İstanbul
Kapalı
25°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Yusuf Nabi...

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

''Edep bir tac imiş nur-i Hüdadan

Giy ol tacı, emin ol her beladan''

1642 yılında, evliyalar ve enbiyalar şehri 

Şanlıurfa Ruha'da doğan Yusuf Nabi,  

osmanlı şairi ve veli bir zattır. 

İyi bir eğitim görerek büyümüştür. 

24 yaşında İstanbul'a gider ve burada eğitimine devam eder. 

Şiirleri ile tanınmaya başlar. Tekrar Halep'e

gider. Halep'te geçirdiği 25 yılda  devletin sağladığı imkânlarla sıkıntısı az 

bir hayat sürdürmüştür.. 

Eserlerinin çoğunu Halep'te geçirdiği bu yıllarda kaleme aldığı

bilinmektedir. 

Daha sonra arasının iyi olduğu,

Halep Valisi Baltacı Mehmet Paşa'nın sadrazamlığı 

döneminde, Nabi Darphane Eminliği,  

Başmukabelecilik gibi görevlerde bulundu. 

Ayrıca güzel bir sese sahip olan Nâbi'nin 

"Seyid Nuh" ismiyle bazı besteleri olduğu 

bilinir. 

Osmanlı'nın duraklama döneminde yaşamış olan Nabi'nin şiirleri didaktik olup,  

her kesimin anlaması için, sade bir uslub ile kaleme almıştır. 

Nâbi, İstanbul'da 1712, Hicri.1124'de vefat etti. 

Üsküdar'daki Karacaahmed kabristanlığına defnedildi. 

Kabri, Sultan İkinci Mahmud ve Sultan İkinci Abdülhamid Han devirlerinde

tamir edildi.

Gazel:

Bir devlet içün çarha temennadan usandık. 

Bir vasi içün ağyara müdaradan usandık

Hicran çekerek zevk-ı mülakatı unuttuk 

Mahmur olarak lezzet-i sabadan usandık

Mahmur ola ola şarabın tadından usandık.

Düşdük kati çokdan heves-i devlete amma 

Ol daiye-i dağdağa-fermadan usandık

Dil gamla dahi dest ü giribandan usanmaz 

Bir yar içün ağyar ile gavgadan usandık 

Nabi ile ol afetin ahvalini naklet 

Efsane-i Mecnun ile Leyla'dan usandık

***

Gazel Edeb'e da'vet:

Bu Gazel'in Yazılmasının Hikmeti Şöyledir;

Şair Nabi, iyi bir tasavvuf eğitimi almıştır ve peygamber efendimize aşıktır.

Padişah IV. Mehmed döneminde Hacc görevini yerine getirmek üzre,  

bir kısım devlet erkân'ıyla birlikte yola çıkar. 

Kafile Medine-i Münevvere'ye yaklaşmıştır. 

Vakit gecedir. Ra's-ul'lullah (s.a.v) efendimiz'e bir an önce ulaşma özlemiyle Nabi'nin gözüne uyku girmemiştir. 

Fakat kafiledeki bir devlet adamı, hem de ayaklarını kıbleye doğru uzatmış,  

uyumaktadır. 

Hz.Peygamber (s.a.v)'in beldesinde, edebe aykırı böyle bir gaflet 

halini bir türlü hazmedemeyen ve çok üzülen Nabi,  

içinden gelen bir ilhâm ile kasideyi söyler.

***

Sakın terk-i edebden kuy-ı

Mahbub-i Huda'dır bu Nazargah-i ilahidir,  

Makam-ı Mustafa'dır bu

Felekde mah-i nev, Babüsselam'ın 

sine-çakıdır Bunun kandili Cevza,  

matla-i ziyadır

Habib-i Kibriya'nın habgahıdır fazilette 

Tefevvuk-kerde-i Arş-ı Cenab-ı Kibriya'dır bu

Bu hâkin pertevinden oldu deycur-i adem zail

Amadan açdı mevcudat düş ceşmin tutiyadır bu

Muraat-ı edep şartıyla gir Nabi bu dergaha

Metaf-ı Kudsiyandır cilvegah-ı enbiyadır bu 

Ey Nabi:

Anlamı;

''Burası Allah'ın sevgilisinin beldesidir. 

Cenab-ı Hakk'ın nazar buyurduğu,  

Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)'nın 

makamı, Ravza-i Nebi'dir 

Bu Gökteki yeni ay, Babüs-Selam 

kapısının yüreği yanık aşığıdır.

Ayın kandili Cevza yıldızı bile ışığının 

Nur'unu ondan almaktadır.

Burası, Allah(c.c)'ın sevgilisinin 

ebedi istirahatgahının, türbesinin

bulunduğu yerdir ve fazilet bakımından 

Cenab-ı Hakk'ın izniyle onun arşına çıkartılmıştır.

Bu toprağın ziyasından,  

yokluğun karanlıkları ortadan kalktı. 

Bütün yaratılmışların görmeyen gözleri açıldı,  

çünkü bu toprak, gözlere şifa veren sürmedir.

Bu dergaha edep ölçülerini gözeterek gir. 

Çünkü; burası meleklerin tavaf ettiği ve 

Peygamberlerin tecelli ettiği bir yerdir.''

***

Nabi bu şiiri yolda yazar. 

Kafile şafak vakti Medine-i Münevvere'ye girmektedir. 

Ravza-i Mutahhara'nın minarelerinden 

sabah ezanı okunmaktadır. 

Müezzin, ezanın ardından Türkçe bir kaside 

okumaya başlar. Nabi, dikkat eder,  

okunan kendi şiiridir. 

Hemen minarenin kapısına koşar.

Müezzine; "Allah aşkına, okuduğun 

bu kasideyi nerden öğrendin", der. 

Müezzin şöyle cevap verir: 

"Bu gece rüyamda Efendimiz (s.a.v)'i 

gördüm, bana dedi ki; Ümmetimden 

Nabi adında bir şair, benim hakkımda 

şu kasideyi yazdı, hoşuma gittiği için 

bunu okumanı arzu ediyorum. 

Ben de rüyamda Efendimizden

öğrendiğim beyitleri aynen okudum.'' 

Nabi, sevincinden ne yapacağını 

şaşırır, bayılır. 

O, bu iltifata,

Ra's-ullullah Efendimiz'e duyduğu 

sevgi, edep ve muhabbetten 

dolayı nail olmuştur. 

Kaynak;tasavvuf-sairleri-ve-siirleri.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız