Askeri İmamlar...
Yeniçeri Ocağı imamına ''imam-ı hazret-i ağa'', veya ''ocak imamı'' denilirdi. Bu makama, ocaktan yetişen, Orta Camii'ndeki müderristen ders alan, Ağa Kapısı Camii'nin beş müezzininden en yetkilisi tayin edilirdi. Ocak imami, bu camide namaz kildirir ve seferlere yeniçeri agasiyla beraber katilirdi. Yine onunla birlikte ayda bir defa sadrazami ziyarete gider, bayramlarda da padişahin muayede merasiminde bulunurdu.
III. Selim'in kurduğu Nizam-ı Cedid ordusunda uygulanmak üzere hazırlanan Levent Çiftliği Kanunnamesi'nde her bölüğe birer imam tayin edilmesi, askerlerin cemaatle namaz kılmaları ve Birgivi Risalesi'ni okumaları hükme bağlanmıştı. Yeniçeri Ocağı'nın II. Mahmud tarafından 1826 yılında kaldırılmasından sonra onun yerine kurulan; ''Asakir-i Mansure-i Muhammediyye'' adlı teşkilata getirilen dini eğitim tedbirleri ise, şunlardı:
''Her bölük için bir mektep açılacak, buralarda her gün Kur'an-ı Kerim ve ilmihal dersleri verilecektir. Neferlerin beş vakit namazı cemaatle kılmaları için her safa birer imam tayin edilecektir.''
Asakir-i Mansure-i Muhammediyye alaylarının birinci taburlarında görev yapan alay imamları, din hizmetlerini yürütüp ahlaki bilgiler veren, cemaate namaz kıldıran, cenaze işleriyle ilgilenen özel üniformalı askeri memurlardı ve görev yaptıkları birliğin her türlü dini işlerinden sorumluydular. 30 kuruş olan maaşlarına; ''kisve-baha'' adıyla 30 kuruş daha zam yapılmış, kılık ve kıyafetleri belli bir nizama sokulmuştu. Protokolde yüzbaşıdan önce kolağasından sonra gelen alay imamları terfi ederek; ''alay müftüsü'' olurlardı. Alay müftülerinin protokoldeki yerleri alay emini'nin altında ve kolağasının üstünde idi. Tanzimat'tan sonra kadroları lağvedilen ''ordu şeyhleri'' ise, özellikle savaş zamaninda askerin moralini yükseltmekle görevli idiler.
Yeniçeri Ocagi'nın kaldırılmasından sonra kurulmasına çalışılan modern orduda, önemli yeri bulunan ve daha sonra da Birinci Ordu'nun temelini teşkil eden ''Muallem Bostaniyan-ı Hassa Ocağı'nın 31 Mart 1827 tarihli nizamnamesinde belirtildiğine göre, eskiden görevli olan imamlar, yeni nizama göre her bölük yeniden tayin edilecek ve bunlar yetmezse ocağın hafız-ı kütübü tarafından imtihanla dışarıdan din görevlisi seçilecekti. İmamlar namazların cemaatle kılınmasını sağlayacak, hafız-ı kütübden ders okuyacak, buna ilave olarak da askerlere günde birer kere Kur'an-ı Kerim ve ilmihal dersleri vereceklerdi.
Çanakkale Savaşı'nın en yoğun yaşandığı günlerden olan 8 Ağustos 1915 günü, Çanakkale Boğazı'nda bir İngiliz denizaltısının batırdığı Barbaros Hayreddin zırhlısında verilen şehitlerden biri de, gemi imamı Tataylı Süleymanoğlu Mehmed Efendi idi. Çanakkale savaşlarında 73 . Alay müftüsü, Ali Rıza Efendi çarpışmaların en fazla kızıştığı an, askeri düşmana karşı cesaretlendirirken, makineli tüfek ateşiyle şehitlik mertebesine ulaşmıştı. En kanlı muharebelerin geçtiği Kerevizdere bölgesinde görev yapan 42. Piyade Alayı'nın müftüsü, çarpışmaların en fazla şiddetlendiği ve subayların çoğunun şehit olduğu bir anda alayın başına geçerek, askerleri hücuma kaldırmış ve düşmana geçit vermemişti.
97. Alay müftüsü; Ismail Hakki Efendi de yine birliginin başinda şehit olan din görevlilerinden biri idi. Balkan Savaşi'nin sona ermesinden sonra birligiyle birlikte Dogu Anadolu'ya gönderilmiş; o dönemin şartlarinda ailesiyle birlikte tam 2500 km. yol katederek, görev yeri olan Van'a ulaşmişti. Bölgeye gelişinin hemen akabinde Dünya Savaşi'nin başlamiş, o da birligi ile birlikte Köprüköy-Erzurum cephesinde Ruslar'la savaşirken 21 Şubat 1915 günü şehit düşmüştü... Balkan ve I. Dünya savaşlarinda alay müftüsü olarak çeşitli cephelerde vazife yapan Giresunlu Mustafa Zeki Kurdoglu da, Kurtuluş savaşinda Garp cephesi fahri vaizi olarak görev yapmiş ve takdirnameler almiş bir din görevlisiydi...
Galiçya cephesinde de alay müftüsü Hasan Fehmi Efendi, 17 Eylül muharebesinde birinci hatlarımıza kadar giren Ruslar'a karşı hücuma hazırlanan ve evlatları gibi sevdiği askerlerinin önüne geçmiş, düşmana karşı hücuma geçen birliklerimizin başında tekbirler getirerek, hücum etmiştir. ''Allah'u Ekber'' nidalarıyla düşmana karşı yüreklendirdiği askerleriyle beraber koşan Hasan Fehmi Efendi, bir top mermisiyle şehit olmuştur.
