GAZETECİ OLMAK VEYA OLMAMAK
Zor dostum zor.
Bu günlerde gazeteci olmak.
Doğru haberi bulmak.
Bunlara halkımıza sunmak, en önemlisi yayınlatabilmek.
Deveye hendek atlatmak kadar zor.
Bir GSM şirketinin düzenlendiği basın toplantısını izlediniz mi?
Konuşmacı Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan.
Ancak konuşmaya başlamanın bir şartı var;
"Salondaki bir AYRIK otunun temizlenmesi".
Cihan haber ajansı muhabirinin dışarı atılması lazım.
Toplantı öyle devlet güvenliğini ilgilendiren,
Çok MÖHÜM türden değil.
Ama genç gazeteci aykırı bir yapılanmadan,
Paralele bağlanmış.
Orayı tek etmesi gerekiyor.
Öyle de oluyor.
Mesleğinin daha baharında olan gazeteci genç,
Özel istek üzerine yaka paça kapı önüne konuyor.
Üzüntüsünü gözyaşları ile dindirmeye çalışıyor.
Yetmiyor.
Meslektaşlarından yardım istiyor.
Duyan yok.
Dönüp bakan bile yok.
Aslında yapılması gereken oradaki gazetecilerin meslektaşlarına yapılanı protesto edip
Toplu olarak basın toplantısını terk etmesi.
Ama ÇIT yok.
Aslında bu bir gösterge, bugün ona, yarın sana.
Özetle dostlar bu günlerde gazeteci olmak zor.
Savcı haberi yaparsın,
Vatan haini ilan edilirsin.
Üstüne üstlük cenazeye bile alınmazsın.
Tepedeki yönetenlere,
Veya devleti yönetenlere,
HAYKIRI bir soru sormadan önce,
Mutlaka iki kere düşünmen gerekir.
Gözaltına alınman, vatan haini ilan edilmen an meselesi.
Aslında "Vatan HAİNİ" kavramı da artık iyice sulandı.
At izinin it izine karışması gibi bir şey.
OSLO kelimesini ağzına alamazsın.
Yolsuzluk sorusu,
TABU soramazsın.
Soma'da soru sorarsın,
Tekmelenir yerlerde sürüklenir,
Yediğin dayakla kalırsın.
Haber toplamak,
İyi bir haberi okuyucularınla paylaşmak,
O da ayrı bir dert.
Yanlışlığı bulup devletteki yetkili kaynağı arar,
Haberin aslını sorarsın.
Cevap alamazsın.
Yandaşsan haberi yandaşlığına ve de yandaşlarına göre yazmalısın.
Ya da hiç yazmamalısın.
Yalakaysan gazetecilik onur ve ilkelerini ayaklar altına alıp,
Öyle yazman gerekir.
O dördüncü kuvvet falan artık hak getire.
Gazetecilik artık bazı patronların iktidara yakınlığına,
Karşıtlığına,
İhale getirim kapılarının akışına göre değişir.
Müthiş bir haber yakalarsın,
Bakarsın ertesi gün haber gazetede YOK.
Neden? Diye sorarsın,
Gazetenin "ALİ" menfaatleri,
Haberin önünün tıkamıştır.
Haberde çok ısrar edersen, kapının önüne konursun.
Emniyette, yolsuzluk iddiaları haberlerini takıp edersin,
Ertesi gün BASIN ODAN kapanır,
Devlet büyüklerince, kar kış kıyamette sokağa konursun.
Adliye de haber takip edeceksin,
Mahkeme salonunu bile alınmazsın.
Mecliste haber takip edeceksin,
Milletin evinden atılmakla tehdit edilirsin.
Soru sorarsın dayak yersin, soru sorarsın fırça yersin.
Devlet büyüğünü bir röportaj için ikna edersin,
Soracağın sorular önüne gelir.
Gazeteciliğinden iğrenir utanırsın.
Özetle para ile haber yapan mı!
Hırsızla arsızla çelik çomak oynayan mı!
Her TÜRÜ ile bizim ayrı bir dünyamız var.
Ancak bu Alis Harikalar dünyası artık bitti.
Lafonten'den masallara dönüştü.
Ve bir de sen zordayken değil canı istedikçe açıklama yapan bir TGC varsa,
Sendikacılık BABIÂLİ yokuşuna uğrayamazsa.
Bu ortamda ekmek yemek,
Ve de gazetecilik ilkeleri ile TÜRK insanına doğru,
İdeal haber sunmak bence hayal gibi.
Aslında şu basını toptan LAV etmek lazım!
İnanın siyası iktidarların mutluluğu NUR olur,
Ortalığı aydınlatır, üstüne üstlük zil takıp oynarlar.
