Ferezdak...
Ebu Firas Hemmam b. Galib b. Sa'saa et-Temimi.
Emeviler devrinde eski üslubu devam ettiren üç büyük hiciv şairinden biri.
641 yılında Basra yakınındaki Kazıme'de varlıklı kültürlü cömert ve nüfuzlu bir ailenin çocuğu olarak, dünyaya geldi. Babası ona, amcasının da adı olan; ''Hemmam isminin küçültmeli şekliyle Hümeym'' diye hitap ederdi. Yüzü veya alt dudağı somuna benzediği için kendisine bu anlama gelen "Ferezdak" lakabı verilmiştir. Ferezdak, şairi bol bir muhitte bir bedevi genci gibi yetişerek küçük yaşta şiire başladı. On beş yaşında iken babası oğlunu Basra'ya götürerek Hz.Ali'nin huzurunda şiirlerini okumasını sağladı. Hz. Ali duygu ve düşüncesinin gelişip zenginleşmesi için ona, Kur'an ögretilmesini tavsiye etti. Bu ziyaretin şair üzerinde önemli etkisi olduğu ve şiirlerinde görülen Ehl-i beyt sevgisinin buradan geldiği anlaşılmaktadır.
Uzun bir ömür süren Ferezdak, genellikle dini vecibelere karşı ilgisiz kalmış, hayatının sonuna kadar içkiye ve eğlenceye olan düşkünlüğü devam etmiştir.
Ancak babasından devraldığı cömertlik hasletini ömür boyu sürdürmüştür. Öte yandan şeytanı hicveden şiirinde ortaya koyduğu gibi zaman zaman hayatında dindarlık dönemleri görülmüşse de bunların pek uzun sürmediği anlaşılmaktadır. Hayatının sonlarına doğru şair Tirimmah'la görüştüğü kaydedilmektedir.
Ferezdak'ın 728 yılında öldüğü ve ölümü münasebetiyle kendisi için mersiye söyleyen Cerir'in de ondan altı ay sonra vefat ettiğine dair rivayetler bulunmakla birlikte, Ebü'l-Ferecel-İsfahani Ferezdak'ın "Kazıme günü" ile 730 ilgili şiirleri bulunduğunu belirterek, bu tarihin yanlış olduğunu ve onun 732 yılında öldüğünü bir başka rivayetin de teyit ettiğini belirtir. Ferezdak'ın yetiştiği dönemde Basra önemli bir ilim ve kültür merkeziydi. Edebiyatta özellikle hicve çok önem verildiği için Ferezdak da bu sanata ilk önce hiciv şiirleriyle katıldı. Hiciv onda bir karakter haline geldiğinden kendi kabilesine mensup şairler bile onun eleştirisinden kurtulamamışlardır. Hicivlerinde merhametsizdir hasımlarını acı bir dille eleştirir adeta hakaretler yağdırır. Şiirin her türünde örnekler veren Ferezdak, fahriyyede çok başarılıdır. Bu sebeple şiirlerinin önemli bir kısmını fahriye ve hicviye teşkil eder. Bu şiirlerde kabilesini daha çok da kendini över. Devrin büyük ustası Cerir ile Ferezdak'ın karşılıklı hicivleri Arap edebiyatında "nakiza" aynı vezin ve kafiyedeki atışma şiiri, adı verilen türün en olgun örneklerini teşkil etmektedir. Üç Emevi şairi Ferezdak Cerir ve Ahtal arasında cereyan eden nakizalann asıl amacı rakip şairin hicvedilmesi olmakla beraber bu husus Ferezdak'ta kendisi kabilesi ve onun geçmişiyle övünme şeklinde ortaya çikar. Onun yaklaşık 685 yılında Cerir'le başlayan atışmaları her iki şairin aileleri arasındaki rekabetten kaynaklanmaktadır. Yaşadıkları devrin sosyal ve tarihi özelliklerini yansıtan dönemine ait çok güzel tasvirler ihtiva eden bu şiirler sadece iki şair arasında kalan basit bedevi hicvi olmakla kalmamış aynı zamanda iki şairin mensup olduğu kabileler arasında cereyan eden tarihi ve edebi birer münazara haline gelmiştir. Kırk yıl kadar süren bu yarışmada şairlerden hiçbiri diğerine üstünlük sağlayamamıştır. Ferezdak'ın kasideleri arasında en meşhur olani içinde Abdülmelik b. Mervan'ı da methettiği 125 beyitten meydana gelen bir nesible gazel başlayan ve çok başarılı medih fahr ve hiciv örnekleri ihtiva eden kasidesidir.
Ferezdak'ın Cahiliye dönemi şiirine çok benzeyen methiyeleri genellikle gazelle başlar harabe talel ve deve tasviri övdüğü kişiye kavuşmak isterken karşılaştığı güçlüklerin anlatımıyla devam eder. En çok methiyeyi kendileriyle iyi ilişkiler kurup caize ve atiyyeler aldığı Emevi ailesi mensuplari için yazmış bunlardan da en fazla Abdülmelik b. Mervan'ın çocuklarını övmüştür. Emeviler'le olan bu yakın ilişkisine rağmen, Ehl-i beyte duyduğu sevgiyi gizlememiş bu sevgisi dördüncü imam Zeynelabidin'i övdüğü meşhur kasidesinde zirveye ulaşmiştir. Bu kasideye öfkelenen Hişam b. Abdülmelik, Ferezdak'ı Mekke ile Medine arasında hapsettirmiş ancak kendisini hicveden bir kaside nazmettiğini öğrenince hicvinden korkarak, onu serbest bıraktırmıştır.
Ebu Ubeyde'den rivayet edildiğine göre Ferezdak Cerir Küseyyir ve Adi b. Ri-ka' gibi şairler Halife Süleyman b. Abdülmelik'in huzurunda bir araya geldiklerinde halife kendilerinden methiye nazmetmelerini istemiş Ferezdak'ın şiirini dinleyince ötekilere söyleyecek birşey bırakmadığını belirterek onlara söz vermemiştir.
Ferezdak divanının bir kısmı, Sultan 11. Mahmud'un Ayasofya Kütüphanesi'ne hediye ettiği yazma nüshası esas alınarak ilk defa Fransızca tercümesiyle birlikte R. Boucher tarafından neşredilmiş geri kalan kısmı ise, Joseph Hell tarafından ancak yirmi beş yıl sonra yayımlana-bilmiştir. Bu yayıma Ayasofya nüshasının tıpkıbasımı eklenmiş eserin sonuna her iki kısmın kafiye ve isim indeksleri konmuş kasideler numaralanmış ve mukaddimede yazma nüsha hakkında oldukça ayrıntılı bilgi verilmiştir.
Divan daha sonra beş divandan meydana gelen bir mecmua içinde neşredilmiştir.
Ferezdak'ın ölümünden sonra hakkında birçok eser yazılmış olmakla beraber bugün çoğunun sadece adları bilinmektedir.
