Orada vurgun ve mafyalaşma var
Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın açıklamalarına bir bakalım; “100 yakın firmada denetimler yapıldı. 3 milyona yakın ceza kesildi. Bu uygulamalar hallerde yapıldı. Kayıt dışı alım satımlar keşfettik. 100 TL’ye alıp, 800 TL’ye satan vurguncuları tespit ettik. Bakanlık müfettişlerimizin denetimi devam ediyor. Vurgunculuk hallerde yapılıyor”.
Yıllardır söylüyoruz; haller, insanımızın mutfağına giden sebzeye, meyveye kan doğrayan, bu ülkenin çıban başlarıdır. Ve başta Bayrampaşa hali olmak üzere, buraları PKK tandanslı, Kürt mafyasının elindedir. Çeteleşen, kendilerine esnaf diyen bu kişiler öyle bir ağ kurmuşlardır ki, kendi yandaşlarından başkalarına hayat hakkı tanımamaktadırlar. Denetime giden bakanlık müfettişlerinin dövülmesi bundandır. Bu iş para cezası ile denetim ile hallolmaz. Bu hal olayına kökten bir çözüm bulmak gerekir.
Buralardaki kayıt dışı alım satımların önün geçilmesi gerekir. Kötü niyetli simsarlara vurgunculara 'dur' demek gerekir. Üretici makbuzları, alım satım faturaları, yalan beyanlara çok ağır cezalar gelmeli. Para cezası da pek caydırıcı olmaz. Adam sonuçta yüzde bin kazanıyor. Cezayı öder soymaya devam eder. Ruhsat iptaline kadar cezalar, işten el çektirmeye kadar varmalı. Aslında bu işin daha da ötesi var. Bir kere şu HAL mevzusu ülkemizin yıllardır kanayan bir yarası. Mutlaka ıslah edilmeli. Gerekirse buralar dağıtılıp devlet denetimli yeni bir yapılanmaya gidilmeli. Kökten çözümler olmazsa, bu bir kısım hal mafyası, Türk insanı ile alay etmeye, ekmeğine, mutfağına, kan doğramaya devam edecek.
BÖYLE KAR OLUR MU?
Nerede böyle kar var yahu! Piyasa enflasyon oranı belli. Yüzde yirmi civarlarında. Bunun anlamı alıp satacağın malı bir liraya alıp, üzerine yüzde yirmi karını koyup satabilirsin. Tabi bu insan olan toplumlar için geçerli.
HALLER DAĞITILMALI
Peki, bizim bir kısım hal mafyası ne yapıyor? Bir malı 100 TL'ye alıyor, aynı gün içinde 800 TL'ye satıyor. Bunun bir de pazarcısı, marketçisi var. Onların koyduğu karı da düşünün. Fiyatların nasıl füze gibi fırladığını görürsünüz. Bu nasıl bir getiri? Bu nasıl bir vicdan! Bu nasıl bir esnaflık! Anlamak mümkün değil. Buna fahiş fiyat da diyemeyiz. Bunun adı resmen vurgundur, bunun adı resmen Türk insanını soymaktır. Bunu yapanları deşifre etmek lazım, Para cezası yetmez. Kanunlar çıkartıp, halkı soyan bu insanları kodese tıkmak gerekir. Gerekir ki yaptıkları, onların izinden gidecek, bu işe yeltenecek başkalarına da örnek olsun. Adamlar sahayı boş bulmuşlar, atlarını istedikleri gibi koşturuyorlar. Üreticiden bile alıyorlar. Ona satıyorlar.
SOYULAN DAR GELİRLİLER
Zavallı emekli, dar gelirli, çalışan insanlarımız, bu soyguncuların sattıkları ile resmen soyuluyorlar. Soyguncular da kısa yoldan zengin oluyorlar. Görünen o ki bu mafyavari yapılanma vicdansız, insafsız ve de çıbanbaşı.
Haller yasası tekrar gözden geçirilmeli. İnsanın soyulamayacağı, alım satımların çok iyi denetleneceği, yeni bir sistemle yeni bir hal organizasyonuna gidilmeli. Yoksa bu vurgun düzeni üç beş para cezasından sonra sürer gider. Çünkü kaba bir sözcük vardır: Alışmış, kudurmuştan beterdir. Böyle yüksek kara alışmış bu bir kısım mafyavari vicdansızlardan insaf beklemek, deveye hendek atlatmakla eş değerdir.
