İstanbul
Az bulutlu
21°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

BERGAMA TÜNELLERİNDE TANRININ SESİNDEN, BİLİNÇSİZ ANTİBİYOTİĞE

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Antik bir bilgidir,

Hepimiz biliriz

Bergama tünellerini.

Bergama"da yapılan kazılarda,

İki yüz üç yüz metre uzanan tüneller bulunmuş.

Yerin 3-5 metre altındaki bu tünellerin

 Her yüz metresinde yüzeye açılan bir KAPAK varmış.

Bu tüneller o zamanlar hastaların tedavisinde kullanılıyormuş!

Hasta olan kişi tünellerde akan,

Şıkır şıkır yer altı suyunun yanına oturtuluyor,

Ve hastanın yerleştirildiği yerin üzerinde de yüzeye açılan,

O kapaklar varmış.

Arada sırada, hastaları tedavi eden OTACILAR,

Yani zaman ki doktorlar o kapakların başına gelip;

"Çok yakında iyi olacaksın,

Bir şeyin kalmayacak.

Sağlığına kavuşacaksın" dermiş.

Tünelde karanlık ve de akan su ile birlikte olan,

Etrafını görmeyen hastalar,

Bir süre bu sesin TANRININ sesi olduğuna inanır duruma geliyormuş.

Böylece psikolojik olarak iyileşme sürecine girermiş.

Bu yöntemin ne kadar etkili olduğu,

Hastaları ne kadar iyileştirdiği tartışma konusu olabilir,

Ancak bir gerçek, hastanın işinin Allah"a kaldığıdır.

Aynı bizim şimdiki sağlık sürecide olduğu gibi.

Bunlardan sadece bir tanesine değinmek istiyorum.

Şu antibiyotiklere.

Hepimizin malumu antibiyotikler son 30 yılda vatandaşlarımızca,

Peynir ekmek gibi,

Çekirdek gibi kullanıldı.

Hasta bilinçsiz şekilde rastgele antibiyotik kullanıldı.

Bu konuda haksız çıkarımlar bile oldu.

Devlet bunun önüne geçmek,

Antibiyotiklerin bu yanlış kullanımdan doğan hastalık iyileştirme etkisini bile azaltan,

Hatta ileriki yıllarda etkisinin olmayacağını öngören tehlikeyi görerek,

Bu ilaçların doktorlarca yazılmasına kısıtlama getirdi.

Hal böyle olunca doktorlar artık antibiyotiği öyle olur olmaz hastalığa yazamıyorlar.

Bu konuda devletin denetimi var.

Bu durum özellikle sözleşmeli doktor olan aile hekimleri arasında biraz daha endişe aracı oldu.

Çünkü denetimde ufak bir gribe bile antibiyotik kullandırılması doğacak bir şikâyet hemen 

Soruşturmalara yansıyabiliyordu.

Bu sebeple aile hekimleri ihtiyacı olan hastalara bile artık antibiyotik yazmama yönünü gidiyorlar

Hastaları devlet hastanelerindeki uzman doktorlarca yönlendiriyorlar.

Ama bu da beraberinde bazı sorunları getiriyor.

Düşünün kadın hasta bebeği ile aile hekiminin karşısına gelmiş.

Bebek belli ki hasta öksürüyor.

İltihabın göğsüne inmemesi gerekiyor.

Yani o mikrobu öldürecek bir ilaca ihtiyaç var.

Doktor bu halde bile bebeğe antibiyotik yazmaya çekiniyor.

Kotalarını doldurmak istemiyor. Ve hastayı gönderiyor.

Dolayısıyla hasta üç gün sonra geri geliyor ve çocuğun durumu daha kötüleşmiş, hastalık ta ilerlemiş oluyor.

Yani tedavi aksamış, çocuk sağlığından olmuş ve de daha da uzun bir tedavi sürecine, yeni masrafa ihtiyaç duyar olmuştur.

Tabii bu hem para hem sağlıkta sakınca hem de doktorlara güvenin azalması demektir.

Bir de bu antibiyotiği yazacak her köyde umezrada veya kasabada uzman doktor yok.

Bakanlık çıkardığı kanunlarla, kararnamelerle, aile hekimliği ve de,

İlaç kullanımını zabtı rapt altına aldı.

Güzel işler yaptı.

Bunlar tamam.

Ancak doktorlarımızın elinin çok da bağlamamak gerek.

Çünkü sonra işimiz Bergama tünellerinde yukarıdan gelen sese,

Tanrının sesine yani Tanrı"ya kalır.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız