İstanbul
Az bulutlu
20°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

AL SANA "ÜÇ"ÇOCUK "O"SADECE BEBEĞİNE SÜT VERMEK İSTİYOR

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

E.Ö…

O bir öğretmen.

Adanalı YÖRÜK bir ailenin üç kızından biri.

Eşi de öğretmen.

O da Rumelili.

Doğu da, Erzurum'da görev yaparken tanışırlar.

Hayatlarını birleştirirler.

Evlendiklerinden sonra tayinleri Tekirdağ, Çorlu'ya çıkar.

Sevinirler.

Bu izdivaçtan üç tane,

ASLAN gibi ERKEK çocukları dünyaya gelir.

Hasan, Egemen ve de Göktuğ.

Tam da Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan'ın yol gösterdiği şekilde.

Delikanlılar, 4 yaşında,

İki yaşında,

Ve de sonuncu GÖKTUĞ sıfır yaşında.

Buraya kadar her şey güzel.

Ancak Göktuğ'un doğuşu yaşamlarını biraz karıştırıyor.

Öğretmenimizin okulu Ergene beldesinde.

Dersler sabah saat 08.30 başlıyor.

14.30"a kadar sürüyor.

Dolmuşla ilkokula gidiş ise en az bir saat sürüyor.

Bebek bu SÜT istiyor.

Her bir saatte, iki saatte bir emmesi gerekiyor.

Ama buna imkân yok.

Çünkü öğretmenimizin okuldan eve gidip gelmesi imkânsız.

Öğretmenimiz bakıyor evlerinin hemen yanında bir ilkokul var.

Fevzi Çakmak İlkokulu.

Buraya atansa, hem bebeğini rahatça emzirir,

Hem de çocuklarının bakımında rahatlık kazanır.

Harekete geçer, atanma veya görevlendirme için,

Adımını atar.

Attığına da pişman olur.

Bürokrasinin hantallığını, acımasızlığını, insafsızlığını tanır.

İlk olarak Çorlu İlçe Milli Eğitim Müdürüne çıkar;

"Bebeğime süt vermek istiyorum. Benim bu meselemi halleder misiniz?"der.

İlçe Milli Eğitim Müdürü;

"Yapamam, Vali onayı gerek" der.

Öğretmen kızımız,

Annemiz yılmaz, bürokrasi ile savaşmaya devam eder.

Soluğu Tekirdağ İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Fahri Kırmızı'nın yanında alır.

Müdür Yardımcısı kendisini iyi karşılar.

Dinler.

O da aynı cevabı verir;

"Vali görevlendirme yapmıyor. Ancak sen yine de bir dilekçe bırak" der.

Şu işe bakın dostlar,

Bir BEBEĞE verilecek bir süt,

Koskoca Valinin imzasında düğümleniyor.

Neyse gönül dostları kızımız-annemiz-öğretmenimiz yılmıyor,

Bu defa da Tekirdağ İl Milli Eğitim Müdürü Halis İşler'in kapısını çalıyor.

Durumunu anlatıyor.

Aldığı cevap onu bir daha yıkıyor;

"Devlet size uymayacak. Siz devlete uyacaksınız. Niçin Çorlu'dan ev aldınız. Gidin Ergene'den ev tutun" der.

Öğretmenimiz BEBEĞİNE süt vermek istiyor,

Milli Eğitim Müdürünün sözlerine bakın!

Bu müdürümüz ev taşımanın ne demek olduğunu bilmiyor sanki!

Bu işin ev peşinatından, kirasından, depositosundan, taşınma giderlerinden haberi yok sanki!

Neyse öğretmen annemiz yılmıyor.

Bu defa da Tekirdağ Vali Yardımcısı Aydın Tetikçioğlu'nun kapısını çalıyor.

Vali adı gibi "AYDINLIK" BİRİ.

Durumu anlıyor ve de çok ilgi gösteriyor.

Ancak o da VALİ engelini aşamıyor.

Oradan da ümidini kesen E.Ö bu defa'da eşten dosttan,

Ak Parti Tekirdağ Çorlu milletvekili Metin Akgün'ün telefonunu buluyor.

Ona ulaşıyor, durumunu anlatıyor;

"Vekilim, Ne olur bebeğim süt istiyor bana yardım edin" diyor.

Milletvekili, Öğretmen kızımızın durumundan etkileniyor.

Hemen devreye giriyor.

Çözmek için olağanüstü bir çaba gösteriyor.

Belli bir mesafe de alıyor.

Ancak o da sanırım VALİ engelini aşamıyor.

Ancak o da durmuyor.

Öğretmen kızımızı arayarak:

"Bekle kızım senin meseleni bir şekilde çözeceğim" der.

Kızımız bitap bir durumda, yıkılmış, üzülmüş SÜT isteyen,

Ancak bir türlü SÜT veremediği bebeği ile baş başa kalıyor.

Ama yine yılmıyor,

Bu defa da Ak Parti Çorlu İlçe Başkanlığına gidiyor.

 

Durumunu anlatan bir form dolduruyor.

Bir gün sonra Sosyal İşler İlçe Başkanı Vahap Bey kendisini arıyor;

"Kızım her yolu denedim, ama ben de beceremedim" diyor.

Evet, dostlar durum böyle.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan, üç bebek yapan annelerin arkasındayız diyor.

Güzel de bu sadece SÜT vermek isteyen,

Hem evinin hem çocuklarının sorumluluğunu göğüsleyen öğretmen annemizin,

Durumu AYNI

Bebeği süt istiyor.

Vali Bey "OLMAZ" diyor.

Ve kızımız bir şekilde son çare olarak bana geldi.

Biz de "Elçiye zeval olmaz" diyerek bunları yazdık.

Yazarken de üzüldüm tabii;

Devletin bürokratları, devletin bürokrasisi bu kadar ACIMASIZ,

Bu kadar insafsız olabilir mi?

Bu durumu Cumhurbaşkanımız duysa ne der acaba?

Milli Eğitim Bakanımız duysa ne der acaba?

Merak ediyorum?

Bir şekilde bu yazı da onlara da ulaşır sanırım!

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız