Kentsel gelişim, veri bilimi ve kamu yönetimi uzmanlarının birlikte hazırladığı son rapor, şehirleri yalnızca teknolojik altyapılarıyla değil; kriz yönetimi becerileri, entelektüel sermaye düzeyleri ve vatandaşların yaşam kalitesine yansıyan “bilişsel verimlilik” performanslarıyla da değerlendirdi. Ortaya çıkan tablo, Türkiye adına dikkat çekici bir başarıyı gözler önüne serdi. Çünkü Türkiye’den üç büyükşehir, dünyanın en zeki şehirleri sıralamasında ilk 30’a girerek küresel ölçekte önemli bir eşik aştı.
Türkiye’den üç şehir ilk 30’da
Uluslararası endekste Türkiye’nin kentleşme kalitesi, insan kaynağı gücü ve yönetim refleksi dikkat çekti. Listede Eskişehir 15’inci, Ankara 19’uncu ve İstanbul 24’üncü sırada yer aldı. Böylece Türkiye, şehir yönetiminde yalnızca altyapı yatırımlarıyla değil; eğitim, teknoloji ve hızlı karar alma kapasitesiyle de öne çıkan ülkeler arasında gösterildi.
Zirvede ise Zürih, Singapur ve Seul yer aldı. Oslo, Canberra, Cenevre, Londra ve Kopenhag gibi şehirlerin bulunduğu listede Türk şehirlerinin kendine yer açması, özellikle yerli insan kaynağı ve kurumsal dayanıklılık açısından dikkat çekici bulundu.
Eskişehir neden öne çıktı?
Eskişehir’in başarısında en belirleyici unsur, öğrenci odaklı şehir yapısı ve yüksek bilişsel performans oldu. Kentte bulunan üç büyük üniversite, genç, dinamik ve teknolojiye hızla uyum sağlayan bir nüfus yapısını besliyor. Bu durum, Eskişehir’i birçok küresel metropolün önüne taşıdı.
Porsuk Çayı çevresindeki dönüşüm, yayalaştırılmış alanlar ve kriz anlarında sergilenen bürokratik çeviklik de araştırmada özel olarak öne çıkarıldı. Bu yönüyle Eskişehir, planlı şehircilik ve verimlilik odaklı yerel yönetim anlayışının başarılı örneklerinden biri olarak değerlendirildi.
Ayrıca Zeka Testi Merkezi’nin 1,2 milyon kişinin katılımıyla gerçekleştirdiği IQ araştırmasında Eskişehir’in 105,20 puanla Türkiye’nin bilişsel performansı en yüksek ili seçilmesi de bu tabloyu destekledi.
Ankara ve İstanbul’un yükselişindeki temel başlıklar
Ankara, akademik birikimi ve savunma sanayi ekseninde gelişen teknolojik altyapısıyla öne çıktı. Başkentin özellikle kriz dönemlerinde ürettiği pratik ve hızlı çözümler, puanını yukarı taşıyan başlıca etkenlerden biri oldu.
İstanbul ise yoğun nüfus baskısına rağmen akıllı ulaşım sistemleri, finans teknolojileri ve dijitalleşme kapasitesiyle listede güçlü bir yer edindi. Uzmanlar, İstanbul’un bu performansını “hızlı adaptasyon kapasitesi” olarak tanımlarken, büyük şehir yönetiminde esneklik ve vizyonun ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Sonuç: Türkiye şehircilikte yeni bir ligde
Eskişehir, Ankara ve İstanbul’un aynı listede yer alması, Türkiye’nin yalnızca kalabalık şehirler üreten değil; aynı zamanda akılcı, dirençli ve rekabetçi merkezler inşa eden bir ülke olma yolunda ilerlediğini gösteriyor.
