BU YALANCI EFE, DANSÖZÜ BİLE KISKANDIRIYOR
Yok, böyle bir dans.
Seyretmek insanı tiksindiriyor.
Birbirlerine sarılarak pistte dolanan çiftler mide bulandırıyor.
Bu ilişkiyi adlandırmak mümkün değil.
Heteroseksüel değil.
Homoseksüel değil.
Biseksüel değil.
Çiftlerin fantezisi;
Ölüm....
Yüz binlerce masum insanı kanı üzerinde raks etmeye doyamıyorlar.
Hani;" swinger" olan eş değiştirme partileri de çiftlerin vazgeçilmezi.
Bir dönemin Dallas'ı gibi;
Kimin eli, kimin cebinde belli değil.
Bu günlerde pistlerin değişmez damı;
Irak Başbakanı.
Amerika ile dans ederken,
İngiltere'nin kollarına atlıyor.
Fransa'nın göğsüne yaslanıyor.
Almanya ile ayakları yerden kesiliyor.
30'dan fazla ülke ile flört ediyor.
Kan çeker derler ya,
Son kavalyesi İran'la dansı baş döndürüyor.
Kavalyesinden öylesine zevk alıyor ki;
Onun ağzı ile konuşuyor.
Onun isteğine göre hareket ediyor.
Daha dün;
IŞİD teröristlerini görünce arkasına bakmadan topuklayarak Musul'u terk eden yalancı efe;
Yeni kavalyesine güvenip efeleniyor.
X
Ortadoğu'da dans sevenler;
Irak'a; Saddam Hüseyin'e ya da,
Irak halkına sorarak mı? Girdiler!
Milyonlarca insanın ölümüne,
Milyonlarca insanın yaralanmasına,
Milyonlarca insanın göç etmesine.
Ülkenin parçalanmasına,
Teröristlerin Irak topraklarını ve zenginliğini paylaşmasına kim sebep oldu?
Bugün,
"Musul'u IŞİD'den kurtarma operasyonu" adı altında Irak'a giren ülkeler.
Yani;
Irak Başbakanı'nın kucaklarına oturduğu 30'dan fazla ülke,
Sormak lazım dansöze;
IŞİD'in, Musul'u işgal etmesi, dans ettiği ülkelerin bir oyunu değil miydi?
Sormak lazım dansöze;
Dans ettiğin liderler,
Bugün çok kolay ezdikleri teröristlerin Musul'u işgaline neden göz yumdular!
Sormak lazım dansöze
Kollarını açtığı liderler, Musul'u kurtarmak için neden bu kadar uzun süre beklediler!
Var mı bir cevabı?
Yok!
Zira, dansöz,
Gerçekte bir kukla.
Amerika'nın.
Almanya'nın.
İngiltere'nin
Fransa'nın.
İran'ın.
Ve de diğer ülkelerin oyuncağı.
Biraz aklı olan. Biraz tarih bilgisi olan.
Biraz da gelişmeleri takip eden;
Irak'ı ve Suriye'yi bölmek.
Ortadoğu haritasını İsrail adına değiştirmek isteyen Amerika ve batılı ülkelerin, IŞİD'i bu amaçla kullandığını.
Dinle alakası olmayan.
İslamiyet'in, Dünyadaki Müslümanlığın yayılmasına engel olmak,
Hıristiyanlığı dünyaya egemen kılmak için araç olarak kullanan IŞID'in
Ortadoğu coğrafyasında efendilerinin arzularını yerine getirerek vahşet sergilediklerini,
Bir taşla iki değil, Pek çok kuş vurduklarını herkes biliyor.
Bilmeyen; Irak Başbakanı.
X
IŞİD;
Emperyal güçlerin kullandığı bir terör örgütü.
Musul'dan görevleri bittiği için savaşmadan geri çekilecek.
Suriye'de ise;
istedikleri için değil;
Türk silahlı güçleri ve Özgür Suriye Ordusu ile baş edemedikleri için çekiliyor.
Musul'a savaşan batı;
IŞİD'e kaçması için açık kapı bırakıyor.
Amaç;
Irak'da görevi biten teröristleri Suriye ve Türkiye sınırlarına yöneltmek.
Oradaki savaşı kızıştırmak.
X
Türkiye, Musul'da istenmiyor.
İstemeyen belli;
Stratejik düşman ABD.
İlginç olan;
Bunu dansözün dile getirmesi.
Efendilerinin ağzından ahkâm kesmesi.
Peki, Türkiye ne yapıyor;
Musul'u havadan vuruyor.
Böylece, ağzına bir parmak bal çalınıyor.
-Sen karadan gelme, havadan bir iki atış yap, yeter deniyor.
Girdiği topraklarda IŞİD benzeri katliam yapan
İranlı askeri çetelere karışan yok.
Aksine mezhep savaşı başlatmak için bu çeteler ön planda tutuluyor.
Musul'un birkaç parçaya bölünmesi için,
Sünni-Şii savaşı gerekiyor.
Musul'un yüzde 80'i Sünni.
İranlı çeteler ise Şii.
Sloganları " Hüseyin'in kanını yerde koymayacağız".
Çeteler halen 1400'lü yıllara takılı kalmış.
Bu nedenle de Sünni katliamı olmasını engellemek isteyen Türkiye;
NATO üyesi olmasına,
Afganistan'daki savaşa asker göndermesine,
Kosova'daki savaşa asker göndermesine,
NATO ya da Birleşmiş milletler tarafından savaşılan, kaos olan ülkelere asker göndermesi istendiğinde, asker göndermesine rağmen,
Irak'a istenmiyor.
Çünkü
Kan üzerinde dans edenlerin,
Kollardan kollara koşan dansözün amacı,
Irak'ta barış değil,
Yeni bir kaos oluşması.
Ahmet Davutoğlu'nun,
Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlığı döneminde
Dış politikasında yanlış üzerine yanlış yapan Türkiye'nin işi çok zor.
Öncelikle;
Güvenilirliğini,
İnandırıcılığını
Caydırıcı gücünü kaybetti.
Amerika tezgâhı FETÖ darbeleri ile TSK zayıfladı.
Dostu kalmadı.
Bir yanlış yapmaya dahi gücü kalmadığı,
Musul derken Diyarbakır'ı kaybetmemek için
Bugünden itibaren her adımını bir değil üç defa düşünerek atmalı.
