İstanbul
Parçalı bulutlu
11°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara

OSMANLI 500 MİLYAR DOLAR ÖDEDİ

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:
 
Büyüklerimiz,
"Borç yiğidin kamçısıdır" der.
Buna göre Türkiye yiğitlerin yiğidi…
Zira dünyada Türkiye gibi borcuna sadık bir ülke yok.
Türkler için borç "NAMUS" olduğundan,
Osmanlı'dan, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'ne kalan borç,
bugünün parası ile yaklaşık 500 milyar dolardı.
Yani bugünkü dış borcumuz kadardı.
Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti hem kalkınma hamlesi yaptı,
hem de borçlarını kuruşuna kadar ödeyerek tasfiye etti.
Borç batağına düşen Osmanlı batılı ülkelere;
"Düyun-u Umumiye İdaresini" kurdurarak mali yönetimini başkalarına teslim etti.
Sakın ola bazı münafıklar Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın
'16 bakanlığın kontrolü Amerikalı McKinsey şirketine verilecek' açıklamasını sulandırmasın.
Lozan Antlaşması Türkiye Cumhuriyeti'ne serbest dış ticaret politikası yürütme zorunluluğu getirdiği gibi, ithalatı kısıtlayıcı önlemler alınmamasını öngörüyordu.
Böyle olduğu için de Türkiye ekonomisi ciddi cari açık vermeye başladı.
Ne zaman ki 1929 ekonomi krizi batılı ülkelerde büyük yıkım getirdi;
Türkiye Lozan Antlaşması'nın serbest ticaret hükmünü askıya aldı.
İthalatı kısıtlayarak, devletçi ekonomi politikasına döndü.
Elbette bu önlemler ülkede ciddi rahatsızlıklara neden oldu.
Ancak bu acı reçete sonrasında
dış ticareti toparladığı gibi cari açığı denetim altına aldı.
Ve de Osmanlı mirası borçlar 1954 yılında bitirildi.
Özetle; Türkiye Cumhuriyeti bugünün parası ile yaklaşık 500 milyar dolarlık borcu öderken,
dış yardım almadı.
Sadece doğru ekonomi politikası izleyerek başarıya ulaştı.
Bugün ise yanlış ekonomi politikaları izleyerek dış borcumuzu
Osmanlı döneminden kalan borç miktarına yükselttik.
Dün ile bugünü kıyaslayacak olursak, durum pek iç açıcı değil.
Öncelikle büyüklerimizin "Cepte yok bulgur aşı, geziyor bölükbaşı" sözüne uygun davranıyoruz.
Üretime değil, ithalata dayalı ekonomi ile büyümeye çalışıyoruz.
Cari açığı frenlemek için önlem almadığımız gibi, artması için çaba harcıyoruz.
Çünkü Ankara cari açık vermeden, daha doğrusu dış borç almadan, ekonominin gelişeceğine inanmıyor.
İlginç olan bu yanlış düşüncenin sadece AKP için değil,
MHP, CHP ve IYI Parti için de geçerli olması.
Ekonominin bugünkü olumsuz görüntüsü "Al papazı, ver papazı" çekişmesinden kaynaklanmıyor.
2012 yılından beri Türk ekonomisi, derecelendirme şirketleri tarafından en kırılgan beş ülke sıralamasında gösteriliyordu.
Bu sıralamada diğer 4 ülke değişse de Türkiye'nin yeri değişmedi.
Ekonomi yöneticileri bu gerçeği bilmelerine rağmen, papaz çekişmesiyle ateşe benzin döktüler.
Dolar 4 lira civarında seyrederken Merkez Bankası faiz artırımına gitseydi
dolar 7 lira seviyelerine yükselmeyecekti.
Dünya, nefesini tutmuş Türkiye'nin yiğitliğinin ne kadar süreceğini izliyor.
Dileriz nefesimiz tıkanmaz.
Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *