İstanbul
Parçalı bulutlu
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

ONUNLA GAZETECİLİK BİR BAŞKA GÜZELDİ

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Gazeteciliğe ilk başladığım yıllardı.

Büyük ağabeyim Mahmut Öncü o zamanki AP Silivri ile teşkilatındaydı.

 Demirel"le de yakın teması vardı.

YaniBABA"yı tanıyordu.

Bu yakınlığın bana,

Hayatımın sonuna kadar unutamayacağım bir faydası oldu.

Bir seçim dönemiydi.

Sanırım Demirel memleketini yanı Isparta"da seçim gezisindeydi.

Ben de onu takip ediyordum.

Gezi sırasında basın danışmanından  "ÖZEL RÖPORTAJ" talebinde bulundum.

Bir gün sonra cevap geldi,

Demirel yani BABA beni sabah kahvaltısında bekliyordu.

Heyecanlanmıştım.

Üniversiteyi yeni bitirmiş, meslekte ilk yılımdı,

Ve koskoca Demirel"in karşına geçip soru soracaktım.

Buluşmaya giderken ayaklarımın titremediğini söylesem yalan olmaz.

Kahvaltı masasında iri yarı Demirel gözümde daha da devleşmişti.

Balı yemek kaşığı ile yiyor,

Peynirleri ekmek lokması olarak ağzına atıyordu.

Bilekleri pehlivan bileği gibiydi.

Kahvaltı masası klasik bir köy kahvaltısıydı.

Peynir, tereyağı, zeytin, yumurta, bal, reçel ve çay.

Bana dönerek nazikçe;

"Hoş geldin ÖNCÜ otur bakalım" dedi.

Sonra da beni daha da şaşırtan sözler söyledi;

"Ağabeyin iyi dostum olur, sen de bizim evladımızsın,

Rahat ol.".dedi.

Belli ki beni araştırmıştı.

Ve ekledi;

"Şimdi sen soru hazırlamakta da zorlanmışsındır!

Kâğıdı kalemi eline al. Ben sana, bana soracağın soruları yazdıracağım" dedi.

Evet, dostlar Demirel bana o gün 15 soru yazdırdı.

Öyle bu günkü gibi YALAKA türde sorular değildi.

BABA sorulardı.

Sonra da bana dönerek;

"Şimdi o yazdırdığım soruları bana tek tek sor" dedi.

Ve sorduğum soruların, cevapları,

Üç gün Tercüman Gazetesinde manşet olmuştu.

İşte dostlar Demirel böyle bir adamdı.

Basit bir eleştiri yazısı  yazdığı için  gazetecileri zindana attırmıyor,

Aksine onlara, haber konusunda yardımcı bile oluyordu.

X

 

 

Yine bir seçim dönemi idi.

Ege Bölgesi'nde Demirel'i izleyecektim.

Siyasetin bir duayeni ile meydanları dolaşmak hem keyifli hem de öğreticiydi.

Pek çok yer gezdik.

Otobüs ile ilçelerden birine giriş yaptık.

Halk çıldırmış gibiydi.

"Baba"ya merhaba demek.

Eline dokunmak.

Göz temasına girmek için,

Otobüsün etrafında koşuşturuyordu.

Yolda yağmur çiselemeye başladı.

Yaşlılardan biri;

"Rahmet yağıyor… Ürünler için iyi oldu." dedi.

Yanındaki;

"Bu rahmet, Demirel'in bereketi" diye cevap verdi.

 Yaşlı adam arkadaşına döndü;

" Demirel'i alacaksın yanına, nerede yağmursuz kalan, kurak bölge var.

 Halk yağmur duasına çıkmış. Götüreceksin oraya…

 Hemen rahmet yağacak, bereket gelecek" dedi.

Yaşlı adam, oldukça samimiydi.

Siyaset için değil, Demirel'e inandığı için konuşuyordu.

Ve " Baba"nın gittiği her yere bereket götüreceğine yürekten inanıyordu.

Demirel özel insandı.

Daha doğrusu Demirel ile birlikte olmak özeldi,

Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun.

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *