Kırık Mızrab Ya Muhammed (s.a.v)
Şimdi seni ananlar,
Anıyor ağlar gibi,
Ey Yetimler Yetimi,
Ey Geribler Garibi,
Düşkünlerin kanadıydın,
Yoksulların sahibi…
Nerde kaldın Ey Rasul,
Nerde kaldın Ey Nebi.
Günler ne günlerdi Ya Muhammed
Çağlar ne çağlardı?
Daha dünyaya gelmeden,
Mü'minlerin vardı.
Ve bir gün ki gaflet,
Ö, Çöller kadardı,
Halime'nin kucağında,
Abdullah'ın yetimi,
Amine'nin emaneti ağlardı!
Hatice'nin goncası
Aişe'nin gülüydü,
Ümmetinin göz bebeği,
Göklerin Rasulüydün
Elçi geldin, elçiler gönderdin,
Ruhunu Allah'a
Elini ümmetine verdin
Beçiğin, yurdun yuvan…
Mekke de bunalırsan
Medine'ye göçerdin
Vicdanlar sakat çıkmadan,
Ya Muhammed yarına
İyiliklerle gel, güzelliklerle gel,
Adem oğullarına!
Gel Ey Muhammed bahardır.
Dudaklar ardına saklı, aminlerimiz vardır,
Hac'dan döner gibi gel, Miraç'dan iner gibi gel,
Bekliyoruz yıllardır.
Arif Nihat Asya.
***
Rebiü'l-evvel ayının 12. Pazartesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan'a denk gelen gece idi.
Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerine o günün bir adeti olarak, bir çanakla kapattılar.
Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak gerekirdi.
Fakat birde baktılar ki, Peygamber Efendimiz'in üzerine konulan çanak yarılarak, ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu.
Evet; bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü batıl inanç ve adetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidayetin kainatı aydınlatması için gönderilmiş bir peygamberdi.
Aynı gece Kabe'de tapılmakta olan cansız putların çoğunun baş aşağı devrilerek, yıkıldığı görüldü. Yine aynı gece Kisra Sarayının beşik gibi sallanıp ondört balkonunun parçalanarak yerlere döküldüğü görüldü
Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen Mecusi ateşinin sönüverdiği müşahade edildi.
***
Ahmedin yıldızı...
Resul-i ekrem efendimiz, doğmadan önce ve doğduğu sırada; O'nun dünyayı teşrif etmesine alamet olarak bir çok hadiseler meydana gelmiştir:
Sevgili peygamberimizin dünyaya geldiği gece; bir yıldız doğdu. Bunu gören Yahudi alimleri, Muhammed aleyhisselamın doğduğunu anlamışlardı. Ashab-ı kiramdan Hassan bin Sabit anlatır:
Ben sekiz yaşında idim. Bir sabah vakti Yahudinin biri;
"Ey Yahudiler!" diye çığlık atarak, koşuyordu.Yahudiler; "Ne var, bu bağırman nedendir?" diyerek, yanına toplanınca, o; "Haberiniz olsun, Ahmed'in yıldızı bu gece doğdu!. Ahmed bu gece dünyaya geldi..." diye cevap verdi.
Urvet'übn'ü Zübeyr bildirdi:
"Kureyş'den bir cemaatin bir putu vardı. Yılda bir defa onu tavaf ederler, develer kesip şarap içerlerdi. Yine öyle bir gün, putun yanına vardıklarında, onu yüzüstü yere yıkılmış buldular.Kaldırdılar, yine kapandı. Bu hal üç defa tekrarlandı. Bunun üzerine etrafına iyice destek verip diktikleri sırada, şöyle bir ses işitildi:
"Bir kimse doğdu, yeryüzünde her yer harekete geldi. Ne kadar put varsa hepsi yıkıldı. Kralların korkudan kalbleri titredi!"
Bu hadise tam Resulullahın doğduğu geceye rastlıyordu.
Medayin şehrindeki İran Kisrasının sarayının on dört kulesi, burcu yıkıldı.O gece gürültüyle ve dehşetle uyanan Kisra ve halkı; yine kendilerinden bazı ileri gelenlerin gördükleri korkunç rüyaları tabir ettirdiklerinde, bunun büyük bir şeye alamet olduğunu anlamışlardı.
Yine o zaman mukaddes sayılan, Save Gölü'nün de o gece bir anda suyu çekilip kuruyuvermişti.
Şam tarafında bin yıldan beri suyu akmayan ve kurumuş olan Semave Nehri vadisi yine o gecede dolup taşarak, akmaya başladı.
Peygamber efendimizin doğduğu geceye Mevlid Gecesi denir.
Mevlid doğum zamanı demektir.
Kadir Gecesi'nden sonra en kıymetli gecedir. Bazı alimler, Kadir gecesinden de kıymetli olduğunu bildirmişlerdir.Bu gecede sevgili Peygamberimiz doğduğu için sevinenler affolunur.
Bu gün de, Müslümanların bayramı olup, neşe ve sevinç günüdür.
Nasıl sevinilmesin? Çünkü, O doğmuştu artık... Allahın sevgilisi, kainatın efendisi, alemlere rahmet olarak gönderilen peygamber...Bütün yaratılmışların ve yaratılacakların vücuda gelişinden murad olan dünyaya geldi...
Evet; Sene miladi, 571. Nisan ayının 20. günü. Pazartesi sabaha karşı. Hicri Rebiülevvel ayının 12. günü, Mekke ufukları ağarırken.
Salat'ü Selam Üzerine Olsun Ya Resulullah...S.A.V.
