İstanbul
Az bulutlu
21°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

HANGİSİ DAHA GÜNAHKÂR?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Medya savaşı sürüyor.

Yalanlar…

İftiralar.

Ve de gerçekler, ortaya dökülüyor.

Kimin eli, kimin cebinde belli değil.

Ne yazık ki;

Gazeteler ve gazeteciler,

Eski yılları mumla arıyor.

Öz eleştiri yapmak gerekir;

Habercilik, eskiden daha mı dürüsttü?

Gazete sahipleri, iktidarlardan ne ister, ne verirlerdi?

Kimileri, hükümet kurmak veya

Hükümet devirmek için güç denemesinde bulunur muydu?

 

X

12 Eylül sonrasında anlı şanlı köşe yazarları darbeci Evren ve diğer generallere,  

Methiyeler düzmediler mi?

"İyi ki geldiniz, yoksa vatan elden gidiyor" demediler mi?

Albayların karşısında hazır olda durmadılar mı?

Kendi menfaatleri için okurlarını kandırmadılar mı?

Zenginliklerine zenginlik katmadılar mı?

X

Bugün ile dün arasında ne fark var?

İktidar, yayıncılığa soyundu!

Havuz medyası kuruldu.

Amaç; tüm gazete ve televizyonları bu havuza doldurmak.

Tek sesli, yayın yapmak.

Zarar eden gazete ve TV'lere kamudan reklam pompalandı, pompalanıyor.

Yandaş medya, kanun tanımıyor.

İş adamlarını tehdit ediyor.

Hâkimleri, savcıları göreve çağırıyor.

X

Eskiden gazeteler arasında centilmenlik anlaşması vardı.

Birbirlerinin kuyruklarına basmazlardı.

Bu anlaşma bozuldu.

Yazarlar, tetikçiliğe soyundu.

Yandaşlar, gazete bastılar.

Yazarlara ölüm tehditleri yağdırdılar.

X

Son moda;

Hürriyet Gazetesi sahibi Aydın Doğan'a sövmek.

1 Numaranın niyeti belli.

Başbakan'da aynı yoldan yürüyor.

Doğal olarak,

Havuz medyası da Aydın Doğan'ı linç ediyor.

X

Bazı iddialar var ki; akıl karıştırıyor.

En basitinden, Hilton Otel'inin arazisi.

Hükümet, inşaatı genişletme iznini verseydi, kavga çıkacak mıydı?

Hürriyet Gazetesi, o dönemki hükümet ile gazete manşetlerinden kavga edecek miydi?

Ne yazık ki, RANT savaşına halk alet edildi.

Özgürlükler alet edildi.

Demokrasi alet edildi.

İnsan hakları alet edildi.

Ne için; 

Hilton arazisinden 2-3 milyar dolar daha fazla kazanmak için.

Bir dönem SPK neredeyse Aydın Doğan'a çalıştı.

Onun borsadaki şirketleri korundu, kollandı.

O dönem arşivleri karıştırıldığında bu şirketler için verilen kavgalar görülecektir.

Ki; borsayı çok iyi bilen jöleli danışman, bu şirketleri hemen hatırlar.

Ne de olsa o günlerde patronun dümen suyundan gidiyor, hükümete çakıyordu.

SPK, Aydın Doğan'ın borsa oyunlarını kaleme alanları, yasaklı ilan ediyordu.

X

Devran değişince, yalan/doğru haberler ile Aydın Doğan havuz medyasında manşetlere taşınıyor.

Elleri kelepçeli resimler konuyor.

Bu durum karşısında;

"Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste" denir de…

Diyemiyoruz.

Çünkü intikam hem etik olarak doğru değil.

Hem de dinimizce yasak.

Çirkin olan;

İktidar ile ülkenin en büyük gazete sahibinin belden aşağı kavgasıdır.

Kim, haklı?

Kim, haksız… Bilmek mümkün değil.

Bilinen, bu kavgada hakkın değil, rantın ve dümen suyunda olmamanın ön planda olmasıdır.

Görünen o ki;

Bu kavga 1 Kasım'a kadar, daha da çirkinleşerek devam edecek.

Herhalde Aydın Doğan, elindeki gazeteleri sattığı için bin pişmandır.

 

 

 

 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız