TOPLUMUMUZDAN, İÇ ACITAN MANZARALAR
Günlük yaşamımızda bazı sahneler bazen
İçimizi acıtıyor.
Yerinde olmak istemediğimiz anlar oluyor.
Soğuk havalarda aç gezen,
Elinde avucunda olmayan.
Sokak aralarında kuytu yerlerde üşüyen
Titreyen muhtaç insanlarımız.
Yer Tozkoparan’da bir market önü.
Hava sıcaklığı 4 derece.
Hafiften yağmur çiseliyor.
Eski püskü urbalarla sarınmış, sarmalanmış,
40-45 yaşlarda bir garip vatandaş;
Abdurrahman…
Önünde bir boyacı sandığı.
Hava buz kesiyor.
Ama Abdürrahman hiçbir şeye aldırış etmiyor.
O ekmeğinin peşinde.
Tesadüf o ki benim de akşam bir düğüne gitmem gerekiyor.
Yani ayakkabılarımın da boyanması elzem.
Ayağımı sandığa koyuyorum.
Ve acılı hayat hikâyesini dinlemeye başlıyorum.
Abdurrahman kentsel dönüşüm, Tozkoparan mağdurlarından.
İki yıl önce 25 yıldır cüzi bir bedelle kirada oturduğu evini yıkmışlar.
Etrafta kesesine uygun bir ev bulamadığından,
Esenyurt’ta bir gecekonduya taşınmış.
Abdurrahman 4,7,10 yaşında olan üç çocuk sahibi.
Kendisi göz özürlü.
Gözleri yüzde otuz görüyor.
Devletin kendisine ödediği bir paranın dışında
Başka hiçbir geliri yok,
Kendisi dâhil evde 5 boğaz.
Bunların yemeleri, içmeleri, karınlarının doymaları lazım.
Eşi fırsat buldukça çocuklarını en büyük ablalarına teslim ederek,
Ev temizliğine gidiyor.
Abdurrahman eski müşterileri, Tozkoparan da olduğu için,
Kar, kış, sıcak yağmur, çamur demeden her gün,
Esenyurt’tan, Tozkoparan’a gidiyor.
Ekmek parası için.
Bazen yaptığı iş yol parasını bile karşılamıyor.
Çiseleyen yağmur altında ayakkabı boyuyor.
Soğuk ve yağmur hücrelerine kadar işlese de,
Orada oturup ekmek parası çıkarmak zorunda.
Çünkü…
Gecekondunun kirası var, sobası, odunu, elektriği, suyu var.
Evin masrafı var.
Hatta az da olsa çocuklarının okul masrafı var
Bir baba olarak bir şekilde bunları göğüslemesi lazım.
Mehmet Pekün’ü zor dostum zor şarkısında olduğu gibi.
Özetle dostlar Abdurrahman’ın durumu,
Toplumumuzda iç acıtan manzaralardan.
Abdurrahman’ın son sözleri de öyleydi;
“Ağabey evde o üç yavru olduğu müddetçe.
Kör de olsam, aç da olsam, hasta da olsam,
Bu yağmurun hatta karın altında ekmek paramı kazanmak zorundayım.
Çünkü bu Yüzde yetmiş KÖR halimle,
Yapabileceğim başka bir iş yok”.
Ne diyelim.
Yüce Tanrı bu garip kulunun yardımcısı olsun.
