürünlerine YÜCE YARADAN para almıyor.
Ninemiz et reyonundan KEMİK almaya kadar,
(Biz kemikleri eskiden evdeki evcil hayvanlarımız için alırdık)
Alım gücü düştüğüne göre,
Varın ne demek istediğimi siz anlayın artık.
