İstanbul
Az bulutlu
21°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

YAĞARSA BİRİSİ YAĞMAZSA DİĞERİ YANACAK

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Anadolu'da zor geçinen ailenin iki erkek çocuğu varmış. 

Çocuklar büyüyünce babalarından izin isteyerek iş  için gurbete göçmüşler. 

Aradan uzun bir zaman geçmiş. 

Ana yüreği dayanamamış, eşine: 

-Bey, bir gitsen de çocukların hali nicedir, baksan" demiş. 

Adam, yola çıkmış, önce büyük oğlanın yanına varmış. 

Bakmış oğlan bir tarlada ağacın gölgesinde oturmakta. 

Yanına varmış; 

-Nasılsın oğlum? Diye sormuş. 

Oğlan; 

-Babam, bu tarlayı kiraladım, Buğday ektim, demiş. 

Baba; 

-İyi etmişsin de neden yüzün asık! Neden ağaç gölgesinde oturur düşünürsün,

 Diye sormuş. 

Oğlan; 

-Babam ekmeye ektim de... Bir haftaya yağmur yağmazsa halim harap, ürün kavrulacak" diye cevap vermiş. 

Baba, oğlunun yanından düşünceli ayrılmış. 

Varmış küçük oğlunun yanına. 

Onu briket atölyesinde çalışırken bulmuş. 

Hal hatır sormuş. 

Oğlan; 

-Babam, gördüğün gibi briket atölyesi kiraladım. Gece gündüz demedim çalıştım, briket ürettim. Gördüğün gibi her yer briket dolu demiş. 

Babanın göğsü kabarmış, ama sormadan edememiş; 

-Ne güzel oğul, çok da briket imal etmişsin. Peki, neden düşüncelisin; 

Küçük oğlan; 

-Üretmeye ürettim de... Bir haftaya yağmur yağmazsa sıkıntı yok... Ama yağmur yağarsa, bütün briketler erir gider, mahvolurum, diye dertlenmiş. 

Baba bir defa daha yüreği endişe dolu küçük oğlanın yanından ayrılıp, eve gitmek üzere yola düşmüş. 

Eve girdiğinde karısı heyecanla karşılamış:

-Beyim, çocukların durumu nedir... Sağlıkları yerinde mi? İş kurmuşlar mı?

Adam, sabırla karısının heyecanının dinmesini beklemiş. 

-Sevgili karıcığım... Oğlanların ikisinin de sağlığı yerinde... İkisi de güzel iş tutmuş... Ancak, gelecekleri yağmura bağlı... Yağarsa birisi, yağmazsa diğeri batacak... Demiş. 

X

Referandum, gündemin birinci maddesi,

Herkes merak ediyor. 

Sandıktan, "Evet" mi, yoksa " Hayır mı" çıkacak. 

Sazı eline alan döktürüyor; 

Kimi, şiirsel konuşuyor. 

Kimi, sanat yapıyor. 

Kimi, gol pası veriyor. 

Kimi, tehdit ediyor. 

Kimi de papatya falı bakıyor. 

Sandıktan ne sonuç çıkarsa çıksın, ülke için iyi mi?

Kötü mü?

Olacağı tartışma konusu.

Birbirine ŞAŞI bakar iki gruba ayrılmış insanların  manzarasının pek iyi olmadığı kesin.

Halk, şimdiden " Evet' çiler", " Hayır'cılar"  diye bölünmüş durumda. 

Sandıktan çıkan sonuç, bölünmeyi keskinleştirecek.  

İş dünyası, referanduma kilitlenmiş durumda. 

Sandıktan " hayır" çıkması halinde, piyasaların ne olacağı?

"Evet" çıkması halinde kaosun büyüyüp büyümeyeceğini düşünüyor. 

Ayrıca erken seçimden da endişe duyuyor. 

Neye " Evet" neye " Hayır" diyeceğini bilmeyen halk ise ne yapacağını şaşırmış durumda. 

Bilmesi de mümkün değil. 

Zaten; Anayasa değişikliğinin bu şekilde halka sorulması da pek doğru değil.

Sonuçta vatandaş Anayasa Profesörü değil.

Teknik bilgileri anlaması zor. 

Doğru olan; 

Üniversitelerin, hukukçuların, bilim insanlarının Anayasa değişikliği konusunda uzun müzakereler yapması,

 Televizyonlarda tartışmaları ve bir konsensüse vardıktan, halkı bilinçlendirdikten sonra referandum yapılması. 

Elbette, halkın kararı önemli. 

Elbette, ülkenin geleceğinde etkili olacak Anayasa değişikliğinde son kararı  halk vermeli. 

Anaya değişikliği ile ilgili sokakta soru sorulduğunda doğru cevap veren çıkmayacaktır. 

Çünkü toplum neyin değişeceğini, ne için oy vereceklerini bilmiyor. 

Bilinen tek şey; 

O da gündemde olduğu ve çok tartışıldığı için Devlet Başkanlığı sisteminin getirilmek istenmesi. 

Geri kalan değişlik, halk için koca bir boşluk. 

Nedeni de tartışmaların sadece Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan üzerinde yoğunlaşması. 

Merak edilen soru; 

Neden her zaman, özellikle de ülkenin geleceğini belirleyecek Anayasa Değişikliği gibi bir konuda yangından mal kaçırırcasına karar alınması,

 Halkı aydınlatmaya fırsat tanımadan telaşla uygulamaya konulması. 

Bırakın Anayasa'da nelerin değişeceğini, bu değişikliklerin gündelik hayatımızı,

Rejimimizi, geleceğimizi nasıl etkileyeceği önemli.

Özetle bu sistemin, parlamenter sistemden daha iyi mi?

Daha kötü mü olacağı!

Zihinlerdeki soru işareti bu.

 

 

 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız