İstanbul
Az bulutlu
21°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

İNEK YALVARMIŞ; "AMAN BERBER VURMA BENİ!"

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Herkesin belleğine kazınan bir av hikâyesi vardır. 

Kimi; yaşanmış. 

Kimi de fıkradan. 

Aktaracağım hikâye, ibret öyküsü. 

"Berber Kamil"i avdan soğutan. 

Tövbe ettiren. 

Dahası; "Av" kelimesini bile duyduğunda vücut kimyasını bozan bir hikâye. 

Berber Kamil", Bakırköy'ün sevilen bir esnafı. 

Randevusuz saç kesmeyen bir kuaför. 

Bayramın uzun olduğu dönemi fırsat bilip, yorgunluk atmak için memleketi Sivas'ta ki köyüne gitmiş. 

İlk iki gün aile ile özlem giderilmiş. 

Üçüncü gün, kardeşi; 

-Ağabey av yapalım, demiş. 

"Berber Kamil" avdan anlamaz. 

Eline aldığı tek silah, meslek gereci makas. 

-Yok, kardeş, demiş. 

Ancak ısrarlara dayanamayınca tüfekleri kuşanıp, traktöre binmişler. 

Yelek giyip, silahı omza vurmak, önce hoşuna gitmiş. 

Hele yolda giderken tüfeği elde tutup, nişan alınca havaya girmiş. 

Av yasağının olduğu dönem. 

Bölgede avcı yok. 

Her yer tavşan kaynıyor. 

Traktörün farını gözüne yiyen tavşan taş kesiliyor. 

"Berber Kamil"in kardeşine sadece tetiğe dokunmak kalıyor. 

5-6 tavşan avlıyorlar. 

Merada karşılarına bir de tilki çıkıyor. 

Kardeş avcı. 

Ve de nişancı. 

Tilki'yi indiriyor. 

Hatıra olarak kuyruğu kesip, süs olarak traktörün dikiz ayna direğine bağlıyor. 

Yol daralınca traktörden inip, ava yaya devam ediyorlar. 

Gece karanlık. 

Ay bulutlar arkasında. 

Sık çalılar ve ağaçlar arasından ilerlerken, bir homurtu duyuyorlar. 

Ve de çalılar arkasında -gecenin karanlığına denk koca bir hayvan beliriyor. 

Kardeş; 

-Abi ayı, ateş et, ateş et diye bağırıyor. 

"Berber Kamil' öylesine büyük korkuya kapılıyor ki, kardeşiyle birlikte ara vermeden karaltıya ateş ediyorlar. 

Kurşunlardan bazılarının hayvanın vücuduna saplanma sesleri de gece karanlığında duyulur. 

Karaltı yere yığılır. 

Abi -kardeş, tüfeklere mermi sürüp, vurdukları ayıyı bulmak için ihtiyatla çalıların arkasına ilerlerler. 

Gördükleri manzaradan şok olurlar. 

Hayvan vurulmuştur. 

Ancak, vurdukları ayı değil, kara bir inektir.

Komşu köyün ineğini vurduklarını anlarlar. 

Panikle eve dönmek üzere yola düşerler. 

Ancak, av yasağı olduğu için köylüler duydukları silah seslerini jandarmaya ihbar ederler. 

Yarı yolda jandarma tarafından durdurulurlar. 

Elleri otomatik silahların tetiğinde olup, her an ateş etmeye hazır jandarmalar, sert bir sesle silahları bırakıp, traktörden inmelerini ve yere yatmalarını söylerler. 

"Berber Kamil" korkudan emri ikiletmez!

Karakola gidildiğinde işin vahameti ortaya çıkar. 

Öncelikle tüfeklerin ruhsatı yoktur. 

Av yasağı devam etmektedir. 

Traktörün direğinde sallanan tilki kuyruğu ile av torbasında ki tavşanlar yasağın delindiğinin belirgin delilleridir. 

Üstüne üstlük köylüye ait bir inek de vurulmuştur. 

"Berber Kamil" ava giderken avlanmıştır. 

Olayı haber alan aile hemen avukat tutar. 

İki kardeş, kefalet ile serbest kalır. 

Verilen cezalar, mahkeme/ avukat masrafları ve ineğin kan bedeli ile birlikte yaklaşık 25-30 milyon liranın üzerinde para öderler. 

'Berber Kamil" yaşadığı şoku uzun süre üzerinden atamaz. 

Bırakın bir daha avlanmayı... 

Üç yıldır Sivas'a dahi gitmiyor. 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız