İstanbul
Parçalı bulutlu
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

37. OSMAN'I TANIYOR MUSUNUZ?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Pahalılık,

Geçim sıkıntısı,

Dar gelirlileri vuruyor.

İnsanların yaşam standartları,

Geçim biçimleri bile değişmeye başladı.

Emekli olup da çarşıya pazara,

Markete bakkala girdikten sonra,

Hele hele o uçmuş sebze, meyve ve de gıda fiyatlarını gördükten sonra,

Moral bozulmasına uğramamak,

Sıkıntıya girmemek mümkün değil.

Dar gelirlimiz bu günlerde sıkıntılı.

Yükselen DOLAR her şeyin fiyatını bir şekilde tetikledi.

Üç kuruşluk emekli zammı,

Buhar olup uçtu.

Tabii bu pahalılık,

Bu geçim endeksinin yüksekliği,

Bu satın alma gücünün düşmesi, insanlarımızın psikolojisini bozuyor.

Sokakta ah ile

Vah ile dolaşan,

Boş gözlerle etrafı süzen,

Seslendiğinizde duymayacak kadar kendinden geçen,

Kafayı hafif KIRMIŞ vatandaşlarımızın çoğaldığını görebilirsiniz.

37'Cİ OSMAN

İşte o tür vatandaşlardan biri de,

Sabah yürüyüşümüzde bendeniz ile

Yürüyüş arkadaşım Zafer Keskiner'e rastladı.

Görüntüsü düzgündü.

Yani karşıdan baktığınızda;

Aklı başında,

Emekli bir gariban vatandaş" diyebilirdiniz.

Ancak işin hiçte öyle olmadığını,

Bu vatandaş yanımıza yaklaşıp,

Bizimle izinsiz yol arkadaşlığına başladığında anladık.

İlk lafı Allah'ın kelamı ile oldu;

"Selamün Aleyküm".

Sonrası da başımıza geleceklerin ipucu gibiydi;

"sizi temiz yüzlü ve de uygar gördüm.

Ben sıkıntılıyım.

Bu hayat beni yordu, bitirdi.

Konuşacak birilerini arıyorum.

Beni artık dinlemeniz lazım" dedi.

Anlaşılan halkımızın garibanı emekli vatandaşımız,

Konuşacak biz de dinleyecektik.

Öyle de oldu;

"Ben SGK emeklisi OSMAN.

Büyük bir adamla yürüyorsunuz,

Grurlanın"dedi.

Biz de, Allah Allah,

Bu büyüklük nereden geliyor diye sorma gafletinde bulunduk.

Cevaplar üst üstü geldi;

"Beni adım Osman.

Lakabın 37'ci Osman.

Genç Osman'dan sonra,

Osmanlı'nın, 37'ci padişahı olacaktım,

Olamadım.

Saraya padişahı olayım dedim,

Ona da Tayip mani oldu.

Ben olamadım o oldu.

Ben Genç Osman'ın torunuyum.".

Görünen o ki anti deprasanlık bir kafayı kırmış,

Vatandaş Osman'a yakalanmıştık.

Ve bu bize pahalıya mal oldu.

Vatandaş Osman yanımızda bulunduğu 45 dakika boyunca hep konuştu.

Adeta nefes bile almıyordu.

Kendi kendine.

Mevlana'dan girdi,

Pahalılıktan çıktı,

Kenan evren Paşa'dan girdi,

Yunus Emre'ye uçtu.

Şiirler, Fuzuli'ler,

Gazaliler.

Divandan seçmeler,

Ama söylediği hiçbir kelimenin,

Bir sonra söylediği ile benzerlik,

Bütünsellik ya da anlamdaşlık yoktu.

Belli ki ne söylediğini kendisi bile bilmiyordu.

Belli ki hayat şartları onun sinir sistemini harap etmiş,

Emekli, Osmanlı torunu(!) Osman kardeşimizi,

Psikolojik bunalıma itmişti.

Ve bu bunalımın belki de O günlük kurbanı biz olmuştuk.

Ne diyelim bu geçim endeksinde,  

Allah bizim beynimize mukayyet olsun.

Osman gibilere de yardımcı olsun.

Âmin.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *