İstanbul
Az bulutlu
20°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Kara Şems

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

“Alimin ölümü, alemin ölümü gibidir.”

Anadolu’da yetişen büyük velilerden.

Halvetiyye yolunun kolu olan Şemsiyye Sivasiyye’nin kurucusudur.

Babasının ismi Ebü’l Berakat Muhammed’dir. Asıl ismi, Ahmed, künyesi Ebü’s-Sena, lakabı Şemseddin’dir. Kara Şems diye şöhret bulmuştur.

1519 senesinde Tokat’ın Zile İlçesi’nde doğdu.

1597 (H. 1006) senesinde Sivas’ta vefat etti.

Sivas’ta Meydan Camii avlusunda medfun olup, kabri ziyaret edilmektedir.

Türk İslam tarihindeki meşhur üç Şems’ten birisidir.

Bunlardan birincisi Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin hocası olan Şems-i Tebrizi, ikincisi İstanbul’un fethinde Fatih Sultan Mehmed Han’ın yanında bulunan Akşemseddin, üçüncüsü de III. Mehmed Han ile birlikte Eğri Seferi’ne katılan Kara Şems’tir.

Üçü de yüksek dereceler sahibidir.

Kara Şems yedi veya sekiz yaşındayken, Amasya’da bulunan Halvetiyye büyüklerinden Şeyh Hacı Hıdır’ın sohbetleriyle şereflenip, elini öptü.

Bu ziyareti, talebelerinden Receb Efendi şöyle nakleder; Hocam Kara Şems anlattı: “Babam, Ebü’l-Berakat Muhammed Efendi, Amasya’daki Habib Karamani Hazretleri’nin halifesi olan marifetler ve kerametler sahibi Hacı Hıdır’ın talebelerindendi.

Bu fakir yedi yaşındayken, babam anneme: “Oğlum Ahmed’i Şeyh’ime götürmek istiyorum, elbiselerini yıka. Yolculuk için azık ve Şeyh’ime götürebileceğim hediye hazırla” dedi.

Hazırlık yapıldıktan sonra bir kış günü babamla Zile’den Amasya’ya vardık.

Hacı Hıdır’ın huzuruyla şereflenip, ellerini öptük

. Hacı Hıdır: “Böyle kış günlerinde bu masumu ne diye getirdin..” buyurunca, babam da: “Nazarınıza muhatab olmak, şerefli sohbetinizden bereketlenmek ve hayır duanızı almak için getirdim, dedi.

Bunun üzerine Hacı Hıdır Hazretleri mübarek ellerini kaldırıp, benim yüzüme bakarak dua etti. Orada bulunanlar âmin dediler. Bu fakire gelen ihsanlar ve yükseklikler o duanın bereketiyledir.”

Ziyaret bittikten sonra Zile’ye döndü.

Tokat’ta akli ve nakli ilimleri tahsil edip yükseldikten sonra İstanbul’a gelip, Sahn-i Seman Medreseleri’nden birinde Müderris olarak vazifelendirildi.

Bir müddet ilim öğretip, talebe yetiştrimekle meşgul oldu.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız