İşte Turan Emeksiz kimdir ve nasıl öldürüldü sorularının tüm yanıtları. Demokrat Parti'nin kurduğu Tahkikat Komisyonu'nu protesto etmek için İstanbul Üniversitesi'nde toplanan öğrencilere polis ateş açtı ve bu ateşte Emeksiz yaşamını yitirdi. Olay, yarım asırdan fazla bir süre tartışıldı ve ancak 2013'te gerçek yüzüyle kayıtlara geçti.
Turan Emeksiz kimdir?
Turan Emeksiz, 1940 yılında Malatya'nın Yeşilyurt ilçesine bağlı Gündüzbey mahallesinde dünyaya geldi. Babası Ahmet Emeksiz Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları'nda (TCDD) işçi olarak çalışıyordu. Annesi Zeynep Emeksiz ise ev hanımıydı. Mütevazı bir memur çocuğu olarak büyüyen Emeksiz, eğitim hayatına Malatya'da başladı.
Orman mühendisi olma hayali kuran genç Emeksiz, lise yıllarının ardından İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi sınavlarını kazandı ve İstanbul'a yerleşti. Üniversite eğitimine devam ederken Türkiye'nin siyasi atmosferi giderek gerilmeye başlamıştı. Demokrat Parti hükümeti ile muhalefet arasındaki gerilim 1960'a gelindiğinde zirveye çıkmış, üniversite gençliği de bu havadan payını almıştı.

28 Nisan 1960'ta ne oldu?
Demokrat Parti hükümeti 18 Nisan 1960 tarihinde muhalefetin ve basının faaliyetlerini soruşturmak amacıyla Tahkikat Komisyonu'nu kurdu ve birçok demokratik hakkı kısıtladı. Bu gelişme kamuoyunda büyük tepkiye yol açtı ve özellikle üniversite gençliğini sokağa döktü. 28 Nisan 1960 sabahı İstanbul Üniversitesi bahçesinde binlerce öğrencinin katıldığı bir protesto mitingi düzenlendi.
Polisin üniversite bahçesine girmesiyle olaylar tırmandı. Öğrencilerle güvenlik güçleri arasındaki çatışma Beyazıt Meydanı'na kadar uzandı. Tansiyonun yükseldiği bir anda polis kalabalığa ateş açtı. Açılan kurşunlardan biri 20 yaşındaki Orman Fakültesi öğrencisi Turan Emeksiz'i buldu. Genç öğrenci olay yerinde hayatını kaybetti. Yakın arkadaşı Yavuz Ketenci, Emeksiz'in cansız bedenini arkadaşlarının yardımıyla meydandan çıkardı. O anın fotoğrafı sonradan Türk basın tarihinin en ikonik karelerinden biri haline geldi.
"Yerden seken kurşun" iddiası 53 yıl sonra çürüdü
Dönemin Emniyet Müdürlüğü, Emeksiz'i öldüren merminin "yerden seken kurşun" olduğunu ileri sürdü. Bu iddia uzun yıllar boyunca tartışma konusu olmaya devam etti. Otopside Emeksiz'in vücudundan çıkarılan merminin başının ezik olmadığı belirlense de mesele resmi olarak bir türlü aydınlatılamadı. 2013 yılında TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu'na ulaşan devlet arşivindeki belgeler tabloyu kökten değiştirdi.
Yeni belgelerle birlikte Emeksiz'i öldüren kurşunun "yerden seken" bir mermi olmadığı, bilinçli şekilde hedef alınarak ateş edildiği resmi olarak raporlandı. Böylece 53 yıl süren tartışma nihayet açıklığa kavuştu ve Emeksiz'in ölümü kayıt düşülmüş bir cinayet olarak tarihe geçti.
Turan Emeksiz'in mirası ve hatırası
Emeksiz'in ölümü 27 Mayıs 1960 darbesine giden sürecin en önemli kıvılcımlarından biri oldu. Memleketi Malatya'da bir caddeye ve bir liseye ismi verildi. Ancak 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından cadde "Milli Egemenlik Caddesi", lise ise "Malatya Lisesi" olarak değiştirildi. 2013 yılında yoğun talepler üzerine caddenin adı yeniden Turan Emeksiz oldu. Lisenin ismi ise değişmeden kaldı.
Türkiye'nin çeşitli illerinde Emeksiz'in adını yaşatan yerler bulunuyor. İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü'nde anısına bir anıt dikildi. Ayrıca bir öğrenci yemekhanesi ve İstanbul şehir hatları vapurlarından birine de ismi verildi. Bu vapur bugün Mudanya Güzelyalı Yat Limanı'nda restoran olarak hizmet veriyor. Gaziantep'te bir mahalle, Ankara'da Irak ve Kanada Büyükelçilikleri önündeki sokak, Elazığ'ın Maden ilçesindeki bir sokak da Emeksiz'in adıyla anılıyor.
Şairlerin dizelerinde ölümsüzleşen isim
Turan Emeksiz'in ölümü Türk edebiyatında derin izler bıraktı. Nazım Hikmet, "Bir ölü yatıyor on dokuz yaşında bir delikanlı / gündüzleri güneşte geceleri yıldızların altında / İstanbul'da, Beyazıt Meydanında" dizeleriyle genç öğrencinin anısını ölümsüzleştirdi. Enver Gökçe ise "28 Nisandı Yavri Hey! Ham Meyveyi Kopardılar Dalından" dizelerinin yer aldığı meşhur ağıtını kaleme aldı. Bu şiirler sonraki yıllarda Timur Selçuk ve Ahmet Kaya gibi sanatçılar tarafından bestelendi ve nesiller boyunca söylenen marşlara dönüştü. Emeksiz, 28 Nisan'ın üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen Türkiye'deki gençlik hareketlerinin ve demokrasi mücadelesinin sembol isimlerinden biri olmaya devam ediyor.
