İstanbul
Parçalı bulutlu
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

KAPLAN KÖYÜNÜNÜN, ASIRLIK ÜLKÜCÜ KAPLAN DEDESİ

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Mehmet Sağıroğlu Dedemiz,

Sevimli mi sevimli,

Cana yakın mı yakın,

Yakışıklı mı, yakışıklı.

Özetle her türlü özelliğe ve de güzelliğe sahip.

Sevgisini gösteriyor, sohbet ediyor,

Fıkralar anlatıp, espriler yapıyor.

İzmir İli, Tire İlçesi, KAPLAN Köyünde doğup büyüyen,

Mehmet Dedemizin tevellüdü 1923.

Yani tam 95 yaşında.

Hayatına bahçıvan olarak başlamış,

Sonra bahçelerinde ürettiği doğal meyve ve de sebzeleri pazarlarda,

Satarak hayatını kazanmış.

Aynı işi şimdilerde yine yapıyor.

Onun yüzyıllık nasırlaşmış ellerinde, minicik tohumlar,

Ekiliyor,

Can buluyor.

Daha sonra da pazarlarda fide olarak insanımızın bahçelerinde hayat buluyor.

Yani dedemiz tam bir emekçi.

Asırlık çınar gibi doğal yalansız dolansız bir köy insanı.

Pazarda kurduğu tezgâha bir bakın,

İnanın imrenirsiniz, nergisin, gülün, sardunyanın, papatyanın çiçeğin her türlüsünü,

Her tonunun bulabilirsiniz.

Ayrıca asırlık dedemiz kasa kasa fideleri çiçekleri kamyonetinden,

Tek tek kendi kaldırıp kendi  indiriyor, yükleme yapıyor.

Sanırsınız 18"lik delikanlı.

Ülkücü-TÜRKÇÜ bir gelenekten gelen,

Hacı Dedemizin yüzü hep gülüyor.

İnsanda onu sevme, sarılma, hatırını sorma,

İsteği uyandırıyor.

Mehmet Dedemiz hayatında doktora hiç gitmemiş.

Aspirinden başka ilaç kullanmamış.

Hastalığı yok, şikâyeti yok, kalp damar, şeker türünde çağın hastalıkları,

Onun kapısının önünden bile geçmemiş.

Gözleri de projektör gibi.

Gözlüksüz her türlü gazete yazısını çok rahat okuyor.

Kendisine bu işin sırrını soruyoruz,

Doğal haliyle, sevimli hali ile çok net anlatıyor;

"Stresten uzak dururum.

Televizyon pek seyretmem, tartışmalara girmem, gazete bile çok gerekmedikçe okumam.

Çünkü bunlar beni geriyor, rahatsız ediyor.

Hayatım fidanlarım ve de fidelerim üzerine kurulu.

Bahçeme girince kendimi dünyanın en mutlu insanı olarak hissederim.

Sigara içmem, alkol kullanmam.

Ayran, kefir benim en önemli içeceğimdir.

Soframda yoğur, yumurta domates közde biber hiç eksik olmaz.

Eti yıllardır yiyorum.

Kuzu eti vazgeçilmezimdir.

Şekerden baldan uzak dururum sevmem.

Meyve ve sebzeye bayılırım.

Sarımsak soframın en önemli misafiridir.

Oturmayı sevmem ev de bile olsam kendime bir meşgale mutlaka bulurum."

Bunlar dedemizin söylediği, kulağa küpe alınacak türden yaşam geçmişi.

Mehmet Amcamızın iki oğlu var Ethem ile Murat.

İkisi de TÜRKÇÜ -ÜLKÜCÜ milliyetçi yiğitler.

Ve de ÜLKÜ Ocağı öğretisinden feyiz alıp vatan millet sevgilerini pekiştirmişler.

Pazarda babalarının eli ayağı olmuşlar.

Babalarının üzerine toz bile kondurmuyorlar.

Bir lafını asla iki etmiyorlar.

Dedemizin tek üzüntüsü 10 küsur yıl önce hakkın rahmetini kavuşan,

Sevgili eşi Fatma annemiz.

Onun sevgisi hala kalbinin bir köşesinde sıcaklığını koruyor.

Adı bile geçince gözleri buğulanıyor.

Özetle dostlar Ulu Önder Atatürk rahmete erdiğinde15 yaşında olan,

Asırlık bir tarih var karşımızda.

Kendisine bize bir mesajı olup olmadığını soruyorum;

"Vatanınızı sevin. Devletinizi sevin, Bayrağınızı sevin,

Ananıma babanıza saygı sevgi gösterin. Tembel olmayın.

Çalışın" diyor.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *