El-Hac Mehmed Refik Efendi...
Son devir Osmanlı alimlerinden. ''Yüzdokuzuncu'' Osmanlı şeyhül-İslamıdır. İsmi Refik olup, El-Hac Mehmed Refik Efendi diye bilinir. Bosnalı Hacı Abdullah Efendi'nin torunu ve Ali Efendi'nin oğludur. Bugün Yugoslavya sınırları içinde bulunan Bosna'ya bağlı Çelebipazarı kasabasında, 1813 senesinde doğdu. 1872 senesinde İstanbul'da vefât etti. Fatih Sultan Mehmed Han türbesi civarında defnedildi.
İlk öğrenimini yaparken babası vefat etti, yetim kaldı. Bosna Sarayı'na gelip hem tahsiline devam etti. Hem de şer'iyye mahkemesinde me'mur olarak, çalıştı. Bosna kadısı İspartalı Hüseyn Efendi, Mehmed Refîk'in zeka ve kabiliyetini takdir edip, 1833 senesinde İstanbul'a getirdi. Bu sırada Ispartalı Hüseyn Efendi''nin kızıyla evlendi. Zamanının alimlerinin ders meclislerinde bulunup, akli ve nakli ilimleri tahsil etti. Müzellef Ahmed Efendi'den alet ilimlerini ve dini ilimleri tahsil etti. Feraiz ilmini Mehmed Sakıb Efendi'den öğrendi. 1837 senesinde kayınpederinin Şam kadılığına ta'yini esnasında onunla birlikte Şam'a gitti. Orada Şeyh-i Ekber Muhyiddin-i Arabinin kabrini ziyaret edip, eserlerini mütalaa etti. Muhyiddin-i Arabi'yi birkaç defa rü'yasında gördü. Yine Şam'da medfûn bulunan Nakşibendiyye yolu büyüklerinden Mevlana Halid-i Bagdadi hazretlerinin seçkin talebesi, Abdülfettah-i Bagdadi Akri'nin sohbetlerinde bulunup, ona talebe oldu ve ma'nevi feyz aldı. 1838 senesinde kayınpederi Şam'da vefat edince, İstanbul'a dönüp, fıkıh ilmi tahsiline ve diğer ilmi eserleri incelemeye devam etti. Kendini daha iyi yetiştirmek için vakıflar idaresi teftiş kaleminde vazife aldı.1840 senesinde ''Fetevahane-i aliyye'de vazifelendirildi.'' 1841 senesinde Eyyub Şer'iyye mahkemesi kadı vekilliğine ta'yin edildi. 1844 senesinde Varna kadı vekilliğine gönderildi. 1845 senesinde müddetini tamamlayarak İstanbul'a dönüp, ''Fetevahane-i aliyye'' yazı işlerinde vazifelendirildi. Fetva emini Meşreb-zade Mehmed Arif Efendi'nin vazifeden ayrılması üzerine Şeyhül-İslam olan Mekki-zade Mehmed Asım Efendi tarafından imtihan edilerek, alim, fazıl ve fıkıh ilmindeki üstünlüğünden dolayı, 1846 senesinde Fetva emini olarak ta'yin edildi. Aynı sene vefat eden Mekki-zade Mustafa Asım Efendi'nin yerine Şeyhül-İslam olan Arif Hikmet Efendi de onun ilmine ve ahlâkina hayran olup, vazifesine devam etmesini istedi.
1849 senesinde; ''Haremeyn, Mekke ve Medine kadiliklarinda bulundu.'' 1853 senesinde Istanbul kadiligina getirildi. 1855 senesinde Evkaf müfettişliginde bulundu ise de, 1857 senesinde tekrar Fetva eminligi vazifesine getirildi. Ayni sene içinde Anadolu kadiaskerligine yükseldi.
1859 senesinde sevgili Peygamberimizin (s.a.v.) Ravda-i mütahherasinin ta'miri yapılıyordu. Şeyhül-İslamlık makamında toplanan alimler meclisinde Ravda-i mütahheranın kapısı üzerine; ''Benim mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Haram hariç diğer mescidlerde kılınan bin namazdan daha efdaldir'' hadis-i şerifinin yazilmasini teklif etti. Bu teklif alimler meclisinde kabûl edildi. Bu vesileyle, Sultan Abdülmecid Han'ın takdir ve tasvibini kazandı.1865 senesinde Şer'iyye Hâkimleri Seçim Meclisi başkanligi vazifesiyle birlikte, ''Meclis-i Vâlây-ı Ahkâm-ı Adliyye'' üyeliğine getirildi. Aynı sene içinde Hicaz'a giderek hac ibadetini İfa edip, Peygamber efendimizin (s.a.v.) mübarek kabrini ziyaret etmekle şereflendi. Bu sebeple ''El-Hac'' ünvanıyla anıldı.Humma hastalığına yakalanarak, . Bu hastalıktan kurtulamadı. Kabri, sur dışında Mustafa Paşa dergahındaki Şeyhülislam Meşreb-zade Mehmed Arif Efendi'nin kabri yanında hazırlandı. Ancak, Padişah Sultan Abdülaziz Han'ın emri ile Fatih Sultan Mehmed Han türbesi civarında defnedildi.
Mezar taşinda, Sami Paşa'nın söylediği;
''Ebuyu abayı emcad tarihe etti imdad,
Gitti Refik Efendi dergah-ı la yezale''
beyti yazılıdır.
