İstanbul
Parçalı bulutlu
9°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

NATO ANGAJMAN KURALLARI

YAYINLAMA:

Etrafımıza bakıyoruz.

Ateş çemberi.

Devasa savaş makineleri, göklerde, denizde, yerde.

Ateş kusuyorlar.

Kan döküyorlar.

Can alıyorlar.

Ve insan kendi kendine soruyor:

Suriye’yi darmadağın ettiler.

Körfez savaşlarında Irak’ı dağıttılar.

Yahudi-Arap savaşlarında Mısır’ı, Ürdün’ü.

Suudileri dağıttılar.

Bu bölgede saldırıya uğramayan Müslüman ülke olarak bir tek Türkiye kaldı.

Sırada biz var mıyız?

NATO bizi korur mu?

Yoksa uzaktan seyreder mi?

Bay Makron Kıbrıs’ta.

Stratejik savunma anlaşması imzaladığı dostlarını korumak için geldiğini söylüyor.

O ülke kim?

Yunanistan.

Türkiye’nin adını anmıyor.

Peki, bu puslu ortamda Yunanistan’ın belli hedefler peşinde koştuğu görülüyor.

Fırsatı ganimet sayıp adaları silahlandırıyor.

Kıbrıs’ta silah yığınağı, asker yığınağı, Haçlı yığınağı var.

Belli ki bir hedefe doğru ilerliyoruz.

Peki, bir Türk-Yunan çatışmasında NATO’nun tavrı ne olur?

Bunu kurmay aklı olan komutana sordum.

Cevap şöyle:

“NATO’da angajman kuralları var.

NATO ülkeleri birbirine silah çekemezler.

Saldıramazlar.”

Peki, Kıbrıs’ta ne olur?

“Yunan, Fransız devreye girmez,

Rum Millî Muhafız Ordusu ile saldırabilirler.

Bu ordu el altından destek görür.”

Görünen o ki dostlar, bu günlerde Kıbrıs’ın önemi çok daha fazla arttı.

Akdeniz ortasında bir amiral gemisi, bir uçak gemisi ve emperyalistlerin bir üs gemisi gibi görünüyor.

Buralarda da bir şeyler olabilir.

Şimdi değilse bile, önümüzdeki aylarda, yıllarda.

Devletlerin başkanlarının “Dostum, canım ciğerim” türündeki boş sözlerine pek aldırmamakta yarar var.

Ülke kaderimizi Trump timsah gözyaşı türündeki dostluk sözlerine bağlayamayız.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın serzenişleri, “Hazırlıklıyız, akıllarını başlarına alsınlar” türündeki söylemleri, devlet aklı olarak bir şeylerin farkında olduklarını gösteriyor.

Bu nedir?

Tabii ki Rum, Yunan, Siyonist, Fransa ve de ABD tehlikesi.

Zaman çok şeylere gebe.

Sevelim sevmeyelim.

Ama Tayyip Erdoğan bunları görerek iyi bir lider olduğunu gösterdi.

Ve savunma sanayinde güzel işler yaptı.

Ve Türkiye’nin bu savunma hamleleri İsrail’in dikkatini çekiyor.

Büyük İsrail projesinde kendilerinin önünde durabilecek tek İslam ülkesi olarak Türkiye kaldı.

Onun için savunma sanayimiz zirveye çıkmadan, beşinci nesil KAAN envantere girmeden acele edebilir.

Ve de son savaşlarda gördük ki, Atatürk’ün dediği gibi, istikbalimiz göklerdedir.

Göklere hâkim olan hükümran olur.

ABD destekli 8 milyonluk bir avuç Siyonist’in tüm Ortadoğu bölgesinin başında Demokles’in kılıcı gibi durması hava kuvvetleri sayesindedir.

Şu beşinci nesil KAAN projesini bütün imkânlarımızı kullanarak bitirmek zorundayız.

Şimdilerde ondan önemli bir şey yok. 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız