İstanbul
Parçalı bulutlu
20°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

TOPLUMUMUZDAN, İÇ ACITAN MANZARALAR

YAYINLAMA:

Günlük yaşamımızda bazı sahneler bazen

İçimizi acıtıyor.

Yerinde olmak istemediğimiz anlar oluyor.

Soğuk havalarda aç gezen,

Elinde avucunda olmayan.

Sokak aralarında kuytu yerlerde üşüyen

Titreyen muhtaç insanlarımız.

Yer Tozkoparan’da bir market önü.

Hava sıcaklığı 4 derece.

Hafiften yağmur çiseliyor.

Eski püskü urbalarla sarınmış, sarmalanmış,

40-45 yaşlarda bir garip vatandaş;

Abdurrahman…

Önünde bir boyacı sandığı.

Hava buz kesiyor.

Ama Abdürrahman hiçbir şeye aldırış etmiyor.

O ekmeğinin peşinde.

Tesadüf o ki benim de akşam bir düğüne gitmem gerekiyor.

Yani ayakkabılarımın da boyanması elzem.

Ayağımı sandığa koyuyorum.

Ve acılı hayat hikâyesini dinlemeye başlıyorum.

Abdurrahman kentsel dönüşüm, Tozkoparan mağdurlarından.

İki yıl önce 25 yıldır cüzi bir bedelle kirada oturduğu evini yıkmışlar.

Etrafta kesesine uygun bir ev bulamadığından,

Esenyurt’ta bir gecekonduya taşınmış.

Abdurrahman 4,7,10 yaşında olan üç çocuk sahibi.

Kendisi göz özürlü.

Gözleri yüzde otuz görüyor.

Devletin kendisine ödediği bir paranın dışında 

Başka hiçbir geliri yok,

Kendisi dâhil evde 5 boğaz.

Bunların yemeleri, içmeleri, karınlarının doymaları lazım.

Eşi fırsat buldukça çocuklarını en büyük ablalarına teslim ederek,

Ev temizliğine gidiyor.

Abdurrahman eski müşterileri, Tozkoparan da olduğu için,

Kar, kış, sıcak yağmur, çamur demeden her gün,

Esenyurt’tan, Tozkoparan’a gidiyor.

Ekmek parası için.

Bazen yaptığı iş yol parasını bile karşılamıyor.

Çiseleyen yağmur altında ayakkabı boyuyor.

Soğuk ve yağmur hücrelerine kadar işlese de,

Orada oturup ekmek parası çıkarmak zorunda.

Çünkü…

Gecekondunun kirası var, sobası, odunu, elektriği, suyu var.

Evin masrafı var.

Hatta az da olsa çocuklarının okul masrafı var

Bir baba olarak bir şekilde bunları göğüslemesi lazım.

Mehmet Pekün’ü zor dostum zor şarkısında olduğu gibi.

Özetle dostlar Abdurrahman’ın durumu,

Toplumumuzda iç acıtan manzaralardan.

Abdurrahman’ın son sözleri de öyleydi;

“Ağabey evde o üç yavru olduğu müddetçe.

Kör de olsam, aç da olsam, hasta da olsam,

Bu yağmurun hatta karın altında ekmek paramı kazanmak zorundayım.

Çünkü bu Yüzde yetmiş KÖR halimle,

Yapabileceğim başka bir iş yok”.

Ne diyelim.

Yüce Tanrı bu garip kulunun yardımcısı olsun.

 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız