İstanbul
Parçalı bulutlu
12°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

İSTANBUL'DA YAŞAYAN HERKES TEHLİKEDE!

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Sen istediğin kadar kendini yırt! Onlar yine de bildiklerinden vazgeçmiyor!

"Koronavirüs" diyorsun, "Bana ne" diyor!

"Ölürsün" diyorsun, "Bana bir şey olmaz" diyor!

"Herkesi hasta edersin" diyorsun, "Amaan sende" diyor!

"Allah aşkına" diye yalvarıyorsun, oralı bile olmuyor!

Sert bir şekilde söylüyorsun, kavga çıkarıyor!

Hadi bunlara aldırmıyor; "Bak koskoca bakan bile neler anlatıyor" desen de yok faydası; olmuyor.

Bu kendini bilmezler sokaklarda gezdikçe, otobüslere, metrobüslere bindikçe, kafelerde, lokantalarda oturdukça İstanbul bu koronavirüs belasından kurtulamayacak.

Tam tersine... Böyle giderse bütün İstanbul koronavirüse yakalanacak!

***

Günün herhangi bir saatinde, herhangi bir duraktan metrobüse binin. Bakın bakalım kaç kişide maske var?

Artık toplu taşıma araçlarında bizden çok olmalarına alıştığımız Arapça konuşan arkadaşların çoğunda yok mesela. Olanlar da bağıra bağıra konuştukları telefonları çalınca maskeleri hoop çene altına indiriyorlar. Sen "Maskeni" kapa diyorsun, Türkçe bilmediğini, anlamadığını söylüyor. Sen anlatana kadar zaten iş işten geçiyor!

Gençlerimiz dersen... Gençliğine güvenip de maskelerini kollarında taşıyanların sayısı az değil.

Yaşlılarımız dersen... Onlar başka bir alem!

Geçen gün içinde bulunduğum minübüse 70-75 yaşlarında bir amca bindi. Maskesi çenesinin altındaydı.

İşten döndüğü yüzündeki yorgunluktan okunan 30'lu yaşlarındaki bir kadın kalkıp yer verdi. Aralarında geçen konuşma inanılmazdı:

- Geç amca, geç otur!

- Sağol kızım!

- Yalnız şu maskeni düzgün takar mısın amca?

- Amaan kızım yaa! Bu yaştan sonra ne takayım! Ölsem n'olur, kalsam n'olur!

- (Kadın kızarak) İyi de amca, ben daha gencim, evde çocuğum bekliyor. Ben ölmek istemiyorum!

Amca yine de takmayacaktı da, iri yarı minübüs şoförü sert bir şekilde uyarınca maskeyi ağzının ve burnunun üstüne getirdi.

***

Bunlar benim gördüklerimden bir kaçı. Daha kimbilir böyle kaç olay yaşanıyor. Korona aramızda kol geziyor!

Zaten sürekli etrafımdan haberler geliyor.

Şu okulda korona, şu işyeyerinde korona, sağda korona, solda korona...

Herhangi bir tanıdığı koronaya yakalanmayan kimse kalmadı İstanbul'da...

Çember giderek daralıyor.

Eğer "önlem" demiyorum, "yasaklar" getirilmezse tüm İstanbul koronaya yakalanacak.

Çünkü ricadan, Allah aşkınadan anlamayan bu duyarsız insanlar ancak "Yassak hemşerim" deyip, yaptırım uygulayınca anlıyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız