İstanbul
Parçalı bulutlu
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

ÇEVRE BAKANINA MESAJ: "DEPREM ALTINDA KALIP ÖLMEYE RAZIYIZ"

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Önce işin can alıcı noktasından başlayalım;

"Siyasetçinin görevlerinden".

Seçilmiş bir siyasetçinin temel görevi nedir?

Yani siyasetçi ne iş yapar?

Şunu hükümet olarak devleti idare eden,

Siyasetçiler diyerek işi biraz daha anlamlandırırsak,

Söylemek istediklerimizi daha net ifade ederiz.

Siyasetçinin temel görevi, ülkesini, vatandaşlarını, hak, hukuk, adalet kuralları içinde yönetmek,

Ülkesini, Atatürk'ün deyimi ile muasır medeniyetler seviyesine taşımak,

Özetle, iyi idare etmektir.

Şimdi esas değineceğimiz konumuza gelelim.

Önceki günlerde Çevre Bakanımız Sayın Mehmet Özaseki bir açıklama yaptı;

Depreme önlem olarak,

İstanbul"un iki yakasına birer milyonluk iki şehir kuracaklarını,

Bu kuracakları şehirlere,

Esenler, Güngören, Bağcılar, Eyüp,

Sultangazi, Fatih, Bahçelievler ve Avcılar'ı taşıyabileceklerini,

Bu projeyi de Cumhurbaşkanına sunacağını söylüyor.

Şimdi bu ilçelerimizin nüfusuna bir bakalım;

Eyüp:380 bin, Bağcılar:750 bin, Bahçelievler: 600 bin,

Sultangazi;550 bin, Esenler; 460 bin, Avcılar;430 bin,

Fatih;417 bin, Güngören;300 bin, Bakırköy;230 bin.

Toplamını aldığımızda,

4.5, 5 milyonluk bir nüfustan bahsediyoruz.

Yani sokaktaki her 16 kişiden biri bu projenin içinde demektir.

Depreme karşı somut bir şeyler yapılması,

Bu konuda adımlar atılması güzel bir şey.

Bunu sonuna kadar destekliyoruz.

Ancak desteklemediğimiz bir şey var;

"İnsanları yerinden yurdundan etmek".

Sanırım buna hiçbir siyasetçinin hakkı, hatta hukuku yoktur.

Bahsettiğimiz semtlerin büyük çoğunluğunda yaşayanlar,

Az gelirli ve gelir düzeyi düşük insanlar.

Ve Bakırköy gibi Fatih gibi öyle ilçeler var ki!

Bu ilçelerin tarihi çok eskilere dayanır.

Burada 200.300.400 yıldır yaşayan aileler var.

Bu insanları;

"Yeni şehir kurdum" diyerek,

Yaşadığı semtten alıp dağın başına götürmek pek adil olmaz.

Bunun, ne hakta ne adalette, ne hukukta ne de Tanrı katında yeri vardır.

Ve bahsedilen ilçelerin büyük çoğunluğu merkezi ilçeler.

Yani İstanbul"un göbeğinde olan,

Arsa ev metrekare değeri çok yüksek olan ilçeler.

Hadi bu ilçe insanlarını razı ettiniz;

Veya kanun çıkardınız yerinden yurdundan ettiniz.

Peki, boşaltılan yerlere ne yapacaksınız?

İşte en önemli soru işareti burada!

Bakırköy"ü taşıdın,

Fatih"i taşıdın,

Eline altın değerinde metrekaresi para ile ölçülemeyecek yerler geçti.

Buralara ne yapacaksınız?

İşte Sayın Bakanın, projeden önce esas açıklaması gereken konu bu.

Kentsel dönüşümden,

Şimdiye kadar mutlu olan insan sayısının azlığını,

Sulukule'nin başına gelenleri de göz önüne alırsak,

Bu projeye şüphe ile bakmamızın önünde birçok neden var.

Hem anayasamıza göre mülkiyetin DEVLET tarafından korunması diye bir madde var.

Yani Anayasamıza göre TAPU kutsaldır ve dokunulamaz.

Adam çoluğu ile çocuğu ile çalışmış,

Didinmiş Fatih"te, Bakırköy'de, Güngören'de… Vs bir ev satın almış.

Proje hazırladım,

"Ben yaptım oldu" diyerek insanları şehrin bilmem kaç km uzağındaki bir yere 

Taşıyamazsın.

Taşımaman gerekir.

Siyasetçinin görevi vatandaşın hak ve hukukunu korumak,

Onun menfaatini kollamak değil midir?

Depreme karşı bir önlem mi?

Almak istiyorsun.

Kolayı var;

Belediyelerin, Bakanlığın elindeki yetkileri sonsuz.

Yerinde, semtinde, ilçesinde yaparsın apartmanları,

Yüz kişinin yaşadığı yere, imar iznini artırıp,

İki yüz kişinin yaşayacağı evler yaparsın,

Yarısını satar maliyetini çıkarır,

İnsanlarda aslan gibi giderler kendi semtlerinde,

Eşlerini, dostlarını, komşularını kaybetmeden,

Ev sahibi olurlar işlerine devam ederler.

Adil olan budur.

Ha ille de yapacağım diyorsan,

O zaman yerinden yurdundan edeceğin insanlara bunu sorman gerekir.

Zaten bu günlerde REFERANDUM furyası var.

Orada yaşayan insanlara kendilerini dağ başına taşıyacağını,

Evlerini mülkleri kanunla ellinden alacağını,

Buna razı olup olmadıklarını sorarsın.

Karşılaşacağın manzarayı görürsün!

Yüzde kaç evet alacağını görürsün.

Özetle dostlar, deprem korkusu ile çıkarılan kanunlar,

Belediyelere verilen yetkiler,

Artık vatandaşlarımızı korkutur hale geldi.

TAPULU arazinin bile bir kıymeti-harbiyesi yoksa!

Biz hangi haktan,

Hukuktan bahsedeceğiz!

Allah aşkına!

Bakırköy"de yaşayan bir vatandaşa sordum;

"Bakırköy Halkını yeni bir şehre taşıyacaklarmış" diye.

Verdiği cevap ilginçti;

"Beni dağ başındaki bir yere taşıyacaklarına,

Bıraksınlar ben depremde, toprak altında kalıp ölmeye razıyım" dedi.

Sayın Bakanımızın bilgisine sunulur.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *