Felaketlere Sabırlı Olmak...
Müslüman, başına gelen her olayda bir hikmetin bulunduğunu, ilk bakışta aleyhine görünen hususlarda bile, Allah'ın kendisi için hayır murat ettiğini düşünmelidir.Bu konuda; "Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilemezsiniz." buyurmaktadır.
''Mü'minler, başlarına gelecek açlık, kıtlık, mal mülk ziyanı, tabiî afetler, salgın hastalıklar gibi sıkıntılar karşısında imtihan geçirebilirler.'' Müslümanlar, sabır ve metanetleri, Allah'a olan güvenleri ile bu ağır sınavı kazanmak durumundadırlar.
Bu hususta Allah şöyle buyuruyor: "Mallarınız ve canlarınız hakkında imtihan olacaksınız. Sizden evvel kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan da çok incitici sözler duyacaksınız.Eğer sabreder sakınırsanız, işte bunlar yapmağa değer işlerdir."
SABRETMEYEN İNSAN HUZURSUZ OLUR:
Maruz kaldığı felaketin acısının üzerine, bir de isyanı sebebiyle günaha girer ve sabır sevabından mahrum olur.Bunun karşılığında maddi olarak, hiçbir şey de elde edemez. Çünkü; ölenler ölmüş, kaybolanlar kaybolmuştur. Bunları geri getirmek mümkün değildir. Ancak insan sabrederse, gerekli tedbirleri alır. Allah'a dua ederse, Allah'ın gösterdiği bir yola tâbi olursa sevap kazanır ve Allah'ın yardımına mazhar olur.
Musibetlere sabır oldukça zordur: Bu sebeple sevabı da çoktur.
Allah sabredenlerin müjdelenmesini Hz.Peygamberden istemektedir.Şu ayet felaketler karşısında müslüma'nın nasıl davranması gerektiğine işaret edilmektedir:
"Ey Muhammed! Sabredenleri müjdele. Onlara bir musibet isabet ettiği zaman; "Biz Allah içiniz ve biz O'na döneceğiz" derler. "Biz Allah içiniz ve O'na döneceğiz" gerçeğini, müslüman daima akılda bulundurmalıdır. Kur'an, musibetler karşısında teslimiyet gösterip Rablerine sığınanlara, mükafatların en güzeli olan Rablerinden bağışlanma ve sabredenlere mükafatlarının hesapsız verileceğini bildirmektedir.
Musibetlere sabır; ''mü'minlerin Allah katında derecelerinin yükselmesine vesile olur.'' Hz. Aişe, Peygamber efendimizden naklen şunları söylemiştir: "Mü'minlere bir diken ve ondan daha küçük bir şey isabet etmez ki, bu yüzden Allah onların mertebesini bir derece yükseltmiş ve bir günahını silmemiş olsun." Bir müslümana bir diken hatta daha küçük bir şey batsa, Allah onu bu yüzden bir derece yükseltir ve onun bir günahını affeder.
Müslümanların başına gelen her türlü sıkıntı ve musibetlerin, hatalarının keffareti olacağı Hz. Peygamberin şu sözüyle ifade edilmiştir: "Mü'mine isabet eden her hastalık, yorgunluk, üzüntü ve keder mutlaka günahlarına kefaret olur."
Bu konuyu Sevgili Peygamberimizin bir başka hadisi ile noktalayalım:
"Ne acaiptir müminin işi! Gerçekten onun her işi hayırdır. Bu hal, müminden başka hiçbir kimse için böyle değildir. Eğer ona sevinç verici bir şey isabet ederse şükreder. Bu da kendisi için bir hayır olur. Eğer ona zarar ve ziyan verecek bir şey isabet ederse sabreder, bu da kendisi için hayır olur".
DUA...
Deprem gibi felaket anlarında yapılması gereken en önemli işlerden birisi de Cenab-ı Hak'ka dua etmektir. Dua; Hz. Peygamberin ifadesiyle "ibadetlerin özü"dür.Dua, sınırlı varlık olan insanın mutlak güç sahibi Allah'tan yardım istemesidir. Dua, isteme anlamlarının ötesinde, kulluk espirisi içinde, Allah'ın rablık ve ilahlık hakikatine en köklü bir sığınma hadisesidir.Deki, "Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin!" ayeti buna işaret eder.
Güzel ülkemiz, bir taraftan kanlı terör örgütü ile mücadele ederken, bir taraftan Van ve çevresine aniden gelen deprem felaketi ile karşı karşıya gelmiştir.Güçlü bir devlet olduğumuz kadar, çok güçlü bir milletiz. Allah'ın izni ile kardeşlerimizin bu geçirdiği felaketinde üstünden geleceğiz.
Kardeş olarak, onların acıları bizim acımızdır.Ekmeğimizi paylaşıp, gönüllerimizi birleştirip, bu felaket'ten zarar gören kardeşlerimiz de selamete kavuşuncaya kadar yanlarındayız, biriz, beraberiz.
Böylece hayatını kaybeden kardeşlerize Allah'tan rahmet, yaralı olanlara acil şifalar dilerken, Rahim ve Rahman olan Allah'ım, Vatanımızı ve Milletimizi bu gibi görünmeyen afetlerden emin ve muhafaza buyursun...
